27 Temmuz 2009 Pazartesi

İş ve Özel Yaşamda Başarının Sırrı

Degerli Dostlar merhaba

İş ve Özel Yaşamda Başarının Sırrı; Duyarlılık
Pozitif bilimler dediğimiz fizik, kimya, matematik gibi bilim dallarında neden sonuç ilişkisi tüm örgüyü anlamak ve açıklamak için yeterli olsa da, konu insan olduğunda neden sonuç ilişkileri maalesef bir yerden sonra gerekli açıklamayı üretemiyor.
Klasik neden sonuç ilişkisi ile açıklama örneğin şu sorulara cevap bulamıyor;
1) Nasıl oluyor da, bir iş takımı içinde tüm insanlar aynı eğitim seviyesine sahip olmalarına rağmen bazıları daha ön plana çıkıyor ve daha başarı oluyor,
2) Nasıl oluyor da, belli bir süre performansı düşük olan bir grup insan, yöneticileri değiştiğinde ya da gruba yeni bir üye katıldığında üstün performanslı bir takım halini alıyor,
3) Ya da nasıl oluyor da, bir süre öncesine kadar (dış dünya koşulları değişmediği halde) kendimizi işe karşı isteksiz hissederken, bugün içimiz işleri bir an önce bitirmek ve düzenleme isteği ile doluyor.
İşte klasik neden sonuç ilişkisi içinde tam cevap bulunamayan bu ifadeler, işin içine insan duyguları girdiğinde kendi cevaplarını buluyorlar.
Beyin üzerine yapılan araştırmalar şunu söylüyor ki; beyin bilişsel süreçlere paralel olarak duygusal süreçleri de işliyor ve her bilişsel tepki ile birlikte bir duygusal tepki de üretiyor.
İşte bu nedenle iş ve özel yaşamda başarılı olabilmek için bilişsel süreçlere odaklandığımız kadar, aynı zamanda kendimizin ve çevremizin duygusal süreçlerine de odaklanmalıyız. Yani, sadece yapılan işler, rakamlar ve sonuçlarla ilgilenmek sistemi bir yere kadar çalıştırsa da üstün performans elde etmek için bunların ilerisine geçmek, kendi iç yaşantılarımızla birlikte kişiler arası ilişkilerde karşımızdakini iç yaşantılarını anlamaya çalışmalıyız.
Biliyorum, şu anda söylediklerim size biraz yabancı geliyor ancak şöyle bir geriye doğru gittiğinizde;
1) İş arkadaşınızla acı tatlı olayları paylaştığınızda aranızdaki ilişkinin daha iyiye gittiğini,
2) Zor bir gününüzde iş arkadaşlarınızı yanınızda hissettiğinizde günün daha kolay geçtiğini,
3) İş arkadaşlarınızın size samimi ilgi ve desteğini hissettiğiniz iş yerlerinde daha uzun süre çalıştığınızı,
4) Birlikte çalıştığınız ve işe yeni başlayan arkadaşlarınızın sizin samimi desteğinizi hissettiklerinde daha güler yüzlü ve motive olduklarını
Hatırlayacağınızı düşünüyorum.
Ve biraz daha kendinizi zorladığınızda, insanın kendisinin ve çevresindekilerin duygu ve düşüncelerine gösterdiği hassasiyet ve ilgi olarak tanımlayabileceğimiz “duyarlılığın” ne kadar etkili sonuçlar doğurduğuna dair kanıtları arttırabileceğinize inanıyorum.
Peki, iş ve özel yaşamdaki katkısı için örnekleri çoğaltabileceğimiz “Duyarlı” yaklaşımı geliştirmek için ne yapmalıyız?
1) Öncelikle kendi davranış ve tepkilerimiz konusunda düşünmeye başlamak sağlıklı bir ilk adım olacaktır,
2) Kendimizi rahat ve motive olmuş hissettiğimiz süreçler ile bunun tam tersi süreçlerde “Neden böyle?” sorusunu sormak bize yeni ufuklar açacak cevaplar üretmekte yararlı olacaktır.
3) Çevremizdekilerle samimi ilişkiler kurmak için açık ve net girişimlerde bulunmak sağlıklı geri bildirimler almak için önemli bir diğer adımdır.
4) Eleştirilere açık olmak, bu eleştirilerde gerçek paylarını araştırmak kendimize yönelik bakış geliştirmemizde diğer önemli bir adım olacaktır.
5) Son olarak da çevremizdeki insanlarla samimi olarak ilgilenmek ve en önemlisi onları dinlemek, kendimizi onların yerine nasıl bir bakış açısı ile hareket ettiklerini anlamaya çalışmak duyarlılık geliştirme sürecimizde bize yardımcı olacaktır.
alıntı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder