TÜRKİYE'DE ÇAY İÇMEK
İngiltere deki öğlen çayından veya Japonya’da özenle hazırlanan çay ikramlarından biraz farklı. Daha az karmaşık ve çok daha sadedir. Tıpkı Türk insanı gibi. Çayınızı alıyorsunuz isteğinize göre 1 ya da 2 şeker atıyorsu...
İngiltere deki öğlen çayından veya Japonya’da özenle hazırlanan çay ikramlarından biraz farklı. Daha az karmaşık ve çok daha sadedir. Tıpkı Türk insanı gibi. Çayınızı alıyorsunuz isteğinize göre 1 ya da 2 şeker atıyorsu...
nuz, sonrada çay kaşığınızla karıştırırken çıkarabildiğiniz kadar ses çıkarıyorsunuz. Bardağı ucundan tutuyorsunuz çünkü çok çok sıcak. Yavaşça küçük bir yudum alıyorsunuz çünkü çok sıcak. Ayrıca birkaç bardak bu çaydan içmek zorunda kalacağınızı aklınızdan çıkarmayın. Tıpkı bir patates cipsi gibi bir tane alırsınız ve ardından birkaç tane daha yemek zorunda kalırsınız. Türkiye’de günün her saatinde bir bardak çay içebilirsiniz. Daha öncede dediğim gibi benim gözümde bir bardak çay Türkiye’yi temsil ediyor.
Türk çayı için tavsan kanı derler, siyah ya da yeşil değil kırmızıdır. Tıpkı her vatansever Türkün damarlarından akan kan gibi. Tıpkı göklerde gururla dalgalanan bayrakları gibi. Eşsiz güzellikteki halılarındaki kırmızı yün gibi. Tıpkı ilkbaharda açan ateş kırmızısı laleler gibi. Lalenin şekli kendisine çok benzeyen bu çay bardağına yansır.
Türk çayı sıcaktır. Anadolu topraklarını ısıtan güneş gibi, içimizi ısıtan coşkulu müzikleri gibi, yemekleri, şehirleri, spor takımları hayatın her anındaki yaşama sevinci gibi. Türk çayı demlenir, bir Türk sallama çayı çay saymaz. Karadeniz bölgesinde yetiştirilen çay Türkiye’nin her bir köşesinde sürekli demlenir her zaman servise hazırdır. Türkiye’de kahvaltı hazır demezsiniz çay kaynadı dersiniz. Çay Türkiye gibi bir mozaiktir miras, kültür, tarih, gelenek ve birçok etnik grubun bir araya gelip kaynaşması gibi. Türk olmak demek Türkiye Cumhuriyeti ile bütünleşmiş olmak demektir. Türk çayı sadedir berraktır, sütle beraber içilmez çayın sade içilmesi gerekir. Berraktır tıpkı bir türkün yüzü gibi. Her zaman anlaşılabilir, bir şey saklamaz komşulara gösterdikleri kalpleri gibi berraktır. Türk çayı sürekli içilebilir. Çay keyfinin bitmesinin imkânı yok bütün gün boyunca içebilirsiniz. Çayın altı sabahtan akşama kadar her zaman açıktır. Ülkenin dağları ovaları doğal güzellikleri ve çalışkan insanları kadar cömert. Türk çatı müzik gibidir, müzik kültürü ile yetişmiş ve birçok yetenekli müzisyeni barındıran bir ülkedir Türkiye. Sanırım dün gece konserde çok eğlendiniz. Türkiye arabeskten popa ondan halk müziğine uzaman bir çizgide çok renkli bir müzik yelpazesine sahip yinede çay bardağına kaşığın temasıyla çıkan çın-çın sesi başka hiçbir şeye benzemez. Eğer bu sesin bütün Türkiye’de çayhanelerden, evlerden, vapurlardan, işyerlerinden ülkenin her köşesinden yükseldiğini hayal ettiğinizde bunun ülkenin milli senfonisi olduğunu da söyleyebilirsiniz.
Türk çayı arkadaş canlısıdır. O hiçbir zaman yalnız içilmez illaki yanınızda biri olmalıdır. Eğer bir Türk sizinle arkadaş olmak istiyorsa ilk teklif edeceği şeydir çay. Türkler yalnız tek başına iş yapmazlar, başkalarıyla birlikte olmayı severler. Geniş düzlüklerde aileleri ve hayvanları ile sıcak ilişki geliştirebilmiş ataları gibi hayatı başkaları ile paylaşılarak değerli kılınan bir şey olarak görürler.
Türk çayı sadedir dolaysızdır. Demokratik bir içecektir, herkes içebilir. Demokratiktir atalarının izinde kurdukları ve 88 yıldır yaşattıkları devletleri gibi sade dolaysızdır. Kolayca demlenir ve bu yönüyle Türklerin hayatı yaşamak için seçtikleri tarzı yansıtır. Çay sade olabilir ama her zaman Türklerin hayat tarzının temeli olan saygı ve sevgi ile ikram edilir. Türk çayının acelesi yoktur, yoğun bir günün ortasında asude ve dingin bir iklime çağırır insanı. Türkiye’ye gittiğinizde öğreneceğiniz ilk ifadelerden biri “problem değil” dir. Çay yavaş yeme hareketinin önemli bir üyesidir. Bu yaz Türkiye’de çayı gereğinden biraz daha hızlı içtiğim için birisi tarafından hafifçe azarlandım. Türk çayı barışçıldır. Bir bardak çay nereye giderseniz gidin size ikram edilir. Ofislerde, evlerde, işyerlerinde size ikram edildiğinde bir barış mesajı ve jestini de size taşır. 13. Yüzyılın büyük sufi şairi Rumi’yi hatırlatır. “Gel tanış olalım, yavaş yavaş bu çayı içer gibi. Gel şu günün hayhuyunu bir kenara koyalım, birbirimizi tanıyalım. Gel bir bardak çay paylaşalım, belki ısınırız onunla ve arkadaşlığımızla. Gel hayatı ısıtalım.” Bunun için kitabımın adını “Evet, Bir Bardak Daha Çay İsterim” koydum. Türkiye’nin orta doğudaki barış yapıcı rolü üzerine çok tartışma var. Ben bir siyaset bilimci değilim. Ben hikâyeler anlatırım ama barış dolu bir dünyada yaşamak istiyorum. Bu kitabı yazmaktaki amacım Türkiye hakkındaki ümidimi Amerikalı kardeşlerimle paylaşmak Türkiye bölgenin yükselen bir değeri olarak bizlere bölgenin rasyonel, entelektüel ve barışçıl yüzünü gösterebilir ve daha iyi bir geleceğin inşasında taşıyıcı bir rol üstlene bilir. O halde benimle beraber bir bardak çaya evet deyin, iki ülke arasındaki diyaloga evet deyin. Bir bardak çayı fırsat bilerek diyaloga evet deyin.
Ketrin BRENİNG
Devamını GörTürk çayı için tavsan kanı derler, siyah ya da yeşil değil kırmızıdır. Tıpkı her vatansever Türkün damarlarından akan kan gibi. Tıpkı göklerde gururla dalgalanan bayrakları gibi. Eşsiz güzellikteki halılarındaki kırmızı yün gibi. Tıpkı ilkbaharda açan ateş kırmızısı laleler gibi. Lalenin şekli kendisine çok benzeyen bu çay bardağına yansır.
Türk çayı sıcaktır. Anadolu topraklarını ısıtan güneş gibi, içimizi ısıtan coşkulu müzikleri gibi, yemekleri, şehirleri, spor takımları hayatın her anındaki yaşama sevinci gibi. Türk çayı demlenir, bir Türk sallama çayı çay saymaz. Karadeniz bölgesinde yetiştirilen çay Türkiye’nin her bir köşesinde sürekli demlenir her zaman servise hazırdır. Türkiye’de kahvaltı hazır demezsiniz çay kaynadı dersiniz. Çay Türkiye gibi bir mozaiktir miras, kültür, tarih, gelenek ve birçok etnik grubun bir araya gelip kaynaşması gibi. Türk olmak demek Türkiye Cumhuriyeti ile bütünleşmiş olmak demektir. Türk çayı sadedir berraktır, sütle beraber içilmez çayın sade içilmesi gerekir. Berraktır tıpkı bir türkün yüzü gibi. Her zaman anlaşılabilir, bir şey saklamaz komşulara gösterdikleri kalpleri gibi berraktır. Türk çayı sürekli içilebilir. Çay keyfinin bitmesinin imkânı yok bütün gün boyunca içebilirsiniz. Çayın altı sabahtan akşama kadar her zaman açıktır. Ülkenin dağları ovaları doğal güzellikleri ve çalışkan insanları kadar cömert. Türk çatı müzik gibidir, müzik kültürü ile yetişmiş ve birçok yetenekli müzisyeni barındıran bir ülkedir Türkiye. Sanırım dün gece konserde çok eğlendiniz. Türkiye arabeskten popa ondan halk müziğine uzaman bir çizgide çok renkli bir müzik yelpazesine sahip yinede çay bardağına kaşığın temasıyla çıkan çın-çın sesi başka hiçbir şeye benzemez. Eğer bu sesin bütün Türkiye’de çayhanelerden, evlerden, vapurlardan, işyerlerinden ülkenin her köşesinden yükseldiğini hayal ettiğinizde bunun ülkenin milli senfonisi olduğunu da söyleyebilirsiniz.
Türk çayı arkadaş canlısıdır. O hiçbir zaman yalnız içilmez illaki yanınızda biri olmalıdır. Eğer bir Türk sizinle arkadaş olmak istiyorsa ilk teklif edeceği şeydir çay. Türkler yalnız tek başına iş yapmazlar, başkalarıyla birlikte olmayı severler. Geniş düzlüklerde aileleri ve hayvanları ile sıcak ilişki geliştirebilmiş ataları gibi hayatı başkaları ile paylaşılarak değerli kılınan bir şey olarak görürler.
Türk çayı sadedir dolaysızdır. Demokratik bir içecektir, herkes içebilir. Demokratiktir atalarının izinde kurdukları ve 88 yıldır yaşattıkları devletleri gibi sade dolaysızdır. Kolayca demlenir ve bu yönüyle Türklerin hayatı yaşamak için seçtikleri tarzı yansıtır. Çay sade olabilir ama her zaman Türklerin hayat tarzının temeli olan saygı ve sevgi ile ikram edilir. Türk çayının acelesi yoktur, yoğun bir günün ortasında asude ve dingin bir iklime çağırır insanı. Türkiye’ye gittiğinizde öğreneceğiniz ilk ifadelerden biri “problem değil” dir. Çay yavaş yeme hareketinin önemli bir üyesidir. Bu yaz Türkiye’de çayı gereğinden biraz daha hızlı içtiğim için birisi tarafından hafifçe azarlandım. Türk çayı barışçıldır. Bir bardak çay nereye giderseniz gidin size ikram edilir. Ofislerde, evlerde, işyerlerinde size ikram edildiğinde bir barış mesajı ve jestini de size taşır. 13. Yüzyılın büyük sufi şairi Rumi’yi hatırlatır. “Gel tanış olalım, yavaş yavaş bu çayı içer gibi. Gel şu günün hayhuyunu bir kenara koyalım, birbirimizi tanıyalım. Gel bir bardak çay paylaşalım, belki ısınırız onunla ve arkadaşlığımızla. Gel hayatı ısıtalım.” Bunun için kitabımın adını “Evet, Bir Bardak Daha Çay İsterim” koydum. Türkiye’nin orta doğudaki barış yapıcı rolü üzerine çok tartışma var. Ben bir siyaset bilimci değilim. Ben hikâyeler anlatırım ama barış dolu bir dünyada yaşamak istiyorum. Bu kitabı yazmaktaki amacım Türkiye hakkındaki ümidimi Amerikalı kardeşlerimle paylaşmak Türkiye bölgenin yükselen bir değeri olarak bizlere bölgenin rasyonel, entelektüel ve barışçıl yüzünü gösterebilir ve daha iyi bir geleceğin inşasında taşıyıcı bir rol üstlene bilir. O halde benimle beraber bir bardak çaya evet deyin, iki ülke arasındaki diyaloga evet deyin. Bir bardak çayı fırsat bilerek diyaloga evet deyin.
Ketrin BRENİNG

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder