Önsöz
Adamak nedir? İnsan adadığında kan akıtmayı düşünür. Ya ölüm ya da kalım demek bu. Kendimi adamak daha büyük bir şey. Hazreti İbrahim’in oğlu Hazreti İsmail’i adaması gibi. Ya da ben bunu ne olursa olsun yapacağım demek gibi.
Adamak kelimesinin anlam bulması bu şekilde oluyorsa, kim tutabilir ki bizi. Adanmışlık bize cesaret verir. Aslında bizi engelleyen en büyük şey de sonradan öğrenmiş olduğumuz korkularımız.
Korkmasaydım ne yapardım diye sorabiliyor muyuz kendimize?
Sorabiliriz. Peki ya cevabını alabiliyor muyuz?
Adanmışlığın cesaret verdiği nokta buradadır. Bütün korkularımızın üzerine gidebiliriz. Cesaretile korku arasında herkesin de bildiği gibi incecik bir nokta vardır.
Hayatınız da kendinizi adayacak bir konu bulana kadar hayalet gibi dolaşır durursunuz. Ne zaman ki kendinizi adayacak bir amaç bulursunuz işte o an hayatınız gerçekleşir.
Hayatınızı gerçekleştirirken ihtiyaç duyacağınız en büyük şey de cesarettir. Önceden de cesursunuzdur ancak adanmışlık size öyle bir güç verir ki, her şeyi yapabileceğinizi, bütün ağır yüklerin altından kalkabileceğinizi düşünürsünüz. Ölüm riski de dâhil olmak üzere her riski üstlenebileceğinizi bilirsiniz. Gerçekten ölmek dışında her türlü riskin altına girebilirsiniz.
ADANMIŞLIĞIN CESARETLENDİREN GÜCÜ, hayatımın amacına da uygun oldu. Hayatımın amacını belirlerken insanlara yardımcı olmayı seçmiştim. Bu seçimin sonucun da aklıma gelen ise bunu nasıl yapabileceğimdi. İşte böyle yapacaktım. Adanmışlığın cesaretlendiren gücünü kullanmalarını sağlayacaktım.
Kitabı okumaya başladığın şu anda ilk olarak yapmak istediğim seninle aynı platformda olmaya çalışmak. Bu yüzden birçok soru ve kavramlar getireceğim karşına. Daha sonra ise bir yolculuğa çıkacak ve fikrimi bu yolculuk sırasında karşılaştığım kişilere anlatacağım. Sen de bu yolculuk sırasında birçok kişi ve fikirleriyle tanışacaksın. Burada yer alan kişiler tamamıyla hayal ürünüdür. Gidilebilecek yerler ise gerçek. Orada var olanların birçoğu da gerçek yerler ve mekanlardır. Anlatılan hikayeler benim size vermek istediğim mesajları iletme yöntemimdir. Hazır olduğunuzda yola çıkabiliriz. Ancak yola çıkmadan önce birkaç konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Özellikle de yolculuğa çıkacağınız yol arkadaşınızı biraz tanısanız fena olmaz diye düşünüyorum. Ne dersiniz?
Bir öykü.
Çocuk babasıyla birlikte denizde balık tutmaya çıkmış. Babası oltasını denize atmış. Biraz bekledikten sonra çekmiş. Bir sürü balık var. Gördündü oğlum diyen babasına; çocuk "ben biliyordum zaten" demiş. Babası nereden biliyordun deyince ben dua ettim de ondan oldu demiş. Baba bir kez daha atmış oltayı ve biraz beklemiş ve yine çekmiş yine bir sürü balık. Çocuk ben biliyordum zaten demiş. Yine dua ettiğini söylemiş. Daha sonra baba bir kez daha atmış oltayı ve biraz beklemiş çektiğinde ise hiç balık yokmuş. Çocuğa yine dönmüş ve gördün mü hiç balık yok demiş. Çocuk ben biliyordum zaten demiş. Çünkü dua etmedim. Baba sormuş neden dua etmedin? Cevap üzerine düşünmeniz gerekiyor hazır olun. "Yem takmadın çünkü"
Bilmeniz gereken çok önemli bir şey vardır. Bütün mucizeleri ortaya çıkaran peygamberler sadece düşünerek bir şey yapmamışlar yani bir mucize ortaya koymamışlardır. Özetle aksiyon yoksa mucize yok.
Adanmışlığın Cesaretlendiren Gücü sizi ancak bir istediğiniz varsa harekete geçirir ve bir şeyler gerçekleştirmenizi sağlar.
Birçok yanlış yaptığım için insanların hayatlarında yanlışlar yapabileceğini de gayet iyi biliyorum. Peki, bu yanlışları yaptığımda ne yaptım. Yanlışlarımı telafi etmek için bir şansım daha olup olmadığına baktım. Varsa kullanmak için yeniden denedim. Yeniden denediğimde de doğru yapacağından emin değildim, hiç bir zaman da olamazdım ama yeniden denemem bana doğruyu yapma şansını kazandırdı.
Adanmışlığın Cesaretlendiren Gücü olmaya karar verdiğim gün, hayatımın geri kalanını nasıl yaşayacağıma karar verdim. Kendim için neyin önemli olduğunu anlamama yardımcı olanlara, hata yaptığımda bana öğretenlere şükredecektim. Bana inananlara da şükredecektim. Biliyordum ki şükretmek beni daha iyi hale getirecekti.
Adanmışlığın Cesaretlendiren Gücü olmaya karar verdiğim gün kendime bir soru sordum. Büyük bir hayal kurabilir misin? Değişim yaratacak bir şey! Gandi'nin yaptığı gibi, Atatürk'ün gerçekleş-tirdiği gibi, Edison gibi.
Sonra da düşünmeye başladım. Büyük hayal kurmak ne demek. Birazdan okuyacaklarınız sadece size örnek olsun diye konuldu. Saçmalama özgürlüğünüzü kullanmaya başladığınızda büyük hayaller kurabilir ve sonra da sizi en çok motive edeni gerçekleştirmeye koyulabilirsiniz.
Köylerde yaşayan insanları düşünmek lazım, o insanların köyleri için bir şeyler yapması lazım! Kendileri için bir şeyler yapmaları lazım! Ne dersiniz? Bu köylerde yaşayanlarda ilginç hikâyeler var mıdır? Bu köylerde ilginç fotoğraflar var mıdır? Bu köylerden çıkmış ünlü isimler var mıdır? Bu köyün bir tarihçesi var mıdır?
Peki Dünyanın çevresi ne kadardır? Ekvator çizgisini takip ederek gezmek mümkün olabilir mi? Bir çizginin üzerinde hareket ederek nereler görülebilir? Ekvator çizgisinin üzerinde yaşayan insanların ortak özellikleri var mıdır? Onlar bu çizginin farkında mıdırlar? Yaşadıkları coğrafya onlara ne kazandırmıştır? Ekvator ülkeleri birliği var mıdır? Varsa neler yaparlar?
Dünya üzerinde yaşayan ve boyları 2 metreden fazla insanların ortak problemleri var mıdır? Bu problemlerin çözülmesi için bir birlik oluşmuş mudur? Bu insanlar birlikte olduklarında neler isterler? Boyları uzun insanlar için özel bir tatil köyü yapılabilir mi? Bu insanların sayısı ne kadardır? Bu insanların mutluluğu için neler yapılabilir?
Her birini tek tek ele aldığımızda fikirleri anlamsız bulacak birçok insan olacaktır. Önemli olan fikirlerin anlamsızlığı değil büyük olmalarıdır? Ya da büyüme potansiyelinin çok fazla olmasıdır. İnsan bu fikirlerden birini alıp kendini adayabilir. Hayatının amacı haline getirebilir. Yıllarca bu konu üzerinde çalışabilir ve hayatını da iyi yaşayabilir. Bütün mesele yapmayı düşündüğü konuyu belirlemektir. Bunu belirlerken öncelikli olarak kendi menfaatini değil toplumun menfaatini düşünmelidir? Yaratmayı düşündüğü farkı?
Böyle bir fark ortaya koyduğunda kendini adayacağı bir konuyu ortaya çıkarmış olur. Bundan sonrası artık çocuk oyuncağıdır. Yüz binlerce zorlukla karşılaşacağı ve bu zorlukların bazılarının aşılması çok zor olacak şeyler olduğu da bir gerçektir. Ancak, en önemlisi insanın kendini adayabileceği bir konuyu tespit edebilmesidir.
Ne dersiniz bunlara benzeyen veya hiç benzemeyen bir amaç sizin hayatınızın amacı olabilir mi? Olabilir dediğinizi duyar gibiyim. Ancak nasıl yapacağınızı da düşünüyorsunuz. Bilmenizi istediğim bir konu da gücümüzün yetmeyeceği yerlerde yardımlar alabileceği-mizdir.
"Hiçbirimiz hepimiz kadar akıllı değiliz". Kendinizi adayacağınız amacı bulduktan sonra ekip arkadaşlarına ihtiyaç olacaktır. Kendi başınıza yapabileceğiniz birçok şey vardır elbette ancak fikrinize, amacınıza, ortaya çıkacak değişimi yaratacak enerjiye kendi başınıza sahip olmadığınızı da kabul etmelisiniz. Bu bir ekip işidir. İnanmış insanların buluştuğu bir ekip işi. İşte bu yüzden ekibinizde inanmış insanlar ortaya çıkarabilmelisiniz. Bu da sizin göreviniz. İlk çekirdek kadro oluştuktan sonra ekibinizde inanan insanların sayısı artacak ve artacaktır. İhtiyaç duyduğunuz her şeyi ortaya çıkarmak için evren harekete geçecektir.
Kendinizi gerçekten adayacağınız bir amaç belirlediğiniz andan itibaren Adanmışlığın Cesaretlendiren Gücü sizinledir. Bu cesaret ve güç sizinle olduğu andan itibaren "hayır" kelimesi size evet demem için bir sebep söyle anlamına gelir. Siz sebebi söylersiniz. O sebebi beğenmezse size yeniden hayır der. Bu kelime de evet demem için bir sebep söyle anlamına gelir. Siz bir sebep daha söylersiniz. Yine hayır diyebilir? Siz bir sebep daha söylersiniz. Size ne kadar hayır derse sizde o kadar evet demesi için sebep bulursunuz. En sonunda evet der. Bu doğanın kanunudur. İstediğiniz her şey için mücadele etmeniz gerekir. Mücadele bazen hiç yokmuş gibi görünür bazen de hiç bitmeyecekmiş gibi. Hiç yokmuş gibi göründüğünde aslında başka şeyler için çok mücadele ettiğinizde elde ettiğiniz beceriler o isteğiniz içinde işe yaramıştır. Bütün mesele budur. Çok mücadele ettiğinizde ama mücadeleyi kazanmadan bıraktığınızda boşuna çalışmış olmazsınız. Bir başka isteğiniz için hazırlık yapmış olursunuz. Bu isteğinizin farkında da olmayabilirsiniz.
Canınız sağ olsun. Mücadele hepimizin yapabileceği kadar kolay bir şeydir. Ancak herkes yapamaz. Bunun sebebi korkudur. İnsanın içine korku girdiğinde cesaret denilen duyguyla mücadeleye başlar. Kazanırsa korkak olursunuz. Bir insan her konuda korkak olamaz. Cesaretli olduğu konular da vardır. Ancak korkuları zamanla onun cesaretli olduğu konularda bile onu cesaretsiz kılabilir. Bu yüzden ilk başta korku ile karşılaştığınızda cesaretinizi galip getirmeye bakmalısınız. Daha önce oldu ve siz cesaretinizi değil de korkunuzu mu galip getirdiniz. Olabilir. Bu normaldir. Sizi cesaretinizin galip gelmesi konusunda cesaretlendiren birileri olmadığı içindir. Ayağa kalkın. Aynanın karşısına geçin ve kendinize bir bakın. İnsan denilen yaratık ayağa kalkmak için bir sene uğraşıyor. Sürünmekten emeklemeye, emeklemekten ayağa kalkmaya, kalkmaktan yürümeye, yürümeden koşmaya. Siz bunları yaptınız. Konuşmak içinde yıllarca mücadele ettiniz. Düşünmek içinde. Anlamak içinde. Korkuları ve cesareti öğrenmek içinde mücadele ettiniz. Şimdi akıllıca öğrenecek ve değişimi başlatacaksınız.
Kendinize korkmasaydım ne yapardım diye sorun? Sorun ki gerçekten istediğiniz şeyleri bulabilesiniz.
27 Temmuz 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Bayilik Sözleşme Örneği BAYİLİK SÖZLEŞMESİ Madde 1- Taraflar; Bir yanda …… …….. (bundan sonra ŞİRKET olarak anılacaktır) il...
-
Erenköy Cemati Erenköy Cemati Kökleri Kelami Dergahı’na ve ŞEYH MAHMUD ESAD ERBİLİ(K.S)’a dayanıyor.ŞEYH MAHMUD ESAD ERBİLİ(K.S), tek...
-
Bugün, ülkemizde ve dünyada vuku bulan olaylar ile ekonomik-sosyal-kültürel-politik değişimleri anlayabilmemiz için; 1970’li yıllarda ort...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder