TAHK
İM ANLAŞMASI
I. Tahkim Anla
şması Kavramı
Günümüzde taraflar, uyu
şmazlıkların çözümünde daha profesyonel bir yapılanma olan
“Tahkim Yolu” nu tercih etmektedirler. Tahkim sayesinde uyu
şmazlıkların hakem adı
verilen uzman ki
şiler vasıtası ile çözümleneceğinin bilinmesi bu hususta taraflara bir
güven sa
ğlamakta ve bu sebeple tahkim yolu, devlet yargısı yerine tercih edilir bir hale
gelmektedir.
Taraflar
ın “Tahkim Yolu” nu seçebilmeleri için bu hususta bir “Tahkim Anlaşması”
yapmalar
ı gerekmektedir. Tahkim yoluna başvurulabilmesinin vazgeçilmez koşulu taraflar
aras
ında yapılması gerekli tahkim anlaşmasıdır aksi halde tarafların “Tahkim Yolu” na
ba
şvurabilmeleri mümkün olamamaktadır.
Taraflar aras
ında yapılmış veya yapılacak tahkim anlaşmasının geçerliliği, anlaşmanın
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde yapılan tahkim anlaşması tanımına
uygun olmas
ına bağlıdır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesine göre; “tahkim
anla
şması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut
bir hukuki ili
şkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının
tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yapt
ıkları anlaşmadır”.
Bu tanım açısından New
York Sözle
şmesi’nin II (1). Maddesi dikkate alınmıştır.
Bu tan
ımdan da açıkça anlaşılacağı gibi tahkim anlaşmasına konu olabilecek
uyu
şmazlık sözleşmeden kaynaklanabileceği gibi sözleşme dışı bir uyuşmazlık da olabilir.
Bu sebeple taraflar aras
ındaki uyuşmazlık, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden
kaynaklanan bir uyu
şmazlık olsa dahi, taraflar bir tahkim anlaşması yaparak,
uyu
şmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesini kararlaştırabilirler.
Tahkim anla
şması madde metninden de açıkça görüleceği üzere taraflara arasındaki
mevcut bir hukuki ili
şkiden kaynaklanan ya da kaynaklanabilecek uyuşmazlıklara ilişkin
olabilir. ‘Bu sebeple, tahkim anla
şması yapıldığı sırada taraflar arasında bir hukuki
uyu
şmazlık söz konusu olmasa dahi, tahkim anlaşması yapılabilir. Yine Milletlerarası
2
Tahkim Kanunu’nda ifade edildi
ği üzere, taraflar, aralarındaki uyuşmazlıkların tümünün
tahkim yolu ile çözümlenebilece
ğini karalaştırabilecekleri gibi, bu uyuşmazlıklardan
sadece belirli bir bölümünün tahkim yolu ile çözümlenebilece
ğini öngörebilirler. Yine,
taraflar
ın aralarındaki sözleşmelerden sadece bazılarının, ya da tek bir sözleşmenin sadece
belirli bir bölümünden kaynaklanan uyu
şmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenebileceğine
ili
şkin kararlaştırdıkları tahkim şartları geçerlidir. Böyle bir durumda, tahkim anlaşması
d
ışında kalan bir konudan kaynaklanan uyuşmazlıklar, devlet yargısında
çözümlenecektir.’
1
A. Tahkim Sözle
şmesi veya Tahkim Şartı
Tahkim anla
şmasının taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceği
hususundaki taraf iradesini beyan eden bir sözle
şme şeklinde yapılabilmesi mümkündür.
Kanun, tahkim
şartı veya sözleşmesini : “Tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya
kaynaklanmas
ın aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek
uyu
şmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yolu ile çözülmesi konusunda yaptıkları
anla
şma” olarak tanımlamıştır (m.4/I).
Ancak, tahkim sözle
şmesinin asıl sözleşmeye bir tahkim şartı konulması suretiyle
yap
ılması mümkündür. 2
Taraflar uyu
şmazlığın dava konusu olmasından sonra da yargılamanın herhangi bir
safhas
ında tahkim anlaşması yapmak suretiyle uyuşmazlığın tahkim yolu ile
çözümlenece
ğini kararlaştırabilirler. Bu durumda mahkeme, davaya bakmaktan
vazgeçecek ve uyu
şmazlık tahkim yolu ile çözümlenecektir. Bu husus Milletlerarası
Tahkim Kanunu’nun 5. maddesi ile de sabittir.
İlgili madde “yargılama sırasında
taraflar
ın tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları halinde, dava dosyası
mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir”.
Şeklindedir.
1
Akıncı, Ziya., Milletlerarası Tahkim, Seçkin, Ankara 2003, s. 70.
2
Uygulamada da, sözleşmelerde tahkim şartı düzenlenmesi taraflar arasında ayrı bir tahkim sözleşmesi
yap
ılmasından daha sık tercih edilir bir yoldur. Bkz. Şanlı, C : Uluslar arası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve
Uyu
şmazlıkların Çözüm Yolları, İkinci Bası, Beta, 2002, s.230;
Akıncı, Ziya : Milletlerarası Tahkim, Birinci
Bas
ı,Seçkin Yayıncılık, Mart 2003, s.71.
3
B. Tahkim
İradesi
Tahkim anla
şmasının kurucu unsuru uyuşmazlıkların tahkim yolu ile
çözümlenmesine ili
şkin irade açıklamasıdır. Bu husus ana ve kurucu unsur olduğu
tart
ışmasızıdır.
Tahkim anla
şmasının geçerliliği tarafların tahkim iradelerinin şüpheye ve karışıklığı
yer vermeyecek
şekilde açık olması ile doğru orantılıdır. Açık ve kesin irade açıklaması,
tahkim anla
şması ister bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse tahkim şartı
ş
eklinde yapılsın, akdin geçerliliği için aranan esaslı şartlardandır. Çeşitli Yargıtay
kararlar
ında, tahkimden ve geçerli bir tahkim şartının varlığından söz edebilmek için,
uyu
şmazlığın mutlak olarak hakemde çözümleneceği hususunun taraflarca
kararla
ştırılması şartı aranmakta, aksi halde tahkim sözleşmesinin geçersiz sayılacağı
vurgulanmaktad
ır.
Özellikle belirtmek gerekir ki, tahkim sözle
şmesi veya şartının, uyuşmazlığın tahkim
yolu ile çözümlenmesi yolundaki taraf iradesini tereddüde yol açmayacak
şekilde içermesi
gerekmektedir.
Taraf iradelerinin aç
ık ve anlaşılabilir olması hususu özellikle de tarafların
aralar
ındaki hangi uyuşmazlıkları tahkim yolu ile çözmek istedikleri yönündeki
iradelerinin aç
ıklığı tahkim anlaşması ya da şartının geçerliliği açısından önem
ta
şımaktadır. ‘Bu sebeple, tarafların tahkim iradelerinin belirli olması, yani tarafların
hangi konulardaki uyu
şmazlıkları hakeme götürdüklerini bilmelerini gerektirir. Zaten,
yukar
ıda açıklandığı üzere, taraflar ancak belli bir uyuşmazlık hakkında tahkim
sözle
şmesi yapabilir. Belli bir ilişkiye atıf ya da belli birkaç uyuşmazlığa atıf yapmadan
“aram
ızdaki bütün çekişmeler tahkim yolu ile çözümlenecektir” şeklindeki bir taahhüt
muteber de
ğildir. Tahkime konu uyuşmazlıkların tereddüde yer vermeyecek şekilde
sözle
şmede belirtilmesi hakemlerin yetki sınırları bakımından da önem taşımaktadır.’3
3
Akıncı, Ziya., a.g.e., s.72-73
4
C. Tahkim
Şartının İçeriği
Yasa, taraflarca yap
ılacak tahkim anlaşması ya da şartının açık olması ve taraf
iradesini anla
şılır bir biçimde yansıtmasını geçerlilik yönünden yeterli saymıştır. Bu
sebeple söz konusu özelliklere haiz bir tahkim anla
şması ya da şartının geçerli olacağı
ku
şkusuzdur. Yani, Yasa’ da taraflarca tahkim anlaşması ya da şartına koyulması gerekli,
olmazsa olmaz bir unsur ya da husus söz konusu de
ğildir. Ancak, taraflarca Tahkim
Yolunun seçilmesi durumunda tahkim anla
şması ya da şartının içeriğinde taraflarca
önemli bir tak
ım ayrıntılara yer verilmesi uyuşmazlığın tarafları açısından açısından
faydal
ı olabilecektir. Bu hususlara örneklemek gerekirse; tahkim yeri, isteniyorsa hangi
tahkim kurumunun kurallar
ı uygulanacağı, tahkim lisanı, hakem sayısı, hakemlerin nasıl
belirlenece
ği ve uygulanacak kurallar gibi konular taraflarca kararlaştırılabilecektir.
Ancak, yukar
ıda da belirttiğimiz gibi Yasa, tahkim anlaşması ya da şartının ihtiva
etmesi gerekli özellikle bir unsur belirtmemi
ştir. Sözleşmenin içeriğinde yer alan ve
sadece “tahkim,
İstanbul” şeklindeki bir ifade bile, uyuşmazlığın tahkim yolu ile
çözümlenmesi için yeterli içeri
ği taşımaktadır.
Yukar
ıdaki izahatlar dışında taraflar standart anlamda bir tahkim anlaşması ya da şartı
yapmak yerine, aralar
ındaki uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenmesini öngören bir
tak
ım standart kurallara veya tip sözleşmelere atıf yapabilecektirler. Böyle bir durumda da
taraflarca uyu
şmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceğini kararlaştırdıkları kabul
edilmelidir. Çünkü, bu durumda taraflarca uyu
şmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceğine
dair bir ko
şul bulunmamasına rağmen taraflarca atıf yapılan tip sözleşme ya da kurallar,
uyu
şmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesini öngörmektedir. Aynı zamanda, taraflarca
standart kural veya tip sözle
şmeye yazılı olarak gönderme yapılmakla, taraflar arasında
yaz
ılı bir tahkim şartının ya da geçerli bir tahkim anlaşmasının varlığını da kabul etmek
gerekecektir.
Yarg
ıtay bir kararında, “taraflar arasında geçerli bir alım- satım sözleşmesi
kuruldu
ğundan ve bu sözleşme koşullarının bizzat davalı tarafından FOSFA kurallarına
tabi oldu
ğu belirtildiğinden (19.02.1991 ve 08.03.1991 tarihli yazılar) davacı FOSFA
5
kurallar
ına göre hakem heyetine başvurarak aldığı kararın tenfizini isteyebilir” demiştir.
D. Tahkim Anla
şmasının Belirli Olması Koşulu
Geçerli bir tahkim anla
şmasından bahsedebilmek için taraflar arasında bir hukuki
ili
şkinin var olması gerekmektedir. Bu husus, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda da yer
alm
ış ve ancak mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıklara
ili
şkin taraflarca tahkim anlaşması yapılabileceği belirtilmiştir.
Taraflar aras
ında mevcut olmayan bir hukuki ilişkiden hareketle tahkim anlaşması
yap
ılabilmesi mümkün değildir. Tarafların, aralarında herhangi bir hukuki ilişki yokken
ileride meydana gelebilecek uyu
şmazlıkların çözümü açısından tahkim yolunu seçmeleri
mümkün olmayacakt
ır.
‘Tahkim usulünün genel yarg
ıya göre istisna teşkil etmesi, tarafların hangi
konular
ındaki uyuşmazlıklarını hakeme götürdüklerini bilmelerini gerektirir. Bu
bak
ımdan, taraflarca düzenlenecek bir tahkim sözleşmesiyle aralarında çıkacak bütün
ihtilaflar
ın tahkim usulüne tabi olacağının kararlaştırılması, tahkimi istisna olmaktan
ç
ıkarıp, genel vasıf kazandıracağından sonuç doğurmaz. Milletlerarası Tahkim
Kanunu’nda önceki dönemde de bu konu tart
ışılmış ve tarafların, ancak belli uyuşmazlık
hakk
ında tahkim sözleşmesi yapabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, tarafların tahkim
sözle
şmesi yaparken, hangi uyuşmazlıkla ilgili olarak tahkim anlaşmasını imzaladıklarını
bilmesi gerekti
ği ve belli bir hukuki ilişkiden (mesela bir satış sözleşmesinden) doğacak
uyu
şmazlıkların tahkim yolu ile çözüleceğinin kararlaştırılmış olması (tahkim şartı)
halinde, uyu
şmazlığın belli sayılacağı ifade edilmiştir.’4
Ancak, Tahkim usulünün genel yarg
ıya göre istisna teşkil edip etmediği hususu
tart
ışılır bir konudur. Bu hususta şahsi kanaatim Tahkim yolunun istisna olmadığı
yönündedir.
E. Taraflar Aras
ındaki Çekişme Unsuru
4
Akıncı, Ziya., a.g.e., s. 75-76.
6
Taraflar aras
ındaki doğmuş veya doğacak, adli yargının görev alanına giren her çeşit
uyu
şmazlıkların çözümünde kural olarak mahkeme görevlidir. Ancak, tarafların anlaşarak
kanunun izin verdi
ği konularda uyuşmazlığın çözümünü mahkemeler yerine özel kişilere
b
ırakmaları, yani tahkim yoluna başvurmaları mümkündür. Tahkim yoluna başvurabilmek
için taraflar aras
ında mutlaka bir uyuşmazlık, çekişme bulunmalıdır. Zira, tarafların dava
konusu edecekleri çeki
şmeleri yoksa, tahkimden bahsedilemez. Bu nedenle çözümü
taraflar için yarar sa
ğlamayan veya müşterek bahis ve yarışma gibi mücerretlik taşıyan
uyu
şmazlıklar tahkime konu teşkil etmez.
Taraflar aras
ındaki uyuşmazlığın sonradan çıkması halinde, taraflar hangi konularda
çeki
şmeli olduklarını kolayca belirleyebilirler. Çünkü, çekişmeli noktaları kendileri
belirleyebilecekleridir ve bunun sözle
şme metnine geçirilmesi bir güçlük arz
etmeyecektir. Fakat, tahkim
şartında henüz doğmamış bir uyuşmazlığın belirlenip,
sözle
şme metnine geçirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tarafların, tahkim şartına
ili
şkin sözleşme maddesinde uyuşmalığın ilişkin bulunduğu hukuki münasebeti
belirtmeleri, geçerli bir tahkim sözle
şmesinin kurulması için yeterli sayılmalıdır.
Taraflar, birden çok konuda uyu
şmazlık halinde iseler, bunlardan hangileri hakkında
tahkime ba
şvuracaklarını sözleşmede mutlaka göstermelidirler. Aksi halde tahkim konusu
ili
şkiden doğan bütün ihtilaflarında hakeme başvurmalarının kararlaştırıldığı kabul edilir.
Yarg
ıtay da tahkimden söz edebilmek için, uyuşmazlığın mutlak olarak hakemde
çözümlenece
ğinin taraflarca kararlaştırılması şartını aramakta, aksi halde tahkim
sözle
şmesinin geçersiz sayılacağını değişik kararlarında vurgulamaktadır.
F. Tahkim Anla
şmasına Uygulanacak Hukuk
Tahkim anla
şmasının geçerliliği konusunda Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4/ III.
Maddesi, Model Kanun’dan farkl
ı olarak İsviçre örneğinden alınan bir düzenleme
getirmi
ştir. Milletlerarası Tahkim Kanunu, tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin
hukukun tespitinde öncelikle taraflar
ın iradesine bakmaktadır. Buna göre, eğer taraflar
tahkim sözle
şmesinin maddi geçerliliğine uygulanmak üzere bir hukuk seçimi yapmışlarsa
öncelikle bu hukuka, yapmam
ışlarsa Türk Hukuku’na göre tahkim anlaşmasının geçerli
7
olup olmad
ığı tespit edilecektir.
Buna göre, Milletleraras
ı Tahkim Kanunu uyarınca, tarafların tahkim anlaşmasına
uygulanmak üzere belirli bir hukuku yetkili k
ılmaları mümkündür. Bu yaklaşım, tahkim
yeri hukukunun tahkim anla
şması üzerindeki etkisini, başka bir deyişle, milletlerarası
tahkim aç
ısından toprak ( territorial ) prensibinin önemini azaltan bir yaklaşımdır. Ancak,
taraflar
ın tahkim anlaşmasına uygulanacak hukuku belirlememeleri durumunda tahkim
yeri ülkesinin hukuku dikkate al
ınacaktır.
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu uyarınca, tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere bir
hukuk seçimi yap
ılmamışsa, tahkim anlaşmasının geçerliliğine Türk Hukuku
uygulanacakt
ır. Türk Hukuku uygulanırken, kanunlar ihtilafı kuralları dikkate
al
ınmayacaktır. Bu husus, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun ifadesinden açıkça
anla
şılmaktadır. Zira, Kanun’da, tahkim anlaşması “hukuk seçimi yoksa Türk Hukuku’na
uygun oldu
ğu takdirde geçerlidir” demekte, Türk kanunlar ihtilafı kurallarına atıf
yapmaks
ızın, tahkim anlaşmasının geçerliliğine Türk Hukuku’nun uygulanacağının ifade
etmektedir.
Tahkim anla
şmasının geçerliliği ile ilgili en önemli sorun, tahkim anlaşmasının şekli
meselesidir ve bu husus Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 4/I-II. Maddesinde
düzenlenmi
ştir. Tahkim anlaşmasının geçerliliği ile ilgili ve şekil dışında konuları
aras
ında en önemlisi, tahkim anlaşması ile ilgili irade bozukluklarıdır. Tahkim
anla
şmasının hata, hile, tehdit gibi sebeplere dayanarak geçersiz olduğunun iddia edilmesi
durumunda, tahkim anla
şmasının geçerli olup olmadığı, Milletlerarası Tahkim
Kanunu’nun 4/III. maddesinde belirtilen hukuka göre tespit edilecektir.
G. Tahkim
Şartının Asıl Sözleşmeden Bağımsızlığı
Tahkim anla
şmasının, taraflar arasında asıl sözleşme içerisinde yer alan bir tahkim
ş
artı şeklinde yapılması mümkündür. Asıl sözleşmenin geçerliliğinin taraflar arasında
ihtilafl
ı olması durumunda, tahkim şartının bu iddialardan nasıl etkileneceği sorusu
gündeme gelecektir. Zira, bir sözle
şmede tahkim şartı yer aldığı zaman, prensip olarak bu
8
sözle
şmeden doğan bütün uyuşmazlıklar tahkim yolu ile çözümlenecektir. Ancak, asıl
sözle
şmenin geçersizliği söz konusu olduğunda, bu sözleşmenin bir maddesi olan tahkim
ş
artının geçersizliği söz konusu olacak mıdır ? Eğer asıl sözleşmenin bir parçası olarak ve
as
ıl sözleşme ile birlikte tahkim şartı da geçersiz sayılacak olursa, sözleşmenin geçerliliği
ile ilgili tart
ışmalar, tahkim şartının geçersiz olması ihtimali dikkate alınarak, tahkimde
çözümlenemeyecektir. Böyle bir durum ise, özellikle tahkim yoluna ba
şvurmak isteyen
taraf
ın, (diğer iddiaları ile birlikte) sözleşmenin geçersizliğini de ileri sürmesine,
uyu
şmazlığın tahkim yerine, mahkemelerde çözümlenmesine sebep olacaktır. Böyle bir
yakla
şım, uygulamada tahkim şartının etkisiz hale gelmesine sebep olacaktır. Bu nedenle,
Alman ve Frans
ız Hukukları’nda tahkim şartının özerkliği, Amerikan Hukuku’nda ise
tahkim
şartının asıl sözleşmeden bağımsızlığı veya ayrılabilirliği olarak adlandırılan
teoriye göre, geçerlilik aç
ısından, tahkim şartının asıl sözleşmeden bağımsız düşünülmesi
kabul edilmi
ştir. Buna göre, asıl sözleşme ile ilgili geçerlilik iddiaları, yine hakemler
taraf
ından karara bağlanacak ve asıl sözleşmenin geçersizliliğinin iddia edilmesi, tahkim
ş
artını kendiliğinden geçersiz ve etkisiz duruma getirmeyecektir. Hakemler yapacakları
yarg
ılama sonucunda, içinde tahkim şartının da bulunduğu asıl sözleşmenin geçersiz
oldu
ğuna karar verirlerse, içinde tahkim şartının da bulunduğu asıl sözleşmenin geçersiz
oldu
ğuna karar verilmesi, hakem kararını geçersiz duruma getirmeyecektir. Türk
Milletleraras
ı Tahkim Kanunda tahkim sözleşmesinin, asıl sözleşme (maddi hukuk
sözle
şmesi)’nden bağımsızlığı ilkesi benimsenmiştir (m.4).5 Buna göre, “tahkim
anla
şmasına karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim anlaşmasının henüz
do
ğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz”.
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde önemli olan bir başka husus, tahkim
anla
şmasının bağımsızlığının yanı sıra, ileride doğacak uyuşmazlıklar için tahkim şartı
yap
ılabilmesine izin verilmesidir. Burada, uyuşmazlığın doğmamış olması ile, taraflar
aras
ındaki hukuki ilişkinin doğmamış olması kavramlarının farklı olduğunu ifade etmek
gerekir. Türk Hukuku’nda tahkim anla
şmasının, ancak mevcut hukuki ilişkiler için
yap
ılabileceği kabul edilmektedir. İsviçre Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu’nun 178/ 3.
maddesinin tercümesi olan Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde ise, taraflar
aras
ında henüz bir uyuşmazlık yokken, örneğin bir sözleşmenin akdedilmesi sırasında,
tahkim
şartı düzenlemenin mümkün olduğu ifade edilmektedir.
5
Bak. Şanlı, a.g.e., s. 231.
9
II. Tahkim Anla
şmasının Şekli
Kanun, tahkim sözle
şmesinin şekli konusunda Türkiye’nin de taraf olduğu 1958
Tarihli New York Konvansiyonu ile 1961 Tarihli Avrupa (Cenevre) Anla
şmasındaki
düzenlemeye ba
ğlı kalmıştır. 6Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde, tahkim
anla
şmasının şekli düzenlenmektedir. Söz konusu madde uyarınca, “tahkim anlaşması
yaz
ılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim
anla
şmasının taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen
mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir ileti
şim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş
olmas
ı ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine
daval
ının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması gerekir.
Belirtmek gerekir ki, New York Sözle
şmesi’nin II(1) maddesi de yazılı bir tahkim
ş
artı aramaktadır. New York Sözleşmesi uyarınca, yazılı bir tahkim şartından bahsetmek
için taraflarca imzalanm
ış bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi veya telgraf aranmaktadır.
Burada Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nda iletişimdeki çağdaş gelişmelerin de dikkate
al
ındığı görülmektedir. Buna göre, New York Sözleşmesi’nde kabul edilen “taraflarca
imzalanm
ış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf’ın yanı
s
ıra, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda belirtildiği üzere, “teleks, faks gibi bir iletişim
arac
ına veya elektronik ortama geçirilmiş olması” durumunda da yazılı bir tahkim
ş
artından bahsedilebilecektir.
Tahkim anla
şmasının taraflarca imzalanmış bir anlaşma ile yapılması, yazılı şeklin
gerçekle
şmesi için en klasik yöntemdir. Burada önemli olan tahkim şartının imzalanmış
olmas
ının ne anlama geldiği yönündedir. Hukukumuzda, Borçlar Kanunu’nun 13. ve 14.
maddelerinde yaz
ılı şekil şartı tarif edilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca,
“tahriri olmas
ı icap eden akitlerde borç deruhte edenlerin imzaları bulunmak lazımdır”.
Borçlar Kanunu’nun 14. maddesi ise “imza üzerine borç alan kimsenin el yaz
ısı olmak
laz
ımdır” demektedir.
Bununla beraber, Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 4. maddesi, yazılı şekil şartını
6
Bak. Şanlı, a.g.e., s. 230.
10
Borçlar Kanunu’nda daha geni
ş tanımlamaktadır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4.
maddesinin ilk iki paragraf
ı, esasında UNCITRAL Model Kanunu’nun 7. maddesinin
tercümesidir. Ancak, UNCITRAL Model Kanunu’nun 4 (2). Maddesinin metni
incelendi
ğinde, “teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş
olmas
ı” ifadesinde örnekleyici olarak sayılan iletişim araçlarının, tahkim anlaşmasının
yaz
ılı olarak kaydedilebilecek nitelikte olması koşuluyla kabul edildiği görülmektedir.
Yani, Model Kanun’da yaz
ılı tahkim anlaşması olarak kabul edilecek iletişim araçları
say
ılırken, tahkim anlaşmasının yazılı kaydını veren iletişim araçları, ilerideki teknolojinin
geli
şmeleri dikkate alarak örnekleyici olarak sayılmıştır. Milletlerarası Tahkim
Kanunu’nun 4. maddesinde de, ayn
ı şekilde ilerideki teknolojik gelişmeler dikkate
al
ınarak yazılı tahkim anlaşması olarak kabul edilecek iletişim araçları sınırlayıcı olarak
de
ğil, fakat örnekleyici olarak sayılmış, ancak bunların yazılı bir kayıt verebilecek
durumda olmas
ından bahsedilmemiştir. Bu sebeple, yeni teknolojik gelişmelerin sonucu
olarak ileride söz konusu olabilecek ileti
şim araçlarının, yazılı tahkim şartı oluşturup
olu
şturamayacağının tespitinde, kaynak düzenleme olan UNCITRAL Model Kanun ’un
“yaz
ılı bir kayıt verme” özelliğinin olup olmadığına bakılması gerekir.
Tahkim anla
şmasının şekli ile ilgili bir başka önemli konu, tahkim anlaşmasının
elektronik formatta yap
ılmasıdır. Bu durumda da yazılı tahkim şartının varlığından
bahsedilebilecektir. Günümüzde internet ve elektronik posta, milletleraras
ı ticaret
hayat
ının ayrılmaz bir parçası durumuna gelmiştir. Bu sebeple, ticari yazışmaların yanı
s
ıra, sözleşmeler ve tahkim şartları da, elektronik ortamda yapılabilmektedir. İşte, bu
geli
şmelere bağlı olarak, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda, elektronik ortamdaki tahkim
anla
şmalarının da yazılı olarak yapıldığı kabul edilmiştir. Burada en önemli sorun, ispat
hukuku bak
ımından söz konusu olacaktır. Taraflar arasında uyuşmazlık çıkması üzerine
tahkim yoluna ba
şvurulduğunda, davalı taraf, elektronik ortamda gönderilen irade
beyan
ının kendisine ait olmadığını iddia ederse, elektronik ortamda dermeyan edilen
iradenin daval
ıya ait olup olmadığının belirlenmesi, gerçekten önemli bir ispat sorunu
olarak gündeme gelecektir. Zira, özel güvenlik sistemleri alt
ındaki elektronik imzalar
(dijital imza) bir tarafa b
ırakılacak olursa, günümüzde bir başkası adına elektronik posta
adresine girerek onun ad
ına irade beyanında bulunmak teknolojik olarak mümkündür.
11
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde hangi tahkim anlaşmalarının yazılı
ş
ekilde yapılmış sayılacağı, iletişim araçları örneklenerek belirlenirken, önemli bir
prensibe yer verilmi
ştir. Buna göre, bazı durumlarda taraflar arasında hiçbir tahkim
anla
şması bulunmamasına rağmen, geçerli bir tahkim şartının bulunduğu kabul
edilebilecektir. Zira, Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, “dava
dilekçesinde yaz
ılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği
cevap dilekçesinde itiraz edilmemi
ş olması” durumunda, geçerli bir tahkim şartının
bulundu
ğu kabul edilecektir. Gerçekten, tahkimde davanın açılması ve davalının herhangi
bir tahkim itiraz
ında bulunmayarak esasa ilişkin savunmalarını ileri sürmesinden sonra,
hakem karar
ının aleyhte olması nedeniyle, tahkim anlaşmasının bulunmadığının ileri
sürülmesi, her
şeyden önce dürüstlük kuralına aykırı olacaktır. Zira, artık davalı taraf,
tahkim anla
şması bulunmadığı yolunda bir itirazda bulunmayarak esasa ilişkin
savunmalar
ını ileri sürmekle, uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesine muvafakat
etti
ğini beyan etmiş olacaktır. Uyuşmazlık tahkimde çözümlenip, hakemler karar
verdikten sonra, hakemlerin kendi aleyhine karar verdi
ğini öğrenen davalı, tahkim şartının
bulunmad
ığı itirazında bulunursa, davalının iyi niyet kurallarına aykırı bu davranışını
desteklememek gerekmektedir. Bu sebeple Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nda belirtildiği
üzere, “dava dilekçesinde yaz
ılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine
daval
ının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması” durumunda geçerli bir
tahkim
şartının bulunduğunu kabul etmek son derece yerinde olmuştur. Bununla beraber,
New York Sözle
şmesi uyarınca bir hakem kararının tenfiz edilebilmesi için yazılı bir
tahkim
şartı bulunması gerekir. New York Sözleşmesi’nde, UNCITRAL Model Kanunu
ve Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nda olduğu üzere “dava dilekçesinde yazılı bir tahkim
anla
şmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz
edilmemi
ş olması” durumunda yazılı bir tahkim şartının varlığının kabul edileceğine
ili
şkin bir kural söz konusu değildir. Bu sebeple, tahkim yerinin Türkiye olduğu bir
uyu
şmazlıkta, hakem kararı Türkiye dışında tenfiz edilecek ve kararın tenfiz edileceği
ülke Model Kanunu kabul etmi
ş bir ülke değilse, Türk Hukuku’na göre geçerli bir tahkim
ş
artının varlığı kabul edilmesine karşın, tenfiz ülkesi New York Sözleşmesi’ni
uygulayarak, geçerli bir tahkim
şartı olmadığı için hakem kararının tenfizini
reddedebilecektir.
12
Nitekim Yarg
ıtay bir kararında, “... davacının hakem mahkemesine müracaatı üzerine
hakemini seçen, hakem yarg
ılamasına katılarak davayı takip eden davalının, 14.02.1990
tarihindeki teleksteki hakem
şartını benimsediğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davalının
taraflar aras
ında geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmadığına yönelik itirazları yerinde
de
ğildir.” şeklinde karar vermiştir. Böylece Yargıtay, tahkim sözleşmesi veya şartının
ş
ekline ilişkin koşulun, dürüstlük kuralına uygun olarak uygulanması gerektiği, yazılı
olma
şekil şartının gerçekleştiği hususunda tartışmalı olan hakem şartına uygun olarak
taraflar
ın hakemlerini seçmeleri, yargılamada yer almaları durumunda, artık geçerli bir
tahkim
şartının varlığını kabul etmenin gerekli olduğunu ifade etmektedir.
Daval
ının, tahkim anlaşması bulunmaması yolundaki itirazlarını hakemler önünde ileri
sürerek, tahkimdeki yarg
ılamaya katılması durumunu ise ayrıca değerlendirmek
gerekmektedir . Zira, tahkim anla
şması bulunmamasına karşın, kendisine karşı tahkim
yoluna ba
şvurulduğunu öğrenen davalının, hakemler önündeki davada, tahkim anlaşması
bulunmad
ığı yolundaki itirazını ileri sürmesi gerekli ve yerindedir. Davalı tahkim şartı
bulunmad
ığına itiraz ederken, esasa ilişkin itirazlarını da ileri sürebilir ve bu durum,
daval
ının tahkim yolunu kabul ettiği anlamına gelmez. Zira, bazı durumlarda tahkim
ş
artının bulunup bulunmadığı hukuken tartışmalı olabilir ve davalı haklı olarak savunma
imkan
ından yoksun kalmamak için tahkim anlaşmasının bulunmadığı yolundaki itirazı ile
birlikte esasa ili
şkin savunmalarda da bulunabilir. Davalının bu davranışı, Milletlerarası
Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilen “dava dilekçesinde yaz
ılı bir tahkim
anla
şmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz
edilmemi
ş olması” anlamına gelmeyecek ve geçerli bir tahkim şartı doğurmayacaktır.
III. Tahkim Anla
şmasının İcrası ve Tahkim İtirazı
Taraflar aras
ında geçerli bir tahkim şartının bulunmasının iki önemli sonucu vardır.
Bunlardan birincisi, taraflar
ın, tahkim şartı veya tahkim sözleşmesine dayanarak
uyu
şmazlığın çözümü için tahkim yoluna başvurulabilmesidir. İkincisi ise, geçerli bir
tahkim
şartı veya tahkim sözleşmesi bulunmasına karşın, taraflardan birinin mahkemeye
ba
şvurması durumunda, davalı tarafın, tahkim şartı veya tahkim sözleşmesine dayanarak
13
tahkim itiraz
ında bulunabilmesidir.
İş
te, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 5. maddesi, tahkim anlaşmasına karşın,
taraflardan birinin davay
ı devlet yargısına götürmesi durumunda söz konusu olabilecek
tahkim itiraz
ını düzenlemektedir. Söz konusu madde uyarınca, “tahkim anlaşmasının
konusunu olu
şturan bir uyuşmazlıkta dava mahkemede açılmışsa; karşı taraf, tahkim
itiraz
ında bulunabilir”. Bu madde, esas itibariyle UNCITRAL Model Kanunu’nun 8.
maddesinden hareket edilerek haz
ırlanmıştır. Ancak, bu madde ile UNCITRAL Model
Kanunu’nun 8. maddesi aras
ında bazı farklar bulunmaktadır.
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nda, bir taraftan davalıya tahkim anlaşması
bulunmas
ına karşın mahkemeye başvurulmasına itiraz etme hakkı verilirken, diğer
taraftan bu itiraz belirli bir zaman dilimi ile s
ınırlandırılmıştır. Zira, tahkim şartı
bulunmas
ına karşın davalı tahkim itirazında bulunmazsa, mahkeme tahkim itirazını
kendili
ğinden dikkate alamayacak ve davanın esasına girecektir. Davalının, esasa
girildikten ve uyu
şmazlığın çözümlenmesi için yargılamaya başlandıktan sonra tahkim
itiraz
ında bulunabilmesine izin vermek, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturabileceği gibi,
usul ekonomisi aç
ısından da yerinde olmayacaktır. Kanun’ un 5. maddesinde, tahkim
itiraz
ının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların
çözülmesi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ilk itirazlara ili
şkin hükümlerine tabi
tutulmu
ştur. Davanın esasına girmeye engel teşkil eden (örneğin Mahkemenin yetkili
olmamas
ı gibi) dava engellerine ilk itirazlar denmektedir.7 İlk itirazların nelerden ibaret
oldu
ğu kanunda sınırlı olarak sayılmıştır ve bu sayım dışında ilk itiraz ileri sürmek
mümkün de
ğildir. Bu sebeple, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda tahkim itirazının ilk
itiraz oldu
ğu belirtilmiştir. Hukukumuzda, ilk itirazların bir kısmı, sadece davalı
taraf
ından ileri sürülebilirken; bir kısmı, hem davacı hem de davalı tarafından ileri
sürülebilir. Tahkim itiraz
ı, davalı tarafından ileri sürülebilecek bir ilk itirazdır.
Böylece, tahkim sözle
şmesi yapılmış olmasına rağmen taraflardan biri, tahkime konu
sözle
şmeden doğan herhangi bir ihtilafı Türk Mahkemelerine götürür ise, diğer tarafın ilk
itiraz olarak davan
ın başında tahkim itirazında bulunması gerekecektir. Söz konusu itiraz
HUMK’ un 187 ve müteakip maddelerine göre karara ba
ğlanacak, mahkeme tahkim
7
Bak.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Bası, Cilt II, İstanbul 2001, s.1403
14
itiraz
ını kabul ederse, davayı usulden reddedecektir.
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 5. maddesinde “tahkim itirazının kabulü halinde,
mahkeme davay
ı usulden reddeder” denilmektedir. Bu sebeple, tahkim itirazının kabulü
durumunda mahkemenin davaya bakmay
ı reddedeceği ve artık davanın esasına girerek
karar vermesinin mümkün olmad
ığı düzenlenmektedir. Burada önemli olan, mahkemenin
tahkim itiraz
ını kabul etmesi kavramından ne anlaşılması gerektiğidir. Davalının tahkim
itiraz
ında bulunması üzerine, mahkeme prensip olarak tahkim anlaşmasının var olup
olmad
ığını araştıracaktır. Anlaşmanın varlığı tespit edilmekle birlikte, tahkim şartının
geçerlili
ği ile ilgili tereddütle karşılaşılması durumu ile ilgili olarak iki farklı yaklaşım söz
konusu olacakt
ır. Bunlardan birincisi, geçerliliği tartışmalı da olsa, mahkemenin tahkim
anla
şmasının varlığını belirlemesi üzerine, davaya bakmayı reddetmesidir. Tahkim
ş
artının geçerli olup olmadığı hakkında ise, mahkeme değil, hakemler karar verecektir.
Zira, Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 7(H) maddesi uyarınca, “hakem veya hakem
kurulu, tahkim anla
şmasının mevcut veya geçerli olup olmadığına ilişkin itirazlar da dahil
olmak üzere, kendi yetkisi hakk
ında karar verebilir”. Başka bir deyişle, tahkim
anla
şmasının geçerliliği hakkında hakem heyeti karar verecektir. İkinci yaklaşım ise,
tahkim itiraz
ı üzerine, mahkemece hakem anlaşmasının bulunup bulunmadığı
ara
ştırılırken, söz konusu tahkim anlaşmasının geçerli olup olmadığı da incelenecektir.
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 5. maddesinin lafzı incelendiğinde, “ tahkim itirazının
kabulü halinde,
mahkeme davayı usulden reddeder” denilmektedir. Öyleyse, burada
mahkemenin incelemesi, sadece hukuki durumu ne olursa olsun bir tahkim
şartının var
olup olmad
ığını incelemek değil, fakat geçerli bir tahkim anlaşmasının var olup
olmad
ığını incelemektir. Zira, Kanun’ da “tahkim itirazının kabulü halinde” denilmekle,
mahkemenin davaya bakmas
ını engelleyecek nitelikte, kısaca “kabul edilebilir” bir
tahkim anla
şmasının bulunması şartı aranmaktadır. Bir an için tahkim anlaşmasının
geçerlili
ği ile ilgili olarak mutlaka hakemlerin karar vermesi gerektiği düşünülecek olsa
dahi, hakemlerin tahkim
şartının geçerli olup olmadığı hakkındaki kararlarının,
Milletleraras
ı Tahkim Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca hakemler tarafından
denetlenebilece
ğini unutmamak gerekir. Zira, hakemlerin tahkim şartının geçerli olup
olmad
ığı yolundaki kararlarına karşı, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesi
gere
ği iptal davası açılabilecektir. Bu sebeple, tahkim anlaşmasının geçerliliği hakkında
15
kesinle
şmiş bir mahkeme kararı bulunması, geçerli olmayan bir tahkim anlaşmasına
ra
ğmen büyük bir zaman ve para kaybına yok açacak şekilde, uyuşmazlığın boşu boşuna
tahkimde çözülmesini engelleyecektir. Mahkemenin geçerli bir tahkim anla
şmasının
bulundu
ğunu hükme bağlaması durumunda da aynı şekilde, hakem kararına karşı, tahkim
anla
şmasının geçerli olmadığı sebebiyle iptal davası açmak söz konusu olmayacaktır. Bu
sebeple, tahkim itiraz
ında bulunulması üzerine mahkemenin tahkim anlaşmasının
varl
ığının yanı sıra, tahkim anlaşmasının geçerli olup olmadığını da incelemesi, tahkim
prosedürünü uzatan de
ğil, tam tersine boşa zaman ve para harcanmasını engelleyecek bir
yol olacakt
ır. Nitekim, Milletlerarası Tahkim Kanunu’na kaynak oluşturan, UNCITRAL
Model Kanun’ nun 8. maddesi uyar
ınca, mahkeme, tahkim anlaşmasının geçersiz, etkisiz
veya icra edilemez oldu
ğunu tespit etmediği müddetçe tahkim itirazını dikkate
alabilecektir.
SONUÇ
Yukar
ıda yapılan izahatlar ışığında, yeni dünya düzeni ile birlikte, Milletlerarası ticaret
hayat
ının gelişmesi ve buna bağlı olarak söz konusu ticari ilişkilerden kaynaklanan
uyu
şmazlıkların artması ve nasıl çözümleneceği hususunun önem kazanacağı aşikardır.
Bu a
şamada, uyuşmazlıkların çözümünde devlet yargısının yetki ve görevinin varlığı
tart
ışmasızdır. Ancak, devlet yargısının uluslararası boyutları olan uyuşmazlıklarda gerek
uzmanl
ık gerekse tarafsızlık gibi konularda, taraflar tatmin etmesi pek de mümkün
olmamaktad
ır. Bu koşullar dahilinde, tahkimin önemi de tercih edilebilirliği de
artmaktad
ır.
Bununla birlikte, tahkimin i
şlerliği ve özelliklerin hukukçular tarafından iyi
anla
şılması gerekmektedir. Ancak, tahkim ve tahkim kavramını özümsemiş ve bu hususta
yeti
şmiş kişilerin varlığı ile tahkim aleyhindeki önyargıların ortadan kaldırılması mümkün
olacakt
ır.
16
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder