Kurumların
başarısı en nihayetinde sahip olduğu kültüre bağlıdır. Başarının ölçütü ise
karlılık, verimlilik, kalite, yenilik ve yaratıcılık, çalışanların ve
müşterilerin memnuniyeti gibi performans göstergelerine göre belirlenir.
İşbu
makalemizde son kanuni değişikliklerle beraber Yeni Türk Ticaret Kanuna
[1] göre yeni kurulacak bir işletmenin sermaye
şirketi olmasıyla, şahıs işletmesi olmasının vergisel boyutunu ve/veya
avantajlarını değerlendirmeye çalışacağız.
1.ANONİM
ŞİRKET
Anonim
şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız
malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş
oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur.(TTK, MD:329)
-A.Ş’lerin
kuruluş sermayesi; esas sermaye sisteminde ellibin Türk Lirasından, kayıtlı
sermaye sisteminde yüzbin Türk Lirasından aşağı olamaz. Nakden taahhüt edilen
payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmibeşi tescilden önce, gerisi de
şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödenir.
-
Yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konu için anonim şirket kurulabilir.
Ancak Yeni TTK’nın 340. Maddesinde; diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği
tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar”
ifadesi ile bu duruma bazı istisnaların olabileceğinin önünü açmıştır. Bu
düzenlemeye göre örneğin Kurumlar vergisi kanununda herhangi bir istisnadan
yararlanma koşulu olarak esas sözleşmede o faaliyetin özellikle yazılı olması
koşulunu arayabilecektir. Ancak bu tür düzenlemeler tebliğlerle değil kanunla
olması gerekir.
-Belli
anonim şirketler Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulur.(Bankalar,
Finansal Kiralama, Faktoring, v.s)
-Gerçek
ve tüzel kişiler ortak olabilir. Gerçek ve tüzel kişiler yönetim kurulunda
olabilir. Anonim şirketler tek kişi ile kurulabilir.
-
Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe
ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını
karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.(TTK, Md:358)
-
Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş,
bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Bir tüzel kişi
yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi
adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve
ilan olunur; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu, şirketin internet
sitesinde hemen açıklanır. Tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişi
toplantılara katılıp oy kullanabilir.(TTK, Md:359)
-Yönetim
kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak
üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini
haiz olması şarttır.(TTK, Md:370/2) Artık tek kişilik yönetim kurulu mümkün
olduğu için Yönetim kurulu üyeleri tek kişi bile olsa ortaklar dışından
seçilebilir buna engel bir hüküm yoktur.
[2] Ancak Muhasebe, finans denetimi ve şirketin
yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin
kurulması. Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri
arasındadır.
-
Anonim şirket ortağı, hissesini ana sözleşmede aksi bir hüküm yoksa hisse devir
sözleşmesi ile devredebilir. Noter huzurunda devir zorunluluğu söz konusu
değildir. Hisse devrinin ticaret sicilinde tescil zorunluluğu yoktur. Ortaklar,
basılı hisse senedi veya ilmühaber var ise bunları ciro ederek de hisselerini
devredebilirler. Anonim şirketler halka açılabilirler. Şirketin nakit ihtiyacını
karşılamak için veya yatırım amacıyla ödünç para temini amacıyla tahvil
çıkarabilirler. Yönetim kurulu üyesi olmayan şirket ortağının kamu borçlarından
sorumluluğu yoktur.
[3]
-
İç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen
ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan
tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez. (TTK, Md:456)
Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması
hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla
sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı
zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye
artırılabilir.
-Pay
senetleri, hamiline veya nama yazılı olur. Paylar hamiline yazılı ise yönetim
kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay
senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı
pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca
şirketin internet sitesine konulur. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber
çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin
hükümler uygulanır. Pay senetlerinin; şirketin unvanını, sermaye tutarını,
kuruluş tarihini, bu tarihteki sermaye tutarını, çıkarılan pay senedinin
tertibini, bunun tescili tarihini, senedin türünü ve itibarî değerini, kaç payı
içerdiğini belirtmesi ve şirket adına imza etmeye yetkili olanlardan en az ikisi
tarafından imza edilmiş olması şarttır. (TTK, Md:484-487)
-Sermaye
için faiz ödenemez. Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek
akçelerden dağıtılabilir. Sadece net kârdan ve ancak kanuni yedek akçe için
belirli ayrım yapıldıktan sonra pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi
oranında veya esas sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda kâr payı
dağıtılabilir.
-Yeni
TTK’nın 398/1. Maddesinde;” Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile
yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun denetimi; envanterin, muhasebenin ve
Türkiye Denetim Standartlarının öngördüğü ölçüde iç denetimin, bu Bölüm
hükümleri anlamında 378 inci madde uyarınca verilen raporların ve 397 nci
maddenin birinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporunun denetimidir. Bu denetim, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve
esas sözleşmenin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uyulup uyulmadığının
incelenmesini de kapsar. Denetleme, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunun belirlediği esaslar bağlamında, denetçilik mesleğinin
gerekleriyle etiğine uygun bir şekilde ve özenle gerçekleştirilir. Denetleme,
şirketin ve topluluğun, malvarlıksal ve finansal durumunun 515 inci madde
anlamında dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtılıp yansıtılmadığını,
yansıtılmamışsa sebeplerini, dürüstçe belirtecek şekilde yapılır.”
Denilmiştir. Ancak Bağımsız
Denetimin akıbeti şu aşamada belirsizliğini koruduğu için değerlendirmelerimizde
bu kriter ölçüt olarak kullanılmayacaktır.
2.LİMİTED
ŞİRKET
Limited
şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı
altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının
toplamından oluşur. Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece
taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde
öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.
(TTK, Md:573)
-
Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için
kurulabilir.
-Limited
şirketin esas sermayesi en az onbin Türk Lirasıdır. Şirket, borç ve
yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur. Esas sermayeye ve ek
ödemelere faiz verilemez.
-
Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden
dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca
ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek
akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir.
-
Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin
sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla
ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir
ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.
Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi
tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler. (TTK, Md:623) Limited Şirket tek bir kişi ile
kurulabilir. Dışarıdan müdür atanabilir. Ancak ortaklardan birinin de aynı
zamanda yönetim ve temsil hakkının bulunması gerekir.
3.
TİCARİ İŞLETME(ŞAHIS İŞLETMESİ)
Türk
Ticaret Kanununun 11. Maddesindeki düzenlemeye göre; Ticari işletme, esnaf
işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan
faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmelerdir.
[4] Ticari işletme ile esnaf işletmesi
arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.
4.ANONİM ŞİRKET, LİMİTED ŞİRKET
VE ŞAHIS İŞLETMESİNİN VERGİ KANUNLARINA GÖRE KARŞILAŞTIRMASI
-
2012 yılında 100.000 TL vergi matrahı olan A.Ş., Ltd. Şti. ve Şahıs İşletmesinin
yıllık vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
A.Ş.
Kurumlar Vergisi 100.000 x%20 = 20.000 TL, Ltd. Şti. Kurumlar Vergisi
100.000x%20 = 20.000 TL ve Şahıs İşletmesi Gelir Vergisi 100.000 x artan oranlı
tarife = 28.110 TL vergi ödeyecektir. Bu durumda şahıs işletmesinin vergi yükü
daha fazla olacaktır.
Ancak
A.Ş ve Ltd. Şti. eğer kar dağıtımına karar verdiyse dağıtılan kar tutarı
üzerinden ayrıca % 15 gelir stopaj vergisi ödemesi gerekeceği için
100.000-20.000=80.000x%15=12.000 TL artı vergi yükü oluşacaktır. İlk durumda
şahıs işletmesinin vergi yükü fazla olmasına rağmen kar dağıtımı yapılması durumunda
sermaye şirketlerinin vergi yükü daha fazla olacaktır.
-
Hisse satışında en avantajlı
Anonim Şirketlerdir. Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80.
Maddesinde gelir unsurlarında biri olan “Değer artış kazancı” tanımlanmıştır.
Aynı maddenin birinci bendine göre ise;”Tam mükellef kurumlara ait olan ve iki
yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından
sağlanan kazanç ise değer artış kazancı sayılmayarak vergi dışı bırakılmıştır.
Anonim Şirket; geçici ilmühaber bastırmış (hisseleri ilmühabere bağlamış) ise
şirkete ait hisselerin(ilmühaberin) sahiplerince iki yıldan fazla süre ile elde
tutulmuş olması nedeniyle, söz konusu hisselerin(ilmühaberin) elden
çıkarılmasından doğacak kazançlar değer artışı kazancı kapsamında
vergilendirilmeyecektir. İstanbul Vergi Dairesinin 20.07.2011 tarihli bir
muktezasında;”2001 yılında kurulan iki gerçek kişi ortağı bulunan limited şirket
statüsüne sahip olan şirketinizi nev'i değişikliği yaparak anonim şirkete
dönüştürmek istediğinizi belirterek, nevi değiştirme sonucunda limited şirket
ortakları için anonim şirketteki hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak hangi
tarihin dikkate alınacağı ile gerçek kişilerce anonim şirket hisse senetlerinin
elden çıkarılması halinde söz konusu elden çıkarmadan doğacak kazancın
vergilendirilmesi hususları ile ilgili görüş talebinde, limited şirket ortağı
olan iki ortağınıza verilecek anonim şirkete ait hisse senetlerinin ilk iktisap
tarihi olarak söz konusu iki ortağınızın limited şirketinizin sermayesine
iştirak ettikleri tarihin dikkate alınması (yani 2001yılı) gerekmektedir.” Aynı
yönde görüş verilmiştir. Bu durumda A.Ş’ne dönüşen Ltd. Şti. hisselerinin
sahiplerince iki yıldan fazla süre ile elde tutulmuş olması nedeniyle, söz
konusu hisselerin(ilmühaberin) elden çıkarılmasından doğacak kazançlar değer
artışı kazancı kapsamında vergilendirilmeyecektir.
[5]
-
Kurumlar vergisi kanununun 5/1-e . maddesine göre; Kurumların, en az iki tam yıl
süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı
süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının
satışından doğan kazançların % 75'lik kısmı
istisnadır. Katma değer
vergisi kanununun 17/4-r . maddesine göre; Kurumların
aktifinde veya
belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle
bulunan iştirak hisseleri
ile (5793 sayılı Kanunun 13
üncü maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 06.08.2008) taşınmazların satışı suretiyle
gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve
kefillerinin borçlarına karşılık (5793 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 06.08.2008) taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede
mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri katma değer vergisinden
istisnadır. Örneğin; A.Ş,
ltd. şti. ve Şahıs İşletmesi 6 Mayıs 2010 yılında 500.000 TL bedelle arsa almış
ve işletmenin aktifine kaydetmiştir. 30 Haziran 2012 yılında ise işletmenin
aktifindeki bu arsayı 1.500.000 TL bedelle satmışlardır.(Diğer koşullar veri
kabul edilmiştir.) Bu durumda firmaların vergi yükü aşağıdaki gibi
olacaktır.
A.Ş.
ve Ltd. Şti. için:1.500.000-500.000=1.000.000 x%75= 750.000 TL kurumlar
vergisinden istisnadır. 250.000x%20 50.000 TL kurumlar vergisi ödeyecektir.
Ancak Katma değer vergisi ödemeyecektir.
Şahıs
İşletmesi için: 1.500.000-500.000=1.000.000xartan oranlı tarife= 343.110 TL
gelir vergisi ödeyecektir. Buna ilave olarak 1.500.000x%18= 270.000 TL katma
değer vergisi ödeyecektir.
Yukarıdaki
hesaplamada da görüldüğü üzere, şahıs işletmesinin vergi yükü sermaye
şirketlerine göre kat kat fazla olacaktır. Bu durumda sermaye şirketleri
çok avantajlıdır.
-Kurumlar vergisi kanunun 12/1. Maddesine
göre; Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden
doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların,
hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan
kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır. Buna paralel olarak
KVK’nın 11. Maddesine göre ise Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan
faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin Kurum kazancının tespitinde
indirimlerin yapılması kabul edilmez. Bu düzenleme sadece kurumlar vergisi
mükellefleri için geçerlidir. Bu anlamda işletmeden borçlanma
aşamasındaki vergisel sınırlar anlamında şahıs işletmelerinin mutlak avantajı
tartışmasızdır. Ancak kamu borçları açısından ise tam tersi durum söz konusudur.
Şahıs İşletmesinde işletme sahibi tüm malvarlığı ile sorumlu olmasına rağmen
sermaye şirketlerinde en nihayetinde şirket mal varlığı ile sorumluluk
mevcuttur.
-Ancak
KVK’nın 13. Maddesindeki transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
müessesesi; Gelir Vergisi mükellefleri için de aynen uygulanmaktadır.(GVK,
Md:41/5) Bilindiği gibi Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan
kazançların Kurum kazancının tespitinde indirimlerin yapılması kabul edilmez.
Dolayısıyla Transfer Fiyatlandırması yönlü mükelleflerin birbirine üstünlüğü
mevcut değildir.
SONUÇ
Mükelleflerin
sermaye şirketi mi, yoksa şahıs işletmesi olarak mı yollarına devam etmeleri
gerektiği konusunda kesin bir yargıda bulunmak gerçekten zor. Her birinin
diğerine göre bazı avantajları mevcut. Aslında her firmanın bir kimliği vardır.
Ancak bu kimliğin oturması kurumsallaşması belki üç kuşağın geçmesiyle mümkün
olacaktır.
Yine
de son söz olarak, Anonim Şirket olmanın bu kurumsal kültürü oluşturmada bir
başlangıç olabileceğini söyleyebiliriz.
[1] 6102 sayılı
Türk Ticaret Kanunu, 14.01.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret kanununun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,
30Haziran 2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede
Yayımlanmıştır.
[2] Ekrem Öncü,
YMM, Yeni TTK’da Anonim Şirketlerin Avantajları, Gazeteport, muhasebe TR.com,
08.10.2012
[3] Ekrem Öncü,
YMM, Yeni TTK’da Anonim Şirketlerin Avantajları, Gazeteport, muhasebe TR.com,
08.10.2012
[4] 6102
sayılı Türk Ticaret Kanunu, 14.01.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret kanununun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,
30Haziran 2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede
Yayımlanmıştır.
[5] Abbas Coşar,
“Limited Şirketlerin Nev’i Değişikliği ile Anonim Şirkete Dönüşmesi Sonucu
Ortakların Hisselerinin Satışındaki Vergilendirmdede İlk İktisap Tarihi Ne
Olacaktır?”, Yaklaşım, Sayı:235, S.395