14 Aralık 2010 Salı

HAYATI KAÇIRMAK !.

Kaçamak yaşıyoruz. Her şeyden, bazen kendimizden bile kaçıyoruz. 
Duygularımızı paylaşmak, nedense zor geliyor bize. Kendimiz bile yaşayamıyoruz ki...

Hep içimize atıyoruz sevgileri, hüzünleri, mutlulukları.
Bağırıp, çağırıp, hani derler ya ''bardaktan
boşanırcasına yağan yağmur gibi'' ağlayamıyoruz bile.
Utanıyoruz... Kızgınlıklarımızı hep içimize atıyoruz.

Aslında kendimize kızıyoruz. Karşımızdakinin hiç suçu yok ''sadece o, O'nun düşüncesi'' diyemiyoruz. Gördüğümüz her iyilik ve kötülüğün bizden kaynaklandığını anlayamıyoruz. Volkanlar patlıyor içimizde söndüremiyor gözyaşlarımızı içimize akıtıyoruz.

Görmüyoruz, kör değiliz sadece bakıyoruz. Çevremizdekileri
sadece hareket eden birer obje olarak değerlendiriyoruz.

Doğan güneşin sıcaklığını, rüzgarın getirdiği okşamayı, kuş sesindeki canlılığı ve hayatı hep kaçırıyoruz. Ruhumuzu bir yerlerde bıraktık, bulamıyoruz.. Çok hızlı gidiyor, dinlenemiyoruz. 
Herkes ama herkes, her şey üstümüze üstümüze geliyor...
Korkup kaçıyoruz.

Sevemiyoruz... 
Sevgilerimizin bile sebebi çıkar ilişkisine dayalı.
Hep bir şeyler bekliyoruz karşımızdakinden. 
Peki... Ne veriyoruz.? Arkadaşlığı bile beceremiyoruz.
Bazen bir merhaba demek bile zor geliyor.
''O bana dün selam vermemişti ben neden vereyim'' bile diyebiliyoruz.. Aslında kendimizle inatlaşıyoruz.
Egomuz daima üstün geliyor. Sebebini bilmiyoruz.

Düşünmüyoruz geleceğimizi, geçmişimizi, içinde bulunduğumuz
anı bile düşünmüyoruz. 
Hep gel geç ilişkilerde gözümüz. Hep başkası olmakta...
Kendi benliğimizi kaybettik. Tanımıyoruz
içimizdeki beni. Ne istediğimizi ne beklediğimizi bile bilmiyoruz. Kendimizden bile kaçıyoruz.
Yüzleşemiyoruz kendimizle...
Eleştiride dozu kaçırmaktan korkmuyoruz ama kendimize yöneltilen
eleştirileri saldırı olarak algılıyoruz.
Hayatın tüm yanlışları hep bizim dışımızda..

Bir tebessümü bile çok görüyoruz karşımızdakine.
Bilmiyoruz, aslında o çok gördüğümüz
tebessümün kendimize verdiğimiz en değerli hazine olduğunu...

Hayatta her şey size bağlı.
Sen istersen dünya daha güzel.
Sensin tüm güzellikleri yansıtan.
Diğer olan biten her şey sadece araç.
Yani sen varsan her şey var.
Kendini tanımaktan geçiyor her şey.
Bir tebessümle başlıyor güzellikler.

Sabah yataktan kalktığında aynada kendine tebessüm et ve
Günaydın dileklerini ilet kendine...
Gözlerini kapat hayatın seslerini dinle.
Yeni bir gün, her yeni gün seninle birlikte var.
Ruhun bir yerlerde seni bekliyor.
Bul onu.
Hisset tüm hissettiklerini.
Bak nasıl değişecek hayat...      

KARİYERİNİZDEN MEMNUNMUSUNUZ ?

<> <> <>


Bu,
kendimize sorabileceğimiz en basit ama en önemli soru olabilir. Ancak,
insanların yalnızca yüzde 20’si bu soruyu kesin bir şekilde “evet” olarak
cevaplayabiliyor. Yani insanların yüzde 80’i değişik derecelerde “işimi
sevmiyorum” diyor.

Hepimizin her yeni güne başlarken yapacak bir işe ve
sabırsızlıkla bekleyecek bir şeye ihtiyacı var. Ne olursak olalım, her gün ne
yapıyorsak, yaptığımız şey kimliğimizi şekillendirir. Eğer biriyle
tanıştığınızda size yönelttiği ilk sorulardan biri olan “ne iş yapıyorsunuz”
sorusuna verdiğiniz cevabı tatmin edici ve anlamlı buluyorsanız, “kariyer
mutluluğu” dediğimiz olguya erişmiş ya da erişiyorsunuz demektir.

Eğer
düzenli olarak keyif aldığınız bir şeyi – bu karşılığında bir ücret aldığınız
bir iş yerine bir tutku veya ilgi alanı da olabilir – yapma fırsatınız yoksa,
hayatınızın diğer alanlarında yüksek mutluluğa sahip olma ihtimaliniz giderek
azalır. Araştırmalar yüksek seviyede kariyer mutluluğuna sahip kişilerin, diğer
bireylere göre hayatlarından mutluluk duymaya iki kat daha yakın olduklarını
göstermektedir.

Gallup’a göre bir yılı aşkın bir süre işsiz kalmak
insanları diğer olumsuz olaylardan daha çok etkiliyor ve ancak 5 sene sonra
kendilerini toparlayabiliyorlar. Çarpıcı bir bulgu; kişiler eşlerinin ölümünden
sonra bile mutluluklarına bir kaç sene içinde kavuşurken, uzun sure issiz kalmış
kişiler işsiz kalmadan önceki mutluluk seviyelerine ayni şekilde kavuşamıyorlar.


Benzer şekilde, işlerine bağlı olmayan olan kişiler, günün sonuna doğru
kendilerini daha mutlu hissederken, yüksek bağlılık gösteren kişiler hem günün
başında hem de sonunda çok daha yüksek seviyede mutluluk hissediyorlar. Bağlı
olmayan kişilerin günün sonunda hissettikleri mutluluk ile bağlı olan kişilerin
günün başında hissettikleri mutluluğun eşit seviyede olduğu bulunmuş. Bu da
demektir ki işini sevmeyen kişinin cuma akşamı saat altıda hissettiği mutluluğu
işinin seven biri pazartesi sabahı saat dokuzda hissedebiliyor. Fark bu kadar
çarpıcı. Yine bir araştırmaya göre işine aktif olarak bağlı olmayan bir kişinin,
bağlı olanlara oranla bir yıl içerisinde depresyona girme riski iki kat daha
fazla.

Sağlık açısından ise sevmediği işi yapan kişilerin sevdiği işi
yapan kişilere oranla iş günlerinde, gün boyu daha yüksek stres seviyesine sahip
olduğu kanıtlanmıştır. Stres, zaman içinde psikolojik sağlığınıza olduğu gibi
fiziksel sağlığınıza da zarar verir. Kısacası, kariyer mutluluğunuz düşük
olduğunda bu, zamanla hayatınızın diğer alanlarından duyduğunuz memnuniyetin
azalmasına da sebep olmaktadır. Dolayısıyla kariyer mutluluğu, geçen hafta
sözünü ettiğimiz beş alan içinde kişinin genel olarak mutluluğuna etki edecek
alanların belki de en başında gelmektedir. Özellikle belirtmek gerekiyor ki
kariyer mutluluğu için ille de yüksek bir maaş alıyor olmak gerekmiyor. Önemli
olan kişinin sıklıkla ve düzenli olarak sevdiği şeyi yapıyor olması.


Birçok kişi, hatta başlı başına birçok kültür, işin sevmemiz gerekmeyen
bir şey olduğu kanısı üzerine hayatlarını kurmuş durumda. Tamamıyla kusurlu olan
bu algı, adeta toplumlara ve ekonomik modellere işlenmiş. Bu nedenle, insanlar
iş saatlerini mümkün olduğu kadar azaltmak ve bir an önce emekli olmak için
çabalayıp duruyorlar. Ancak ironik bir biçimde emekli olmaya yaklaştıklarında
veya olduklarında, hayatın çalışmadan ne denli sıkıcı olabileceğini fark
ediyorlar.

İşten keyif almanın başlıca unsurlarından biri her gün güçlü
yönlerimizi kullanma fırsatına sahip olmak. Fiyaskolar yerine güçlü yönlerimize
ve günlük başarılarımıza odaklandığımız zaman daha fazlasını öğreniyoruz;
ilerliyoruz. Araştırmalara göre en iyi yaptıkları şeylere odaklanan kişiler,
başarısızlıklarına odaklanan kişilere göre işlerine ilgi duymaya altı kat daha
fazla, harika bir hayat kalitesine sahip olmaya ise üç kat daha fazla yakın.


Özetlemek gerekirse; yüksek kariyer mutluluğuna sahip kişiler, her sabah
uyandıklarında önlerinde zevkle bekledikleri bir şey oluyor. Her gün güçlü
yönlerini kullanma ve aşama kat etme fırsatları ellerine geçiyor. Bu kişilerin
hayatlarına dair net bir amaçları ve hedeflerine ulaşmak için belli bir planları
var. Diğer insanlar bu kişilerin, kariyerlerine çok fazla vakit harcadıklarını
düşünürlerken aslında onlar yalnızca, sevdikleri işe daha fazla zaman ayırmış
oluyorlar. Sonuç olarak yüksek kariyer mutluluğuna sahip bireylerin,
yaşamlarından memnuniyet duyma ve hayattan zevk alma ihtimalleri daha yüksek
oluyor.

SATIŞ PAZARLAMA.

Pazarlama dünyası değişen pazar şartları, teknolojik gelişmeler nedeniyle ortaya çıkan yapısal değişimler, artan küreselleşme ve gelişen tüketici bilinçlenmesi karşısında yeni arayışlar içine girerek pazarlama yaklaşımını daha da ileriye götürmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda değişik isimler altında çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bunlar arasında, bire-bir pazarlama, müsadeye bağlı (permission marketing) pazarlama, müşteri odaklı (customer oriented marketing) pazarlama, esnek (adaptive marketing) pazarlama, mikro (micro marketing) pazarlama, ilişkisel (relationship marketing) pazarlama, kitlesel bireyselleştirme (mass customization) vb. sayılabilir. Ancak, farklı isimler altında olsa da, bu yaklaşımların tamamında vurgu yapılan ortak nokta, pazarlama yaklaşımının firma odaklı olmaktan çıkarılıp, tüketici odaklı olması gerektiğidir. Yani pazarlamaya pazar odaklı bir bakış açısı ile bakılmasını öngörmektedir. Pazarlamanın müşteri/tüketici eksenli olması gerektiği düşüncesi öne çıkmaktadır. Yaklaşımlar arasındaki farklılığın sebebi ise, müşteri eksenli davranmanın nasıl uygulanması gerektiği konusunda yatmaktadır.

Pazar odaklılık kavramı modern pazarlama kavramının tüm organizasyonca benimsenmesini ve uygulanmasını ifade etmektedir. Pazar odaklı bir organizasyon, müşteriye rakiplerden daha fazla ve daha üstün değer sağlamak amacıyla organizasyonun tüm birimleriyle müşteriyi anlama ve tanımayı hedefleyen ve gayret gösteren bir yapıdadır.

Pazarlama yazınında sıkça tartışılan ve pazarlamada paradigmal bir değişim olarak algılanan ilişkisel pazarlama’dır. İlişkisel pazarlama kavramı belki de pazarlama anlayışında ortaya çıkan en önemli değişimlerden biridir. Geleneksel olarak pazarlama kavramının temelini değişim sürecinin oluşturduğu belirtilmişti. Ancak küreselleşme olgusu ve buna paralel olarak değişen pazar şartları rekabetin yoğunlaşmasına ve tüketicilerin daha bilinçli hale gelmesine neden olmaktadır.

Dinamik pazar şartları işletmeleri yeni rekabet üstünlükleri bulmaya itmiştir. Bu bağlamda, işletmeler pazarlama kavramının temelini teşkil eden değişim süreci üzerine odaklanarak üretici-tüketici ilişkisinin sadece işleyişiyle değil, bu süreçte yaşanan ilişkinin karakteri ve yapısı üzerine durmaktadır. Başka bir ifade ile, üretici-tüketici ilişkisinde sadece değişime konu olan değerler değil, değişim olayının kalitesi ve taraflar arasındaki yakınlaşmanın da önemli olduğu vurgulanmaktadır. İlişkisel pazarlama yaklaşımında müşteri-satıcı/üretici ilişkisi iki taraf arasında gerçekleşen değişim olayına değil, iki taraf arasındaki uzun dönemli karşılıklı fayda sağlama amacına yöneliktir.

Bunun yanında son yıllarda giderek daha da yaygınlaşan bir diğer yaklaşım ise üretimin herkese has yapılması veya her bireye sunulan hizmetin kişiselleştirilmesini öngören kitlesel bireyselleştirme yaklaşımıdır. Kitlesel bireyselleştirme ise üretilen ürünlerin tüketicilerin bireysel tercihlerine uygun olarak üretilmesi ve makul bedel karşılığında tüketicinin tercihine sunulmasını öngörmektedir. Üretimde bireyselleştirmenin temelinde ise teknolojik gelişmeler yatmaktadır.

BEYİN GÜCÜMÜZÜN FARKINDAMIYIZ ?.

Beyin öyle bir güçtür ki..

Kafadan geçen her düşüncenin bir talep olduğuna inanıyorum...
İyi şey ister güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir ,
Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.

Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa
negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama
arabayı siz kullanıyorsanız ve böyle korkularınız varsa eğer
sakın araba kullanmayın..

Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep
bir şeyler olur , yani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz "onu kollayıp
korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor.

Neden acaba ?

Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar,yoksa tavuk mu)'yu andırmıyor mu?

Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz,
bir araya geldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz yani dostlarla da sohbetin güzelliği , keyfi kalmadı.

Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi. Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu
YOK etmeye devam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve
zavallı görünerek her şeyin bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızı da kaçırdığınızı fark edeceksiniz.

Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle
kaçırırlar ki bir gün gelir birde bakarlar gerçekten paraları bitmiş
ama bu bitiş ani çıkan hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanması gereken miktarlar da olabilir.

Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin
şartlanmaya görsün hangi hastalıktan korkup, çağırıyorsanız size
onu getirir.

Allah zaten verilen nimetlere şükretmesini bilmeyen kullarından bu nimetleri bir müddet sonra almaya başlar.Çevrenize bakın örneklerini çok göreceksiniz.Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işe başlayın.

Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye
zaman bulamıyoruz.

Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var.Sevgi sunulmazsa sevgi değildir.Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun.Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız
pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.

Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğe sahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp
onu çıplak tenine değdirsin.Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı
bir bebek olmasını istiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve
pozitif bir ortamda büyütmeye çalışın, Kızgınken, sinirliyken
kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizi gösterin.
Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve bilin ki
çok çabuk büyüyorlar.Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri halde bunu ifade edemez ve gösteremezler.

Neden ? Ne zaman göstereceksiniz?

Tanrı'nın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz
bir şükür ve teşekkür değil mi ?

Beyin öyle bir güçtür ki ,insan beyin gücünü kullanarak isterse
kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir.
Yeter ki beynini şartlandırabilsin.Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır.Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki
tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük
bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir.

Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum,

"Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor..İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar,
işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp
kapısını dışardan kilitliyor..Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir
durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor.Kapalı kalan
işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor.
Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş.Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak,
donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor.". .

Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin .Bazı insanlar vardır, hep konuşurken daha yaşasam 1-2 sene daha yaşarım diye konuşup
sık sık bunu tekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler.

Ben bu laftan çok korkarım ,eğer bunu inanarak söylerlerse
beyinlerini öyle bir şartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler.

Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz.İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış.

Ne doğru bir laf değil mi?

Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi.
Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .

Ama şu anımı biliyorum,ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımda çocuklarım sağ ve ben bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı da bilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve
en pozitif şekilde değerlendiririm.

Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem.
Siz de böyle yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla
3'e bölün.Dün, bugün,yarın diye...

Biz ani stresleri çok severiz.Çünkü ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar ve hafıza,algılama,
enerji süper olur.Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır.
Ama siz bu stresi kısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde
kurarsanız, hep bunu düşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.

Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak
şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon ,kalple ilgili şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.

Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ?
Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli..

Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani
kafanızı dağıtın.Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi az alsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın.
Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistik etki onların pozitiflenmesini sağlar.Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim...

Saygılarımla,
Prof. Yıldız Batırbaygil

KENDİNİZİ SEVİN.

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir.
O yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir.
Birçok insan homur homur yataktan kalkar ve bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de rahatsız eder. Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli sırlar:

* Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin.

* Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz:
“Bugünüm aydın olsun.Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum.”

* Pencerenin önüne gelin ve dışarıya (doğaya bakarak) nefes alıp vermeye başlayın. Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin. Bunu birkaç kez tekrarlayın.

* Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın.
Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin:
“Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!”

* Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin. Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (Örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin.

* Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla... Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken
yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka “görün” varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar.

* Her gün birisi ya da bir şey için iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. Örneğin “Seni seviyorum.” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın. Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim!”, “Ben hallettim!” gibi sözleri kullanmayın.

* Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi
biliyor musunuz? Ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın. Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını.
“Bugün mutluyum.” deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz.

* Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili “olumlu haberler” yayınlayın! Unutmayın, iş yerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin “Bugün kendimi harika hissediyorum.” deyin. Her firsatta bunu tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz.

* O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. Örneğin “İşe gidiyorum, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine.” diye düşünmek yerine, “İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş arkadaşına sahibim.” diye düşünün. Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını öneriyorlar.

* İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmayı deneyin. Örneğin insanlara “değer katma”yı düşündünüz mü? “Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?” diye kafa yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın.

* Eğer zorlu bir günü başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz, bedeninizin davranışlarını inanılmaz ölçüde belirler. Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. O gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle olun. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş...” Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir !

* Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, “Her şeyin güzel, saçların, dökülüyor olabilir ama sahip olduğum tek şey sensin.” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır.      

Emlak Vergisi Hakkında.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılında emlak vergisine tabi değerlerin artırılmayacağını, bina maliyet bedellerinde de artış yapılmayacağını bildirdi.
Maliye Bakanlığının, 2010 yılı yeniden değerleme oranını, TÜİK'in Kasım ayı toptan eşya fiyat endeksine göre yüzde 7,7 oranında belirlemesinin ardından, gözler 2011 yılı başında yeniden değerlemeye bağlı olarak zamlanacak olan vergi ve harçlara çevrildi.
Mevcut düzenlemeler uyarınca, emlak vergisine tabi metre kare birim değerlerin de, 2011 yılında yeniden değerleme oranının yarısı olan yüzde 3,85 olarak artırılması gerekiyordu.
Maliye Bakanı Şimşek, emlak vergisine tabi metre kare birim değerlerin yeni yılda artırılmayacağını bildirdi. Şimşek, Bakanlar Kurulunun bu yöndeki yetkisinin kullanılarak, emlak vergisine tabi metre kare birim değerlerin 2011 yılında yükseltilmemesine dönük bir Kararname Taslağı hazırlanarak, Başbakanlığa gönderildiğini söyledi.
Bakan Şimşek, Taslakta halen emlak vergisi mükellefiyeti bulunan taşınmazlara ilişkin olarak 2011 yılında ilave emlak vergisi yükü doğmaması amacıyla, Emlak Vergisi Kanunun verdiği yetkiye istinaden emlak vergi değerlerinde yapılması gereken artış oranının sıfır olarak tutulduğunu ifade etti. Şimşek, böylece bu yıl kullanılan metre kare birim değerlerin, 2011 yılında da aynen uygulanmasının öngörüldüğünü kaydetti.

BİNA MALİYET BEDELLERİ

Maliye Bakanı Şimşek, yeni yılda bina vergi değerinin hesabında esas alınacak bina metre kare normal inşaat maliyet bedellerinde de artışa gitmeyeceklerini belirtti. Şimşek, normal inşaat maliyet bedeli olarak 2010 yılında uygulanan maliyet bedellerinin 2011 yılında da aynen uygulanması yönünde bir Genel Tebliğ yayımlanacağını bildirdi.
Bu arada geçen yıl Ekim ayında yayımlanan bina maliyet bedeli artış Tebliği, bu yıl şu ana kadar çıkarılmadı. Yetkililer, söz konusu Tebliğin, emlak vergisi metre kare birim değerleriyle ilgili kararname nedeniyle bugüne kadar yayımlanmadığını kaydetti.
Buna ilişkin Tebliğ Taslağının da hazır olduğu ve Taslakta, 2010 yılı maliyet bedellerinde herhangi bir değişikliğe gidilmediği vurgulandı.

19 MİLYON EMLAKI İLGİLENDİRİYOR

Emlak vergisine tabi birim değerler ile bina maliyet bedelleri, Türkiye'de milyonlarca gayrimenkul sahibini yakından ilgilendiriyor.
Ülkemizde emlak vergisine tabi 19 milyon gayrimenkul olduğu belirtiliyor.
Emlak vergileri, metre kare birim değerler ile bina maliyet bedelleri baz alınarak hesaplanıyor.
4 yılda bir güncellenen emlak vergisi değerleri, 2009 yılında da yeniden belirlenmiş ve yeni değerler 2010 yılı emlak vergilerinin hesabında kullanılmaya başlanmıştı.
Kanun uyarınca, Bakanlar Kurulu yetkisi kullanılmazsa, motorlu taşıtlar vergisi, damga vergisi, harçlar, cezalar, veraset ve intikal vergisine tabi tutarlar, her yıl yeniden değerleme oranı kadar artırılıyor. Emlak vergisi metre kare birim değerleri ise yeniden değerleme oranının yarısı kadar artış görüyor.

BELEDİYELERİN EMLAK VERGİSİ GELİRLERİ
Emlak vergileri, belediyelerin önemli gelir kalemleri arasında bulunuyor.
Her yılın Mart-Mayıs dönemi ile Kasım ayında 2 taksit halinde ödenen emlak vergisinden bu yılın Ocak-Haziran döneminde belediyelerin kasasına 1 milyar 653 milyon 384 bin lira girdi. Bu paranın 1 milyar 185 milyon 681 bin lirası bina, 445 milyon 158 lirası arsa, 22 milyon 545 bin lirası arazi vergisi olarak toplandı.
Emlak vergilerinden il belediyeleri 125 milyon 897 bin lira gelir sağlarken, ilçe ve belde belediyelerinin emlak vergisi geliri 1 milyar 527 milyon 487 bin lira oldu.
Maliye Bakanlığı Kamu Hesapları Bültenine göre, belediyelerin 2006 yılından bu yana emlak vergisi gelirleri şu şekilde belirlendi:

YILLAR BİNA ARSA ARAZİ TOPLAM EMLAK VERGİSİ
. (Bin TL)
------ ----------- ---------- ---------- --------------------
2006 955.739 415.533 25.081 1.396.353
2007 989.494 449.953 24.802 1.464.249
2008 1.231.111 458.957 27.316 1.717.384
2009 1.318.089 478.816 27.392 1.824.297
2010* 1.185.681 445.158 22.545 1.653.384
* Ocak-Haziran dönemi
(TAL-MTN)
11:00 02/12/10

İNTERNET VE ÇOCUK PORNOGRAFİ OLGUSU..!.

Günümüzde bir teknoloji harikası olarak yayılan İNTERNET,sanal alemde bir bilgi ve iletişim aracı olarak mesaj,dosya, program gibi bir çok unsurlarıyla bilimden ticarete, müzikten sinemaya ve kültüre hemen her çeşit alanda işlev görmekte.

90'lı yılların sonundan başlayarak ülkemizde de yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanan internet, günümüz kitle iletişim araçları içerisinde yerini almakla beraber,gündelik iş yaşamından devlet kurumlarına, ekonomiden ticarete, bankalardan hastanelere, medya'dan adliyelere,hastanelerden daha adını sayılamayacak kadar çok alana yayılmış olması ve bilgilere bir klavye tuşuna dokunarak ulaşmak isteyen insanların varlığı,bu iletişim aracının kullanıcı sayısını her geçen gün daha da artırmakta ne yazık ki...İnternet’in toplum yaşamında giderek daha fazla yer alması ve kullanım alanının günden güne genişlemesi, doğal olarak bazı hukuki sorunları da beraberinde getiriyor..Gerçekten, internet'i iletişim, bilgi edinme ve paylaşım gibi iyi amaçlarla kullanan kullanıcıların varlığına karşılık,teknolojinin (tabir-i caizse)yaramaz çocukları olarak adlandırılan..intikam alma duygusu, güce sahip olma,aç gözlülük,şehvet, macera veya “yasak meyveyi tatma” arzusu gibi geleneksel olarak bireyleri suç işlemeye götüren nedenlerle hareket eden,sabotaj veya kaos yaratmak amacıyla çeşitli sistemlerin açıklarını bularak bu sistemlere atak yapan ve sisteme izinsiz girerek çeşitli hasarlar yaratan programcılar veya bilgisayar ile uğraşan “hacker” lerin ortaya çıkması, bilişim teknolojisinden faydalanarak internetteki yerini almak isteyen “terör örgütleri”nin faaliyetlerini bu ortama taşıması, “hırsızlık” ve “dolandırıcılık” gibi suçların bu ortamda işlenmeye başlanması, internet'te izinsiz yayınlanan film, müzik ve oyunların oluşturduğu “lisans hakları ihlalleri” şeklindeki suçların genişlemesi,hakaret amaçlı sitelerin kurulması ve de son olarak..bilgisayar orijinli resimler yoluyla yeni müstehcenlik biçimlerinin oluşturulması ile sübyancı olarak adlandırılan kimselerin sapkın düşüncelerini yaşama geçirmeleri sonucu "PORNOGRAFİ" ve "ÇOCUK PORNOGRAFİ"si gibi yasadışı yayınların giderek artması, internet'in kötü amaçla kullanılabileceğini açıkça göstermiş oluyor!..

Bir çocuğun gerçek veya kurgulanmış herhangi bir cinsel aktivite içinde gösterilmesi veya vücudunun belli yerlerinin cinsel amaçla gösterilmesi ÇOCUK PORNOSU'dur..! Bu tanımın içine fotoğraflar,slaytlar,dergiler,çizimler,filmler ve video kasetleri de dahil....Çocuk pornosu'na ya çocukların baştan çıkarıcı ve çıplak görüntülerin kullanılması ya da çocukların cinsel ilişki içinde gösterilmesi şeklinde karşılanmakta!!!

Dijital kameralar ve fotoğraf makinelerinin ürünleri çoğaltılırken,eskimediği ve bozulmadığı için! üretim kolay ve ucuz hale gelmiştir.. İnternetin takip edilemezlik ve sınırları aşma özelliği de eklenince çocuk pornosu engellenmesi çok güç bir duruma dönüştü ne yazık ki!!Bütün bunlara ek olarak,günümüzde dijital grafik programları iki görüntüyü birleştirme veya fotoğrafları bozarak ve değiştirerek yeni görüntüler elde etme becerisine sahip olması da porno üretenlerin lehine olmuyor da değil!Bu durumda,aslında pornografik olmayan fotoğraflar pornografik hale kolaylıkla getirilmekte ve "sanal çocuklar" yaratılmakta!Bu durum insanoğlunu aklına "sanal çocuğun yaşı kaçtır?"kurban olmadan suç olur mu?" gibi soruları  getirmiyor değil..Çoğu yasa, gerçek bir kurbanın olduğu durumlar ve olaylarla ilgilenirken, bazıları bu görüntülerin gerçek olmadığı için suç sayılamayacağını iddia etmekte.. Ancak, çocuk pornosu sadece çıplak çocuk fotoğraflarına indirgenmeyip, gerçek ya da sanal bile olsa..gerçek hayatta çocuk taciziyle direkt bağlantısı bulunmakta.Sanırım uluslararası ÇOCUK PORNOGRAFİ'si yasa sı 2002 yıllarında kabul edilmekle beraber,çocuk pornografi ürünleri olan ,CD-VCD ve DVD ile yakalananlar Türk Ceza Kanunu'na göre 10 yıldan başlayan hapis cezalarına çarptırılmakta..!

Bu hapis cezası bana göre....??? bir ömür boyu HAPİS CEZASI olsaydı hiç de fena olmazdı!!!

SAKIP SABANCI'NIN 48 ÖĞÜDÜ .

1-Nasıl bir "Güç" arıyorsunuz? Onu Bilin.
Güce sahip olduktan sonra ise onu iyi kullanın.

2.Başkasından, özellikle politikacıdan medet, ummayın.

3.Birlik ve beraberlik arayışını her işte ve her fırsatta sürdürün.

4.Karşınızdakilerin "İnsan" olduğunu hiçbirzaman unutmayın

5.İnsanların birer "Makina" olmadıklarını bilin.

6.Terfi, ödüllendirme ve cezalandırma, başarıya yol açar.

7.Adil olun. Her işte, her konuda, her fırsatta ve
herkese karşı adil olun.

8."Vicdan Huzuru" başarılı olabilmenin temel şartıdır.

9.Ayaklarınız her zaman yere bassın. Hiçbir zaman
havalarda dolaşmayın.Kendinizi kimseden üstün görmeyin.

10.Hiçbir işi "Kıyısından Köşesinden Tutmayın".
Yapacağınız iş ne ise,küçümsemeden ona sahip çıkın.

11.Hayata uyun.

12.İyilikleri unutmayın. İyilikleri karşılıksız bırakmayın.

13.Aç gözlü olmayın. "Allahıma Şükür" demesini bilin.

14.Şans, kader ve kısmet, yararlanmasını bilenler için vardır.

15.Hiç ölmeyecek gibi çalışın. Yarın ölecekmiş gibi hazırlıklı olun.

16.Dünyanın sizin etrafınızda kurulduğunu sanmayın.

17.Dostluğa ve arkadaşlığa önem verin.

18.Güler yüzlü ve tatlı dilli olun.

19.Hedefiniz nedir? Onu bilin. Dağılmayın.
Lüzumsuz şeylerle uğraşmayın.

20.Sağlıklı olun. Sağlık herşeyin başıdır.

21.Düzenli bir yaşamınız olsun.

22.Manevi dünyanız zengin olsun. Sonra maddi zenginlik gelir.

23.Bilgili olun.

24.Gözünüzü açın.

25.Risk almayı bilin. Cesur olun.

26.Güvenilir insan olun.

27.Hangi işi yapacaksanız, o işi en iyi bilenler ile işbirliği yapın.

28.Yaptığınız iş farklı olsun.

29.Müesseseleşin.

30.İşinizi sevin. İşinize sahip çıkın.

31.Tasarrufa önem verin. Tasarruf yatırım demektir.

32.Borç para vermekte, kefil olmakta dikkatli davranın.

33."İyiyi" yüreklendirin, alkış verin. "Kötüyü" ayıplayın, ceza verin.

34. Allah herkese "Bölüşmeyi" nasib etmez.
"Bölüşmek" ve "Paylaşmak" kutsal ve keyifli bir iştir.
Bölüşmesini bilin. Paylaşmasını becerin.

35.Kim akıllı üretir ise onun yanında olun.
Kim akılsız tüketir ise ondan uzak durun.

36.Her şeyin bir şeyini, Bir şeyin her şeyini bileceksiniz.

37.Karınıza ve çocuklarınıza vakit ayırın.
Ne kadar yoğun proğramınız olursa olsun, karınıza ve çocuklarınıza zaman ayırmalısınız. Bu bir zorunluluk değil bir zevktir.

38.Adınızı temiz tutmaya özen gösterin. Başarı bir bütündür.
İsminizi temiz tutun ki, başarı isminizi taçlandırsın.

39.İşbirliği yapacağınız insanları, birlikte çalışacağınız kişileri ve ortaklarınızı seçerken dikkatli olun.
Arkadaşlıklarınızı ve dostluklarınızı iyi kurun.

40.Çıkar uğruna, menfaat bekleyişi içinde, belli kolaylıklardan
veya imkanlardan yararlanmak hesabıyla,
uygunsuz kişi veya guruplarla ilişkiye girmeyin.

41.Kişisel çıkar uğruna, geçici kazanç için kimseyi satmayın.

42.Fikirlerinizden ve değer yargılarınızdan fedakarlık etmeyin.
Etmeyin ki önce aileniz ve yanınızda çalışanlar, sonra
iş yaptıklarınız ve çevreniz size güvensin.

43.Şeyh uçmaz. Onu müridleri uçurur. Başarıyı yakalamak, başarıyı sürdürmek, başarıyı ileriye götürmek isteyenler ayaklarını yerden kesmemeye, uçmamaya özen gösterirler.
Çünkü uçan hiçbir şey havada kalmaz.

44.Hırçın olmayın, hem kendinize hem de başkalarına huzur verin. Hırçınlıklarınızı yenmeye çalışın.

45.Dost olun, arkadaş olun. Dostunuz olsun, arkadaşınız olsun.
İnsan sevdikçe ve sevildikçe mutlu olur.

46.Yaşamadan ölmeyin. Yaşayarak ölün. Ölümden söz etmek kötü birşey ama, ölüm mukadder son.
Her faninin kaderinde var İnsan bu dünyaya bir defa geliyor.

47.İnsan ölürken yaptıklarına değil, yapamadıklarına pişman olurmuş. Son nefesinizde yapamadığınız şeyler için üzüntü duyun.

48.Eşini iyi seçemeyen, işini de iyi seçemez.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Asgari ücret zam oranı belirleniyor

Hükümet, işveren ve işçi temsilcileri yarın bir araya gelerek, gelecek yıl için geçerli olacak yeni asgari ücretin zam oranını belirleyecek. Halen 16 yaşından büyük bekar bir işçi için brüt 760.50 TL, net 599.12 TL olan asgari ücrete yüzde 4 zam yapılması öngörülüyor. 01.12.2010 10:40


--------------------------------------------------------------------------------

ANKARA (ANKA) - Hükümet, işveren ve işçi temsilcileri yarın bir araya gelerek, gelecek yıl için geçerli olacak yeni asgari ücretin zam oranını belirleyecek. Halen 16 yaşından büyük bekar bir işçi için brüt 760.50 TL, net 599.12 TL olan asgari ücrete yüzde 4 zam yapılması öngörülüyor.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, yarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda bir araya gelecek 2011 yılında geçerli olacak zam oranlarını belirleyecek. 5'i işçi, 5'i işveren, 5'i de devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonunda işçi tarafını Türk-İş, işveren tarafını TİSK temsil ediyor. İş Kanunu gereğince, ücretlerin asgari düzeyinin komisyon aracılığı ile en geç iki yılda bir belirlenmesi gerekiyor.



-ÜLKENİN İÇİNDE BULUNDUĞU SOSYAL VE EKONOMİK DURUM DEĞERLENDİRİLECEK-



Komisyona, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının tespit ettiği üyelerden biri başkanlık ediyor. Komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp, oy çokluğu ile karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluk sağladığı kabul ediliyor. Komisyon, asgari ücretin belirlenmesinde, "Ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını" dikkate alıyor.



-ZAM ÖNGÖRÜSÜ YÜZDE 4 ARTI 4-



2011 Yılı Programında asgari ücrete yapılacak zamma ilişkin öngörüye yer verildi. Buna göre, asgari ücretin gelecek yılın ocak ve temmuz aylarında yüzde 4 artırılması planlanıyor. Bu yıl için ise öngörülerin aksine asgari ücrete, 5.3 olarak belirlenen hedef enflasyonun 2 katına yakın artış yapılmıştı. Birinci altı ayda yüzde 5.2, ikinci altı ayda 4.3 zam yapılan asgari ücretteki yıllık artış oranı yüzde 9.74'ü bulmuştu.



-16 YAŞINDAN BÜYÜKLER İÇİN ASGARİ ÜCRET 599 TL-



Asgari ücret, halen 16 yaşından büyük bekar bir işçi için brüt 760.50 TL, net 599.12 TL olarak uygulanıyor. 16 yaşından küçükler için ise brüt 648, net 518.58 TL olan asgari ücret, kapıcılar için ise brüt 760.50, net 646.42 TL düzeyinde yer alıyor. Asgari ücretten 16 yaşından büyük işçiler için 161.38, 16 yaşından küçük işçiler için 129.42, kapıcılar için 114.08 TL kesinti yapılıyor. Asgari ücretin işverene toplam maliyeti 16 yaşından büyük işçiler için 924.01, 16 yaşından küçük işçiler için 828.39, kapıcılar için 924.01 TL'yi buluyor.(ANKA)

(BRŞ/ÖMR)

Asgari ücretle bir aile ancak bir hafta geçinebilir

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, dört kişilik bir aile için açlık sınırının 830 TL, yoksulluk sınırının ise 2 bin TL düzeyinde olduğunu ifade ederek, "Asgari ücret açlık sınırının altında, 2 çocuklu bir aile kendi gereksinimlerini aldığı maaşla karşılamak istediğinde bu maaşla ancak bir hafta idare edebilir. 3 hafta muhakkak aç kalacaktır" dedi. 01.12.2010 12:50


--------------------------------------------------------------------------------

ANKARA (ANKA) - DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, dört kişilik bir aile için açlık sınırının 830 TL, yoksulluk sınırının ise 2 bin TL düzeyinde olduğunu ifade ederek, "Asgari ücret açlık sınırının altında, 2 çocuklu bir aile kendi gereksinimlerini aldığı maaşla karşılamak istediğinde bu maaşla ancak bir hafta idare edebilir. 3 hafta muhakkak aç kalacaktır" dedi.

Yarın toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısı öncesi, ANKA'nın sorularını yanıtlayan Çelebi, "Yarın maaşlardan ziyade, asgari ücretle çalışan milyonlarca kişinin yaşam koşulları belirlenecek. Yıllardır asgari ücret bu toplantılar sonrası değil, hükümetler tarafından belirleniyor. Zaten ücretler işverenler ile hükümet arasında daha önceden belirleniyor. Toplantıya işçileri temsil eden 5 kişi katılıyor. Onlarda işçileri ne kadar temsil ediyor ya da edebiliyor bunu değerlendirmek lazım" dedi.



-ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA-



Konfederasyonlarının AR-GE bölümünün yaptığı araştırmalara göre dört kişilik bir aile için açlık sınırının 830 TL, yoksulluk sınırının ise 2 bin TL olduğunu ifade eden Çelebi, "Asgari ücret açlık sınırının altında, asgari ücret alan bir kişi ne kendisini ne ailesini geçindirebilir. 2 çocuklu bir aile verilen maşala taleplerini karşılayarak ancak bir hafta geçinebilir. Geri kalan 3 haftada ise açlığa mahkumdur" dedi.



-DİSK "ASGARİ ÜCRET KAÇ SİMİT?" KAMPANYASI BAŞLATIYOR-



Çelebi, yarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda yapılacak toplantı öncesi bir kampanya yürütmeye başlayacaklarını ifade ederek, "Yarın ben de Ankara'ya geleceğim. Yarın, Ankara'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde, bölge temsilciliklerimizin ve il temsilciliklerimizin bulunduğu illerde ise bölge çalışma müdürlükleri önünde kitlesel basın açıklamaları yapılacak" dedi.

Çelebi, DİSK Yönetim Kurulu'nun yarın saat 11.00'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde kampanyayı başlatacaklarını duyurdu.(ANKA)

(BRŞ/ÖMR)

Vasıfsız genç neye yarar?

Türkiye'nin bir numaralı sorunu size göre ne? Dış politika mı, iç siyaset mi? Yoksa ekonomi mi?






Ben, iş, aş yani "istihdam" diyorum!





Çözümünde de en önemli araçlardan biri olarak, dış politikayı görüyorum.





Dış politikamız kabuk değiştiriyor. Süreç sancılı. Daha önce sorun yaşamadığımız ülkelerle sorunlar yaşıyoruz. Yeni rakiplerimiz doğuyor.





Malum, dış politikanın "ekonomik ve siyasi" olmak üzere iki önemli sonucu var. Dönüşüm süreci uzun olduğu için henüz sonuç alamadık. Ancak enerji yatırımlarıyla, boru hatları projeleriyle, bölge ülkeleriyle ihracata önem veriyoruz. Yeni zeminler oluşturuyoruz. Bunları istihdam yaratmak için yapıyoruz!..





Sürdürülebilir büyüme için açılım şart.











***





Türkiye büyüyor. Vasıflı işgücüne ihtiyacı var. Nüfusumuzun yarısı kadın, yarısı da genç... Genç nüfus avantaj, fakat vasıfsız olması büyük dezavantaj. Genç vasıfsız işgücü, ihtiyar AB'nin de işine yaramıyor. Dolayısıyla 2050'de nüfusu yaşlanacak bir ülke olarak, bugünden önlem almak zorundayız. Acilen "Ulusal istihdam stratejisini" ortaya koymalıyız.





Fakat yine kafamız karıştı!





Yine ödevimizi yapmadık!





Oysa 2009'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, start verince, bakanlık, Ulusal Strateji Belgesi hazırlamak üzere yola çıktı. Antalya'da istihdam çalıştayları düzenlendi. Ortaya çıkan taslak, sosyal taraflara sunuldu. İşçi ve işveren sendikalarından görüş istendi.





İşveren sendikalarının temsilcisi TİSK, "esnek çalışma" diye bastırdı.





İşçi sendikaları DİSK, Hak İş ve Türk İş, "Niye esnek çalışma? diye tutturdunuz. İstihdam Stratejisi olmadan bu iş olmaz" diye ısrar etti. Sessizce yaşanan gerilim, istihdam stratejisini kilitledi.





Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ne yapsın? Yaklaşan genel seçim öncesi taslağı rafa kaldırdı. Resmi Gazete'de yayınlanmasa da, "Yeni istihdam teşvik paketini" açtı.





***





Ne yazık ki, Mali Kural'ın başına gelen, Ulusal İstihdam Stratejisi'nin de başına geldi. TÜİK verilerine göre 3 milyon işsizin olduğu Türkiye'de önemli bir taslak tozlu raflara yerleşti. Kimsenin gıkı bile çıkmıyor.





İşsizlik sorununun fotoğrafını çekip, işsizlere hangi sürede, hangi politikalarla, nasıl iş verebiliriz? İşte, bu soruyu bile tartışamıyoruz...





Geçici çözümlerle işsizlik gibi yapısal bir sorunu çözmeye uğraşıyoruz!





İlkokul mezunu gençler, kentlere akıyor...





Bugün tezgâhtarlık yapan, güvenlik elemanı olan yeni orta sınıf ise lise mezunu.





O yüzden İşkur, meslek edindirme programlarını sürdürüyor.





Ancak, eldeki bilgilere göre, katılım ve başarı oranı keyiflendirici değil... İşkur bir süredir takip anketi bile yapmıyor.





Acaba, başarı sağlanamadığı için mi, keyifler yerinde değil?





Sabah

27 Ekim 2010 Çarşamba

Marka oluştururken küçüklere değil, kendinizden büyüklere bakın

<> <> <> <> <> <>
<> <> <> <>
Marka
oluştururken küçüklere değil, kendinizden büyüklere bakın

<> <> <>
Kanadalı
pazarlama gurusu Martin Lindstrom'a göre büyüme isteyen markalar artık
rakipleriyle değil, iPhone ve Blackberry ile rekabet etmek zorunda. Türk
markalarının yöneticilerine pazarlamanın püf noktalarını anlatan Lindstrom,
"Mağazalarınıza iPhone ve Blackberry ile giren müşterinin ilgisi dağılıyor.
Yapmanız gereken bu dikkati toplayarak müşteriyi alışverişe yönlendirmek
olmalı." tavsiyesinde bulundu.
Soysal Danışmalık tarafından düzenlenen 10. Perakende Günleri dün başladı.
Forumun bu yılki açılış konuğu 'pazarlama dahisi' olarak kabul edilen
'Buy.ology' kitabının yazarı Martin Lindstrom'du. Yerli ve yabancı pek çok
markanın yöneticisine hitap eden Lindstrom, büyümek isteyen firmalara işin püf
noktalarını anlattı. Türk markalarının, daha iyilerden ziyade, kendinden daha
alt firmaları dikkate aldığını belirten pazarlama gurusu, büyümek isteyen
markalara 'en iyileri' örnek almaları tavsiyesinde bulundu. Lindstrom, "Artık
kimse kimseyi beklemiyor. Beklemek de istemiyor. Sizin rakipleriniz artık
perakendeciler değil, teknoloji devlerinin ürünleri iPhone ve Blackberry.
Mağazalarınıza bu ürünlerle giren müşterinin ilgisi dağılıyor. Alışveriş
yapmasını engelliyor. Yapmanız gereken bu dikkati toplayarak müşteriyi
alışverişe yönlendirmek olmalıdır." dedi.
Türk şirketlerinin ürünlerden ziyade markalara yatırım yapması gerektiğinin
altını çizen Martin Lindstrom, patronlara bazı tavsiyelerde de bulundu. Yeni
nesil gençlerin sabrı olmadığını ifade eden Kanadalı pazarlama gurusu,
işadamlarına, "Herkese her mesajı vermeye çalışmayın. Daha fazla duyu
organlarına hitap edin." önerisini yaptı. Türkiye'de perakendecilere "Hep aynı
şeyleri tekrarlıyorsunuz." eleştirisinde bulunan Kanadalı pazarlama uzmanı,
sözlerini şöyle sürdürdü: "Müşteri mağazaya geldiği zaman farklı şeyleri görmek
istiyor. Sizler bir ürünleri, bir de etiketleri değiştiriyorsunuz. Tüketiciler
mağazalarınıza sadece ürün almak için gitmiyor. Oraya aynı zamanda eğlenmek için
de geliyorlar. O zaman farklı temalar belirleyin. Ve alışverişi eğlenceli hale
getirin. Yoksa alışverişler internet üzerinden yapılır." Nöro pazarlamanın artık
alışverişte önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Martin Lindstrom'a göre halen
alışverişlerin yüzde 85'i bilinçsiz yapılıyor. Perakende sektörünün yönünü
duyguların yönlendirdiğine dikkat çeken pazarlama dâhisi, yeni dönemde
markaların hislere hitap etmesi gerektiğini ifade etti.

kartların yerini cep telefonu alacak
Finansbank Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Elçin Yanık ise, perakende
sektörü ile kartlı ödeme sistemlerinin farklı iki alan gibi görüldüğünü ancak
benzer birçok ortak noktaları olduğunu dile getirdi. Kartlı ödeme sistemlerinin
perakende sektörünün beklentilerini karşılamaları konusunda yardımcı bir rol
üstlendiğini kaydeden Yanık, yeni dönemde alışverişte teknolojinin ön plana
çıkacağını anlattı. Önümüzdeki dönemde cep telefonlarının plastik kartların
yerini alacağını öne süren Yanık, "Cep telefonlarını kart gibi kullanacağımız
bir döneme gireceğiz. Online alışverişte ciddi bir artış bekliyoruz. e-ticaret 7
milyar TL'ye ulaştı. Bunun daha da artması için internet güvenliğinin üst
seviyeye çıkarılması gerekir." açıklamasını yaptı.

Raflarımızda bayat değil, taze ekmek satıyoruz



Perakende Günleri'nde bir sunum yapan Damat, D'S ve Tween markalarının sahibi
Orka Group'un Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ise 2001 yılında
yaşanan ekonomik krizin ardından perakende sektörünün kendini yenilemeye
başladığını ifade ederek, "Artık raflarımızda soğuk ve bayat ekmek satmıyoruz.
Yeni dönemde raflarda sıcak ekmek, hatta cevizli ekmek satıyoruz. Sektör artık
çok değişti. Türk markaları dünyada çok tanınır hale geldi. Bunda son dönemde
hızlanan alışveriş merkezi yatırımlarının da çok büyük payı var." diye konuştu.
Kriz döneminde Türkiye'ye giriş yapan yabancı markaları korku ve ilgiyle
izlediklerini itiraf eden Orakçıoğlu, ancak daha sonra Türk markalarının daha
güzelini yapmak için bir özgüven bulduğunu anlattı. Orakçıoğlu, önümüzdeki on
yıl içerisinde dünyanın, Türk markalarının başarı öykülerini dinlemeye
başlayacağını iddia ederek, "Çünkü diğer markaların enerjileri düşüyor.
Heyecanları azalıyor." dedi.

Torunlar Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) ise 491 milyon TL yatırımla
Türkiye'nin 'en büyük' karma kullanım projelerinden Mall of İstanbul'u hayata
geçirecek. Proje, Perakende Günleri sırasında düzenlenen bir basın toplantısı
ile tanıtıldı. Toplantıda konuşan Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz
Torun, İMKB'de işlem görmeye hazırlanan şirketlerinin yatırımlarına hız kesmeden
devam ettiğini söyledi. Torun, 'Mall of İstanbul'un, alışveriş merkezi, konut,
otel ve ofis bloklarından oluşan konsepti ile Türkiye'nin 'ilk' uluslararası
standartlarda dağılım oranlarına sahip karma projesi olacağını
kaydetti.
ZAMAN

5 Ekim 2010 Salı

Kişisel Gelişim

“Birini yeterince seviyorsan, her şeyi affedebilirsin “ Hatta göz her şeyi görmez olur. Gözün sevmek konusunda çok büyük taraf tuttuğunu herkes bilir. Sevdiğimiz birinin hiçbir eksiğini, hatasını görmeyiz. Ama sevmediğimiz, nefret ettiğimiz birinin her bir hareketini göz yakın takibe alır ve hiç aman vermez. En küçük bir hatayı bile abartır, büyütür ve olay haline getirip önümüze koyar.




Aslında göz , kulak, burun gibi duyu organları beynimizdeki merkeze bağlı oldukları için bir aracı olmaktan öteye gitmezler. Bütün iş beyinde bitiyor. Bu nedenle gözün getirdiği görüntüyü gören de görmeyen de beyindir. Ya da kulağın duyup duymaması… Kafamız başka yerde ise, karşımızda konuşanı hiç duymayız bile. Kulak sesleri almakta ama akıl başka yerde olduğundan dolayı merkeze gelmemektedir sesler. Bir kitabı okuduğumuzda da, göz yazıyı okur ama kafa dalgın olunca okunan yazıların hiç biri beyine gelmez ve algılama söz konusu olamaz.



Kafanın başka yerde olması en çok sevme durumlarında olur. Kafa sevgilide olunca ne gözün, ne kulağın ne de diğer duyu organlarının yapacağı bir şey vardır. “Aşkın gözü kördür” derler ya, doğrudur, üstelik eksiktir de. Aşkın kulağı da sağırdır. Seven insan hep burnunun doğrultusuna giderek kimseyi görmez, duymaz, dinlemez.



Aslına bakılırsa , abartıya kaçmamak koşuluyla bu her şeyi görmeme, duymama durumu fena bir şey değil. İnsanların yaptığı işlerde hata aramak yerine iyi yanlarını görmek güzel bir şey. Aşık olma halinden söz etmiyorum. O tam bir hastalık… Ama insanlara sevgi ile bakarak, çok ince detayları görmek yerine, onların yaptığı güzellikleri görmek en iyisi. Zaten insanları sevince, göz ister istemez güzelliklerden yana tavır alarak, bize sadece insanların güzel yönlerini gösteriyor. Toplumsal yaşamanın ve mutlu olmanın gereğidir de bu.



İnsan sevince mutlu oluyor ve diğerlerini de mutlu ediyor. Yaydığı pozitif enerji herkese olumlu etki ettiği gibi, dönüp kendini de mutlu ediyor.



Bir de tam tersi insanlar vardır. Her gördüğünde kusur arayan… Her an bir hata yapmanızı bekleyen… Sürekli tetikte olan insanlar vardır…Bütün besin kaynakları dostlarının yapacağı hatalardır. Mutluluktan uçarlar neredeyse, birinin küçük bir eksiğini, hatasını gördüklerinde. Böyle insanların yaydığı negatif enerjiden öyle sanırım ki şeytan bile olumsuz etkilenip, morali bozuluyordur. Şeytan, kendisinden bile beter olan bu insanlar yüzünden aşağılık duygusuna kapılıyordur belki de…



İnsanları sevmekle başlıyor her şey. Sevince detaylarla uğraşmaz ve bir bütün olarak o insanların yaptıklarına bakarız. Ve de hatalarını mümkün olduğu dikkate almadan, yaptıkları güzel işlerle değerlendiririz onları. İnsanları seviyorsak zaten bütün duyu organlarımız dünden hazırdır hataları ört bas etmeye.. En başta da göz... Sevince gözümüz güzellikten başka bir şey görmez olur. Aman öyle olsun. Hiç sakıncası yok bence..

Dünya 3 grup insandan oluşur..

Dünya 3 grup insandan oluşur..




-Sonuçları ortaya çıkaran küçük bir başarılı grup,

-Olup biteni seyreden oldukça büyük bir diğer grup ve..

-Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam bir kalabalık...



Peki,siz hangi kesimdensiniz? Hangileri arasında olmak istiyorsunuz?



Bugünden birşeyleri farklı yapmazsanız 5 yıl sonra hangi grubun içinde



olacaksınız?





Amacım,sizi hayatınız üzerine düşündürmek, seçeneklerinizi göstermek



ve seçimlerinizin gelecekteki sonuçları üzerine düşünmenizi sağlamak.



Yaşamak ve başarmak sanatı üzerine bazı bilgileri sizlerle paylaşmak,



detayları içinde kaybolduğunuz hayatın tümünü görmenizi, kariyer



koordinatlarınızı keşfetmenize yardımcı olmak.



Kişisel başarıyla ilgili her formül insanın şahsi teşebbüsü ile başlar ve



biter.Kurallar oldukça azdır, ancak kudretlidir. Amacını tespit et,



heyecan ve olumlu düşünce ile kendini ateşle. Meslek hayatına



başkalarına yardım ederek başla ve öyle bitir. Bu kalıp içinde her insan



kendi mermer bloğundan heykelini yapabilir.Meydana çıkacak son eser



de başarısının hikayesi, şahsi teşebbüsü, yükselme hırsı ve çabasının



bir sonucu olacaktır.



Başarılı olmaya karar vermenin,çok önemli olduğunu düşünüyorum.



Başarılı olmaya niyet etmeniz, kendinize yardım etmeye, kendinizden



yana olmaya karar vermeniz çok önemli..!Siz, kendinizi başarılı



yapmazsanız, kim sizi başarılı yapar ki?



Başarı neye yarar? Ona sahip olduğunuzda kendinizi özel ve üstün



hissedersiniz. Başarı başka insanlara yardım etme imkanı sunar size.



Hayatınızı dilediğiniz gibi şekillendirme imkanınız olur. Daha özgür ve



kendi kendine yetebilen, kendi ayakları üzerinde durabilen, başkalarına



bağımlı olmayan bir insan olursunuz..

******************



Unutmayalım ki,



"ÇALIŞMAK,SADECE BİR KURUM YA DA KİŞİ İÇİN ZAMANINI SATMAK VEYA ORTAYA BİR SERMAYE KOYUP KENDİ İŞİNİN ESİRİ OLMAK DEMEK DEĞİLDİR..! DOĞRU İŞTE, DOĞRU ŞEKİLDE ÇALIŞMAK DAHA ÇOK PARA VE ZAMAN KAZANDIRIR.."

12 Eylül 2010 Pazar

Dış Ticarette Ödeme Şekilleri Nelerdir ?

Dış Ticarette Ödeme Şekilleri Nelerdir ?






Dış ticarette ödeme şekilleri ve özet açıklamaları aşağıda yer almaktadır.



PEŞİN ÖDEME (Cash Payment/Advance Payment/Prepayment/Cash Before Delivery)

İthalatçının mal bedelini ihracatçıya fiili ihraçtan önce ödediği ödeme şeklidir. Bu ödeme şeklinde ihracatçı herhangi bir risk üstlenmemekte, ithalatçı ise malların gönderilmemesi yada malların sipariş evsafına uygun olmaması gibi nedenlerden dolayı zarara uğrama riski taşımaktadır.



Peşin ihracat bedelleri, bankalar aracılığıyla havale şeklinde, ithalatçı, ihracatçı veya bunlar adına hareket ettiğini beyan eden üçüncü kişilerce çek ve efektif olarak, döviz satan kişinin yurt dışında yerleşik olduğunun tevsiki veya kredi kartının yurt dışından verilmiş olduğunun tespiti halinde kredi kartıyla tahsil edilebilir.



MAL MUKABİLİ ÖDEME (Cash Against Goods)

İhraç edilen malın bedelinin malın ithalatçı tarafından teslim alınmasından sonra ödendiği ödeme şeklidir. İhracatçı malını sevk ettikten sonra, sevkiyata ilişkin vesaiki doğrudan veya bedelsiz teslim edilmek kaydıyla bir banka aracılığı ile ithalatçıya gönderir. İhracatçının en çok risk üstlendiği ödeme şeklidir. Mal bedelinin ödenmesi malların teslim alınmasından sonra gerçekleştiğinden, mal bedelinin ödenmemesi riski mevcuttur.



VESAİK MUKABİLİ ÖDEME (Cash against Documents/Documentary Collections)

İhracatçının ithalatçı ile yaptığı satış sözleşmesine uygun olarak malları sevk etmesinden sonra bunları temsil eden sevk vesaiklerinin ödeme veya poliçe kabulü veya bono düzenlenmesi karşılığında banka aracılığı ile ithalatçıya teslimine imkan veren bir ödeme şeklidir. Banka ihraç bedelini tahsil ettikten sonra vesaikleri ithalatçıya teslim eder.



KABUL KREDİLİ ÖDEME (Acceptance Credit)

Mal bedelinin belirli bir vadede ödenmesini taahhüt eden ve bu ödemeye bir poliçenin araç olduğu ödeme şeklidir.



a) Kabul Kredili Akreditif : Uluslararası kurallara ve mevzuata göre açılan akreditiflerde sevk belgelerinin, bu belgelerle birlikte sunulan poliçenin ithalatçının bankası veya muhabir bankaca kabulünü takiben serbest bırakılarak bedellerin poliçe vadesinde ödenmesine imkan veren bir ödeme şeklidir.



b) Kabul Kredili Vesaik Mukabili : Bankanın sevk belgelerini bu belgelere ekli poliçenin ithalatçı tarafından kabulünü takiben ithalatçıya teslim etmesinden sonra poliçe vadesinde mal bedelinin ihracatçıya ödendiği bir ödeme şeklidir.



c) Kabul Kredili Mal Mukabili : İhraç edilen malın bedelinin malın ithalatçı tarafından teslim alınmasından ve poliçeyi kabul etmesinden sonra poliçe vadesinde ödemenin gerçekleştiği bir ödeme şeklidir.



AKREDİTİFLİ ÖDEME (Letter of Credit)

İthalatçının talep ve talimatı üzerine veya bizzat kendi adına işlem yapan bir bankanın akreditif şartlarına uyulması kaydıyla ve akreditifte şarta bağlanan vesaikin ibrazı karşılığında,



a) ihracatçıya veya onun emrine ödeme yapacağı veya ihracatçının çekeceği poliçeleri kabul edeceği ve ödeyeceği, veya



b) böyle bir ödemeyi yapması veya çekilen poliçeleri kabul etmesi için diğer bir bankayı yetkili kıldığı, veya



c) diğer bir bankayı iştira işlemi yapmaya yetkili kıldığı bir düzenlemedir.



Kısaca, ithalatçının verdiği talimat doğrultusunda, ithalatçının çalıştığı bankanın belirli bir meblağa kadar ve belirli bir vade için istenilen koşulların yerine getirilmesi ve ihracatçı tarafından ihraç edilen malların ihracına ilişkin belgelerin ibrazı karşılığında ihracatçıya ödeme yapılacağını taahhüt eden ödeme şeklidir.



Akreditifler, Milletlerarası Ticaret Odası’nın akreditifli ödemelerde yeknesaklığı temin etmek üzere yayınladığı '' Vesikalı Krediler için Yeknesak Teamüller ve Uygulamalar-UCP 500” broşüründe yer alan kurallar çerçevesinde açılmaktadır.





Dış Ticarette Kullanılan Teslim Şekilleri Nelerdir?

Dış ticarette kullanılan teslim şekillerinin resmi kuralları için açıklamalar Milletlerarası Ticaret Odası’nın oluşturduğu INCOTERMS 2000’de yer almaktadır. Teslim şekilleri ana başlıklar halinde aşağıda sıralanmaktadır.



EXW

EX WORKS- İŞ YERİNDE TESLİM

( ......olarak belirtilen yerde )



FCA

FREE CARRİER- TAŞIYICIYA MASRAFSIZ

(......olarak belirtilen yerde )



FAS

FREE ALONGSİDE SHIP- GEMİ DOĞRULTUSUNDA MASRAFSIZ

(......olarak belirtilen yükleme limanında )



FOB

FREE ON BOARD – GEMİDE MASRAFSIZ

(......olarak belirtilen yükleme limanında )



CFR

COST AND FREIGHT- MAL BEDELİ VE NAVLUN

( varış limanı......olarak belirtilmek suretiyle )



CIF

COST,INSURANCE AND FREIGHT- MAL BEDELİ, SİGORTA VE NAVLUN

(varış limanı......olarak belirtilmek suretiyle )



CPT

CARRIAGE PAID TO - TAŞIMA ÖDENMİŞ OLARAK

( varış yeri......olarak belirtilmek suretiyle )



CIP

CARRIAGE AND INSURANCE PAID TO - TAŞIMA VE SİGORTA ÖDENMİŞ OLARAK

( varış yeri......olarak belirtilmek suretiyle )



DAF

DELIVERED AT FRONTIER- SINIRDA TESLİM

(......olarak belirtilen yerde )



DES

DELIVERED EX SHIP - GEMİDE TESLİM

( varış limanı......olarak belirtilmek suretiyle )



DEQ

DELIVERED EX QUAY - RIHTIMDA TESLİM

( varış limanı......olarak belirtilmek suretiyle )



DDU

DELIVERED DUTY PAID - GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN TESLİM

( varış yeri......olarak belirtilmek suretiyle )



DDP

DELIVERED DUTY PAID - GÜMRÜK RESMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM

( varış yeri......olarak belirtilmek suretiyle )









Dış Ticarette Kullanılan Belgeler Nelerdir ?

Dış ticarette kullanılan belli başlı belgeler ile genel açıklamalar aşağıda yer almaktadır.



A.T.A KARNESİ (A.T.A Carnet)

Eşyaların gümrük vergisine tabi olmadan geçici kabulüne imkan sağlayan ve milli gümrük belgesi yerine kullanılmak üzere düzenlenen belgedir.



ANALİZ RAPORU (Certificate of Analysis)

Tahlil gerektiren, özellikle gıda ve kimyasal maddeler için gerekli olan rapordur.



A.TR. DOLAŞIM BELGESİ (Movement Certificate)

Türkiye ile Avrupa Birliği’nde serbest dolaşımda bulunan eşyanın Katma Protokol’de öngörülen tercihli rejimden yararlanabilmesi için ihracatçı ülke yetkili kuruluşlarınca düzenlenen belgedir.



BİTKİ SAĞLIK SERTİFİKASI (Phytosanitary certificate)

Bitki veya bitkisel ürünlerin tehlikeli hastalık, zararlı maddeler, ilaç kalıntıları içermediği ve haşereden korunmuş olduğunu gösteren belgedir.



ÇEKİ LİSTESİ (Weight List)

Malların yüklendiği taşıtlar itibariyle her birim, paket, çuval vb. ağırlığının ayrıntılı gösterildiği listedir.



KOLİ/AMBALAJ LİSTESİ (Packing List)

İhraç edilecek ürünlerin ambalajı, her bir kutu, balya veya çuvalın içinde neler olduğu ve yüklemeye konu kolilerin boyutları ve ağırlığı gibi detaylı bilgiler içeren listedir.



EUR.1 DOLAŞIM BELGESİ (Movement Certificate)

EFTA Ülkeleri , Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalamış olan diğer ülkeler ile ticarette ve Türkiye’nin Avrupa Birliği ile demir çelik ürünlerinde imzaladığı anlaşma kapsamı ürünlerin ticaretinde düzenlenen belgedir.



TİCARİ FATURA (Commercial Invoice)

Satılan malın cinsi, ismi, miktarı, birim satış fiyatı ve toplam bedeli gibi bilgileri gösteren mahallinde tanzim edilen kesin satış faturasıdır.



PROFORMA FATURA (Proforma Invoice)

Satıcı tarafından alıcıya gönderilen bir satış teklifi ya da ön fatura niteliğindedir.



KONSOLOSLUK FATURASI (Consular Invoice)

İhracatçı firmanın malını ihraç edeceği ülkenin konsolosluğundan temin edeceği boş fatura formunu doldurarak konsolosluğa tasdik ettiği faturalardır.



TASDİKLİ FATURA (Legalized/Certified Invoice)

İhracatçı firma tarafından yabancı alıcıya kesilmiş olan ticari faturanın, ithalatçı ülkenin konsolosluğu tarafından onaylanması sonucunda tasdikli fatura elde edilmiş olur.



NAVLUN FATURASI (Freight Invoice)

Navlun satıcı tarafından ödendiğinde düzenlenen taşıma ücretini de gösterir faturadır. Navlun tutarı mal bedeline dahil veya ayrı olarak gösterilebilir.



GÖZETİM BELGESİ (Inspection Certificate)

Ticarete konu olan malın satış sözleşmesinde öngörülen koşullara uygunluğunu göstermek amacıyla bir gözetim şirketi tarafından hazırlanan belgedir.



GÜMRÜK BEYANNAMESİ (Customs Declaration Form)

İhracatta, Gümrük Mevzuatı uyarınca doldurularak ilgili ihracatçı birliği tarafından onaylanmasından sonra gümrük idaresine sunulan belgedir.



HELAL BELGESİ (Helal Certificate)

İslam ülkelerinin et ithalatında talep ettikleri, kesimlerin islami kurallara uygun olduğunu gösterir belgedir.



SEVK BELGESİ – KONŞİMENTO (Bill of Lading/Consignment Note)

İhracatçı ile nakliyeye konu olan malları belli bir noktadan diğerine taşıyacak olan taşıyıcı arasında yapılan taşıma sözleşmesidir.



DENİZ KONŞİMENTOSU (Marine/Ocean Bill of Lading)

Deniz taşımacılığında belge konusu malların taşınmak üzere teslim alındığını ya da yüklendiği kanıtlayan belgedir.



KARAYOLU TAŞIMA BELGESİ (Road Waybill)

Malların nakliyeci firma tarafından istenilen yere taşınmak üzere teslim alındığını gösteren belgedir.



KARMA TAŞIMA BELGESİ (Combined Bill of Lading)

Belgeye konu malların taşımasında birden fazla taşıma aracı sözkonusu olduğu durumlarda taşıyıcı tarafından yükletene verilen ve malların teslim alındığı yerden varış yerine kadar taşınacağını gösteren belgedir.



MENŞE ŞEHADETNAMESİ (Certificate of Origin)

Dış ticarete konu malların menşeini yani üretildiği ülkeyi gösteren belgedir.



ÖZEL MENŞE ŞEHADETNAMESİ-FORM A (Certificate of Origin)

Genel Preferanslar sisteminin sağladığı tavizli gümrük oranlarından yararlanılması için preferans tanıyan ülkelere yapılacak ihracatta düzenlenen menşe şehadetnamesidir.



RADYASYON ANALİZ BELGESİ (Radiation Certificate)

Tarım ürünlerin kabul edilebilir orandan fazla radyasyon içermediğini veya radyasyonsuz olduğunu kanıtlayan belgedir.



SİGORTA POLİÇESİ (Insurance policy )

Sigortalı ile sigorta firması arasında yapılan sözleşme uyarınca sigortaya konu olan malın risklere karşı sigorta edildiğini kanıtlayan ve tarafların hak ve sorumluluklarını gösteren belgedir.



TIR KARNESİ (TIR Carnet)

1959 yılında Cenevre'de imzalanan TIR sözleşmesine (Transit International Routier) üye olan ülkeler arasında uluslararası nakliyat yapan araçlar için kullanılan belgedir.



HAVAYOLU TAŞIMA SENEDİ/HAVA KONŞİMENTOSU (Airwaybill)

Havayolu şirketlerince düzenlenen malların taşınmak üzere teslim alındığını gösteren belgedir.





TİCARİ KISALTMALAR

NAVLUN VE SİGORTA TERİMLERİ

ab

About

Yaklaşık olarak



a.a.r

Against all risks

Bütün rizikolara karşı



A/V

Ad valorem

Değerine göre



A/R

All risks / Against all risks

Bütün rizikolar / Bütün rizikolara karşı



A/P

Additional Premium

Ek prim



a.a

Always afloat

Daima yüzer halde



A/S

Alongside

Bordada



aflt.

afloat

Yüzer halde



B/L

Bill of Lading

Konşimento



B.O.

Buyer's Option

Alıcı opsiyonu



b.m.

Board measure

Güverte boyutları



b.t.

Berth terms

Yükleme ve boşaltma kuralları



c.a.f.

Cost, assurance, freight

Maliyet, Sigorta, Navlun



c.i.f.

Cost, insurance, freight

Maliyet, Sigorta, Navlun



C&F

Cost and freight

Maliyet ve navlun



c.f.i.

Cost , freight, insurance

Maliyet, Navlun, Sigorta



c.i.f.&c.

Cost, insurance, freight and commission

Maliyet, sigorta, navlun ve komisyon



c.i.f.c.&i.

Cost, insurance, freight, commission and interest

Maliyet, sigorta, navlun, komisyon ve faiz



c.i.f.i.&e.

Cost, insurance, freight, interest and exchange

Maliyet, sigorta, navlun, faiz ve kambiyo



carr.pd.

Carriage paid

Taşıma ücreti ödenmiş



c.t.l.

Constructive total lost

Tam zarar



C/P

Charter party

Çartır parti



C/P

Custom of the port

Liman gümrüğü



C.R.

Company's risk

Şirketin riskinde



c.c.

Continuation clause

Devam hükmü



cld.

Cleared

ilişkisiz



D/W

Dock warrant

Dok makbuzu



D/W

Dead weight

Yük alma kapasitesi



dd.

Delivered

teslim



D/O

Delivery order

Ordino



D/y

Delivery order

teslimat



D/C

Deviation Clause

Geminin boşaltma limanından başka yerlere uğramasına izin veren anlaşma maddesi



d.f.

dead freight

ölü navlun



Ex.

excluding

Haricinde



Exd.

examined

İncelenmiş



E. & O.E.

Errors and omissions excepted

Hatalar ve noksanlar hariç



Ex. Ship

Delivered on ship at named part of destination

Gemide teslim



Ex.whse

ex warehouse

Antrepoda teslim



f.a.s.

Free alongside ship

Gemi doğrultusunda teslim



f.o.

for orders

Sipariş için



f.o.b.

Free on board

Gemi bordasında teslim



f.o.r.

Free on rail

Vagonda teslim



f.o.s.

Free on steamer

Gemide teslim



f.o.t.

Free on truck

Kamyona teslim



f.o.w.

Free on wagon

Vagonda teslim



f.f.a.

Free from alongside

Geminin yanından



F.P.A.

Free of particular average

Hususi avarya hariç



f.o.d.

Free of damage

Hasarsız



fwd.

Forward

Sevkiyat



frt.

Freight

Navlun



G/A

General average

Genel avarya



Gr.t.

Gross ton

Gros ton



Ins.

Insurance

sigorta



In trans

In transit

Transit



i.p.a.

Including particular average

Hususi avarya dahil



J/A

Joint Account

Müşterek hesap



M.I.P

Marine insurance policy

Deniz Sigortası poliçesi



Mdse

Merchandise

Mal



M/m

Made merchandise

Mamül mal



n.e.s.

Not elsewhere specified

Başka yerde belirtilmemiş



n.e.m.

Not elsewhere mentioned

Başka yerde belirtilmemiş



n.o.s.

Not otherwise stated, not otherwise specified

Aksi ifade edilmemiş ise



n.s.

Not specified

Belirtilmemiş



n.s.p.f.

Not specially provided for

Özel bir hüküm konmadıkça



n/e

no effects

etkisiz



n.e.

not exceeding

geçmeyecek



n/m

no mark

işaretsiz



n/o

no orders

siparişsiz



n.e.i.

Not elsewhere included

Başka yerde dahil edilmemiş



o/t

on truck

kamyonda



orb

Owner's risk of beverage





O/R

Owner's risk

Armatör riskinde



P.A.

Particular Average

Hususi avarya



p/l

partial lost

kısmi zarar



pm

premium

prim



p

Per

başına



pkge

Package

paket,ambalaj



Pcs

pieces

parça,adet



Per ann

Per annum

yıllık



p

Package

paket,ambalaj



p/d

post dated

ileri tarihli



p.c.

percent

Yüzde



rp

reply paid

ödenmiş



RT

Registered Tonnage

Kayıtlı tonaj



reimb

Reimbursement

Rambursman



S.O.S

Suspend other services

Diğer hizmetleri erteleyin



spa.

Subject to particular average

Hususi avaryaya tabi



st

short ton

Eksik ton



s/d

sea-damaged

Deniz hasarı



S/N

Shipping Note

Sevkiyat bildirisi



shipt

Shipment

sevkiyat



s/s

steamship

Gemi



tf

till forbidden

Yasaklanana kadar



tlo

total loss only

Sadece tam ziya







TAHSİLAT VE ÖDEME TERİMLERİ

a/c

account

hesap



A/C

Account current

Cari hesap



A/D

After date

Vadesinden sonra



a.d.

Ante diem/before date

Gününden önce/vadesi gelmiş



a/s

After sight

Görüldükten sonra



A/S

Account sale

Satış hesabı



a/o

account of

hesabına



bc

bills for collection

tahsile verilen senetler



B/P

Bills payable

Borç senedi



B/R

Bills Receivable

Alacak senedi



B/E

Bill of exchange

Kambiyo senedi, poliçe



cwo

cash with order

sipariş verildiğinde ödeme



c/a

capital account

sermaye hesabı



cbd

cash before delivery

Teslimden önce ödeme



D/A

Documents against acceptance

Vesaik mukabili kabul



d/a

deposit account

Mevduat hesabı



d/d

demand draft

vadeli poliçe



dft

draft

poliçe



deb

debenture

tahvil



D/N

debit note

borç dekontu



d/p

documents against payment

vesaik mukabili ödeme



ds

days after sight

İbrazından sonra



D.a.d.

Documents against discretion of collecting bank

Tahsilatı yapan bankanın takdiri karşılğında vesaik



ex int

ex interest

faizsiz



eom

end of month

ay sonu



foc

free of charge

bedelsiz



inv

invoice

fatura



int

interest

faiz



J/A

joint account

müşterek hesap



L/C

Letter of Credit

Akreditif



l/a

letter of authority

yetki belgesi



m.p.

Months after payment

Ödemeden ... ay sonra



m.s.

Months after sight

İbrazından ... ay sonra



mths

months

aylar



n/a

not acceptable

kabul edilemez



nd

not dated

tarih konmamış



nf

no funds

karşılıksız



nsf

not sufficient funds

yetersiz karşılık



o/d

on demand

talep üzerine



O/o

order of

emriyle



O/a

on account

hesabına



pa

private account

özel hesap



pf

pro forma

proforma



pd

paid

ödenmiş



p/a

per annum

yıllık



r/a.(R.A.)

Refer to acceptor

Muhataba müracaat



r/d

Refer to drawer

Keşideciye müracaat



r/e

Refer to endorser

cirantaya müracaat



rp

return of post

iadeli posta



SB

short bill

kısa vadeli senet



LB

long bill

uzun vadeli senet



SD

sight draft

Görüldüğünde ödenecek poliçe



SDBL

sight draft with bill of lading

Konşimento eklenmiş görüldüğünde ödenecek poliçe



SDDP

sight draft documents against payment

vesaik mukabili görüldüğünde ödenecek poliçe



s.p.

Supra protest

Senedi protesto ettikten sonra kabul etme, protestolu senet



tb

trial balance

mizan



TMO

telegrafh money order

telegraf ile para emri



wb

waybill

taşıma senedi



WR

warehouse receipt

antrepo makbuzu



ww

warehouse warrant

antrepo makbuzu



w/m

without margin

marjsız



xin

without interest

faizsiz



chq.

Cheque

Çek



C.A.D.

cash against documents

vesaik mukabili ödeme



C.A.G.

cash against goods

mal mukabili ödeme

MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU KANUNU

e.mevzuat
Mevzuat Bilgi Sistemi





Ana Sayfa

Kanunlar

KHK

Tüzükler

Yönetmelikler

Tebliğler

Mülga Kanunlar

Andlaşmalar











Mevzuat metni
İlişkili mevzuat
Dayandığı Mevzuat Metin içerisinde ara:

9947







MESLEKÎ YETERLİLİK KURUMU KANUNU









Kanun Numarası : 5544



Kabul Tarihi : 21/9/2006



Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 7/10/2006 Sayı : 26312



Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 46 Sayfa:











BİRİNCİ BÖLÜM



Amaç, Kapsam ve Tanımlar



Amaç ve kapsam



MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması, çalışma usûl ve esaslarının belirlenmesi ile ulusal yeterlilik çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini sağlamaktır.



(2) Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu Kanun kapsamı dışındadır.



Tanımlar



MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;



a) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,



b) Bakan: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanını,



c) Kurum: Meslekî Yeterlilik Kurumunu,



ç) Ulusal meslekî yeterlilik sistemi: Teknik ve meslekî eğitim standartlarının ve bu standartları temel alan yeterliliklerin geliştirilmesi, uygulanması ve bunlara ilişkin yetkilendirme, denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin kural ve faaliyetleri,



d) Ulusal yeterlilik çerçevesi: Avrupa Birliği tarafından benimsenen yeterlilik esasları ile uyumlu olacak şekilde tasarlanan ve ilk, orta ve yüksek öğretim dahil, tüm teknik ve meslekî eğitim/öğretim programları ile örgün, yaygın ve ilgili kurumların iznine dayalı programlarla kazandırılan yeterlilik esaslarını,



e) Ulusal meslek standartları: Bir mesleğin başarı ile icra edilebilmesi için, Kurum tarafından kabul edilen, gerekli bilgi, beceri, tavır ve tutumların neler olduğunu gösteren asgari normları,



f) Yetkilendirilmiş kurum: Türk Akreditasyon Kurumu veya Avrupa Birliği ile çok taraflı tanıma anlaşması imzalamış akreditasyon kurumlarından akredite edilmiş personel belgelendirme kurum ve kuruluşlarını,



Sayfa 1





9948







g) Eğitim ve öğretim kurumları: Genel orta ve yüksek eğitim-öğretim dahil, tüm teknik ve meslekî okullar ile örgün ve yaygın eğitim kurumları ve bunların dışındaki, izinle muhtelif programlar sunan ve meslekî yeterlilikler kazandıran kurumların tümünü,



ifade eder.







İKİNCİ BÖLÜM



Meslekî Yeterlilik Kurumu, Kurumun Görev ve Yetkileri ile Organları







Meslekî Yeterlilik Kurumu



MADDE 3- (1) Bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve Kanunda belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tâbi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip ve özel bütçeli Meslekî Yeterlilik Kurumu kurulmuştur. Kurumun kısa adı MYK'dir.



(2) Kurum, Bakanlığın ilgili kuruluşudur.



Kurumun görev ve yetkileri



MADDE 4- (1) Kurumun görev ve yetkileri şunlardır:



a) Ulusal meslekî yeterlilik sistemi ile ilgili yıllık gelişme planlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulamasını yapmak veya yaptırmak, denetlemek; bunlara ilişkin düzenlemeleri yapmak.



b) Standartları belirlenecek meslekleri belirlemek ve bu standartları hazırlayacak kurum ve kuruluşları tespit etmek.



c) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa tâbi teknik ve meslekî eğitim veren yüksek öğretim kurumlarında ulusal meslek standartlarına uygun eğitim ve öğretimin yapılabilmesi için Yükseköğretim Kurulu ile; orta öğretim düzeyindeki meslekî ve teknik eğitim veren öğretim kurumlarında ulusal meslek standartlarına uygun eğitim ve öğretimin yapılabilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapmak.



ç) Ulusal meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek.



d) Ulusal meslekî yeterlilikler alanındaki eğitim ve öğretim kurumlarını ve programlarını akredite edecek kurumları belirlemek.



e) Sınav ve belgelendirme sistemi kapsamında; yeterliliği belgelendirecek yetkilendirilmiş kurumları belirlemek ve sınavlarda başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak.



f) Türkiye'de çalışmak isteyen yabancıların sahip oldukları meslekî yeterlilik sertifikalarının doğruluğunu belirlemek.



g) Ulusal meslekî yeterlilik standartlarını dünyadaki ve teknolojideki gelişmelere uygun olarak geliştirmek, yeterlilik standartlarını yükseltmek ve uluslararası alanda tanınmalarını sağlamak.



ğ) Meslekî alan ve sektörler arasındaki yatay ve dikey geçişler için gerekli yeterliliklerin belirlenmesini sağlamak.



Sayfa 2





9949







h) Diğer ülkelerdeki benzer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak, hizmet satın almak, projeler geliştirmek ve uygulamak, eğitim, araştırma, konferans, seminer ve yayın faaliyetlerinde bulunmak.



ı) Hayat boyu öğrenmeyi desteklemek ve teşvik etmek.



i) Faaliyet alanına giren sair her türlü çalışmayı yapmak.



Kurumun organları



MADDE 5- (1) Kurum; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve hizmet birimlerinden oluşur.



Genel Kurul



MADDE 6- (1) Genel Kurul, Kurumun en üst karar organı olup, aşağıda belirtilen üyelerden oluşur:



a) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından iki üye.



b) Millî Eğitim Bakanlığından üç üye.



c) Maliye Bakanlığından bir üye.



ç) Bayındırlık ve İskân Bakanlığından bir üye.



d) Sağlık Bakanlığından bir üye.



e) Tarım ve Köyişleri Bakanlığından bir üye.



f) Sanayi ve Ticaret Bakanlığından bir üye.



g) Kültür ve Turizm Bakanlığından bir üye.



ğ) Üniversitelerin çalışma ekonomisi, işletme ve meslekî eğitim ile ilgili alanlarından Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek üç öğretim üyesi.



h) Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından bir üye.



ı) Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden bir üye.



i) Türkiye İş Kurumundan bir üye.



j) Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığından bir üye.



k) Türk Standartları Enstitüsünden bir üye.



l) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden dört üye.



m) Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonundan dört üye.



n) Türkiye Ziraat Odaları Birliğinden bir üye.



o) Türkiye Seyahat Acenteleri Birliğinden bir üye.



ö) Türkiye İhracatçılar Meclisinden bir üye.



p) En fazla üyeye sahip üç işçi sendikaları konfederasyonundan ikişer üye.



r) En fazla üyeye sahip işveren sendikaları konfederasyonundan üç üye.



(2) Genel Kurul üyelerinden, Yükseköğretim Kurulu dışındaki kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri kurum veya kuruluşun bağlı veya ilgili olduğu bakan, öğretim üyeleri Yükseköğretim Kurulu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları temsilcileri ise yetkili organları tarafından görevlendirilir. Genel Kurul üyelerinin görev süresi üç yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir. Herhangi bir nedenle boşalan üyelik için kalan süreyi tamamlamak üzere en geç bir ay içinde aynı usûlle görevlendirme yapılır.



Sayfa 3





9950







(3) Genel Kurul, her yıl Ekim ayında olağan toplanır. Genel Kurul, üyelerin beşte birinin isteği veya Yönetim Kurulunun talebi üzerine olağanüstü toplantıya çağrılabilir. Olağan ve olağanüstü Genel Kurul için toplantı yeter sayısı üye tam sayısının salt çoğunluğudur. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamazsa ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Genel Kurul karar yeter sayısı, katılanların salt çoğunluğudur.



(4) Genel Kurul, üyeler arasından seçilen bir başkan ve iki kâtip üyeden oluşan Başkanlık Divanı tarafından yönetilir.



Genel Kurulun görevleri



MADDE 7- (1) Genel Kurulun görevleri şunlardır:



a) Yönetim Kurulu üyelerini seçmek.



b) Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan bütçeyi aynen veya değiştirerek kabul etmek.



c) Yönetim Kurulunun bir önceki yıla ait faaliyet raporunu, bir sonraki yıla ait çalışma programını ve malî raporlarını görüşerek karara bağlamak.



ç) Yönetim Kurulunu ibra etmek.



d) Yönetim Kurulunca önerilecek personel planlamasını onaylamak.



e) Kurumun ihtiyacı olan taşınmazların kiralanması veya satın alınması konularında Yönetim Kuruluna yetki vermek.



f) Gerektiğinde uluslararası kuruluşlara üye olunması ve Kurumun uluslararası kuruluşlar nezdinde temsil edilmesi konusunda Yönetim Kuruluna yetki vermek.



g) Üyelerin aidat miktarını belirlemek.



ğ) Kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek.



Yönetim Kurulu



MADDE 8- (1) Yönetim Kurulu, Kurumun yürütme organıdır. Yönetim Kurulu, bir asıl ve bir yedek üyesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bir asıl ve bir yedek üyesi Millî Eğitim Bakanlığı, bir asıl ve bir yedek üyesi Yükseköğretim Kurulu, bir asıl ve bir yedek üyesi kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bir asıl ve bir yedek üyesi işçi sendikaları konfederasyonları ve bir asıl ve bir yedek üyesi de işveren sendikaları konfederasyonları temsilcileri arasından toplam altı asıl ve altı yedek üye olmak üzere Genel Kurul tarafından seçilir.



(2) Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıl olup görev süresi dolan üyeler yeniden seçilebilir. Yönetim Kurulu, üyeleri arasından salt çoğunlukla bir başkan ve bir başkan vekili seçer.



(3) Yönetim Kurulu üyesi seçilebilmek için, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak ve Kurumun faaliyet alanına giren konularda yeterli bilgiye ve en az on yıllık meslekî tecrübeye sahip olmak şarttır.



(4) Yönetim Kurulu üyelerinin görev süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez. Ancak, kanunlarla kendilerine verilen görevleriyle ilgili olarak işlediği suçlardan dolayı haklarındaki mahkûmiyet kararı kesinleşenler ve altı aydan fazla süre ile hastalık, kaza veya başka bir nedenle görevini yapamaz durumda olan veya görev süresinin kalan kısmında görevine devam edemeyeceği, altı aylık süre beklenmeksizin tam teşekküllü bir hastaneden alınacak heyet raporu ile tevsik edilenlerin Yönetim Kurulu üyelikleri herhangi bir işleme gerek kalmadan sona erer.



Sayfa 4





9951







(5) Geçerli mazereti olmaksızın bir takvim yılında toplam üç toplantıya katılmayan veya bir toplantıya katıldığı ve karşı oy kullanmadığı halde Yönetim Kurulu kararlarını süresi içinde imzalamayan veya karşı oy gerekçesini süresi içinde yazmayan Yönetim Kurulu üyeleri, üyelikten çekilmiş sayılır. Bu durum Yönetim Kurulu kararı ile tespit edilir.



(6) Yönetim Kurulu üyeliklerinde bir boşalma olması halinde boşalan üyeliğin yedek üyesi boşalan üyeliği doldurur ve yerine geldiği üyenin kalan görev süresini tamamlar.



(7) Yönetim Kurulu, Başkanın belirleyeceği tarihlerde haftada en az bir kez, Başkanın çağrısı veya Yönetim Kurulu üyelerinin üçte birinin yazılı istemi üzerine ise her zaman toplanabilir. Başkanın bulunmadığı hallerde toplantılara başkan vekili başkanlık eder.



(8) Yönetim Kurulu üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Oyların eşit olması halinde Başkanın oyu yönünde karar verilmiş sayılır.



(9) Yönetim Kurulu üyeleri, Yönetim Kurulunun ibrası hariç olmak üzere, Genel Kurul toplantılarında oy kullanabilirler.



Yönetim Kurulunun görevleri



MADDE 9- (1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:



a) Meslek standardı geliştirmek, sınav ve belgelendirme faaliyetinde bulunmak üzere başvuruda bulunan kuruluşların başvurularını incelemek ve sonuçlandırmak.



b) Standardı tespit edilerek, sınav ve belgelendirme uygulaması yapılacak meslekleri belirlemek.



c) Yapılacak sınavlarda başarı gösterenlere verilecek Meslekî Yeterlilik Kurumu Yeterlilik Belgesini onaylamak.



ç) Kurumca hazırlanan yönetmelik taslaklarını inceleyerek yayımlanmak üzere ilgili mercilere iletmek.



d) Kurumun bir önceki yıla ait faaliyet raporu, bir sonraki yıla ait çalışma programı, malî rapor ve personel planlaması ile bütçesini hazırlayarak Genel Kurulun onayına sunmak.



e) Hizmet birimlerinin oluşumuna karar vermek.



f) İlgili mevzuat çerçevesinde, Kurum personelinin işe alınması, işten çıkarılması, terfi ettirilmesi, ödüllendirilmesi ve benzeri tasarruflarda bulunmak, Kurumda çalışanların, ücret, harcırah, malî ve sosyal hakları ile ilgili esasları belirleyerek Genel Kurula sunmak.



g) Hazırlatılacak meslek standartlarının, sınav ve belgelendirme uygulamalarının uluslararası normlara uygunluğunu sağlamak.



ğ) Gerekli görülen hallerde Ankara dışında büro veya temsilcilik açılmasına karar vermek veya ilgili kurum ve kuruluşlara Kurumun faaliyet alanına giren konularda yetki vermek.



h) Kurumun görevleri ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan konularda araştırma, teknik inceleme, etüt, proje ve bunlarla ilgili her türlü mal ve hizmetlerin sağlanması gibi işleri yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilere yaptırmak ve bu konularla ilgili mal ve hizmet satın alınmasına karar vermek.



ı) Şikayet ve itirazların incelenme usûl ve esaslarını belirlemek.



i) Genel Kurulca verilen diğer görevleri yapmak.



Sayfa 5





9952







Hizmet birimleri



MADDE 10- (1) Kurum hizmet birimleri; ana hizmet birimleriyle danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşur.



Ana hizmet birimleri



MADDE 11- (1) Kurumun ana hizmet birimleri şunlardır:



a) Meslek Standartları Dairesi Başkanlığı.



b) Sınav ve Belgelendirme Dairesi Başkanlığı.



Meslek Standartları Dairesi Başkanlığı



MADDE 12- (1) Meslek Standartları Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:



a) Meslek standartlarının geliştirilmesinde izlenecek yöntemleri belirlemek.



b) Standart geliştirmek, güncelleştirmek, standart geliştirmek üzere Kuruma yapılan başvuruları incelemek ve inceleme sonuçlarını rapora bağlamak.



c) Meslek standardı geliştirmek üzere yetkilendirilmiş kuruluşların çalışmalarının belirlenen kriterlere uygun olup olmadığını izleyerek rapora bağlamak.



ç) Meslek standartlarının geliştirilmesi ile ilgili araştırma yapmak, yayın hazırlamak, uygulamalar sonucu elde edilen veriler çerçevesinde sistemde yapılması gereken değişiklikleri tespit etmek.



d) Başkan tarafından verilen görevler ile mevzuatta öngörülen benzeri görevleri yapmak.



Sınav ve Belgelendirme Dairesi Başkanlığı



MADDE 13- (1) Sınav ve Belgelendirme Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:



a) Sınav soru bankalarının oluşturulmasında ve sınav ve belgelendirme çalışmalarında izlenecek yöntemleri geliştirmek.



b) Sınav soru bankası kurmak, güncelleştirmek, sınav ve belgelendirme faaliyetlerinde bulunmak üzere Kuruma yapılan başvuruları incelemek ve inceleme sonuçlarını rapora bağlamak.



c) Sınav ve belgelendirme yapmak üzere onaylanan kuruluşların çalışmalarının belirlenen kriterlere uygun olup olmadığını izleyerek rapora bağlamak.



ç) Çalışma konularıyla ilgili araştırma yapmak, yayın hazırlamak, uygulamalar sonucu elde edilen veriler çerçevesinde sistemde yapılması gereken değişiklikleri tespit etmek.



d) Başkan tarafından verilen görevler ile mevzuatta öngörülen benzeri görevleri yapmak.



Danışma ve Yardımcı Hizmet Birimleri



MADDE 14- (1)Kurumun danışma ve yardımcı hizmet birimleri şunlardır:



a) Hukuk Müşavirliği.



b) İdarî ve Malî İşler Dairesi Başkanlığı.



Hukuk Müşavirliği



MADDE 15- (1) Hukuk Müşavirliğinin görevleri şunlardır:



a) Başkanlık ve diğer birimlerden sorulan hukukî konular ile hukukî, malî, idarî ve cezaî sonuçlar doğuracak işlemler hakkında görüş bildirmek.



Sayfa 6





9953







b) Kurumun menfaatlerini koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukukî tedbirleri zamanında almak, anlaşma ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak.



c) Kurum görüşü istenen veya Kurumca hazırlanan kanun, tüzük ve yönetmelik taslaklarını hukukî açıdan inceleyerek görüşlerini bildirmek.



ç) Adlî, idarî davalar ile icra takiplerinde mahkemeler, hakemler, icra daireleri ile dava ve icra işleriyle ilgili sair merciler nezdinde Kurumu temsil etmek.



d) Başkan tarafından verilen ve mevzuatta öngörülen benzeri görevleri yapmak.



İdarî ve Malî İşler Dairesi Başkanlığı



MADDE 16- (1) İdarî ve Malî İşler Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:



a) Kurumun danışma, personel, bilgi işlem, muhasebe, dokümantasyon ve benzeri faaliyetlerini yürütmek.



b) Başkan tarafından verilen görevler ile mevzuatta öngörülen benzeri görevleri yapmak.



(2) Daire başkanlıkları Başkana bağlı olarak çalışır.



Temsil yetkisi



MADDE 17- (1) Kurum, Yönetim Kurulu Başkanı, yokluğunda başkan vekili tarafından temsil edilir.



Başkan



MADDE 18- (1) Yönetim Kurulu Başkanı Kurumun da Başkanıdır.



(2) Başkan, Kurum hizmetlerinin yürütülmesinden ve Kurumun tüm birimleri arasında koordinasyonun sağlanmasından sorumludur.



(3) Başkanın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşıması ve en az lisans düzeyinde eğitim yapmış olması, Kurumun faaliyet alanına giren konularda yeterli bilgiye ve en az on yıllık tecrübeye sahip olması şarttır.



Başkanın görev ve yetkileri



MADDE 19- (1) Başkanın görev ve yetkileri şunlardır:



a) Yönetim Kurulu toplantılarının gündemini hazırlamak ve Yönetim Kurulu üyelerine bildirmek.



b) Yönetim Kurulu kararlarının yayımlanmasını veya tebliğini sağlamak, bu kararların gereğinin yerine getirilmesini temin etmek ve uygulanmasını izlemek.



c) Hizmet birimlerinden gelen önerilere son şeklini vererek Yönetim Kuruluna sunmak.



ç) Kurumun stratejilerine, amaç ve hedeflerine uygun olarak, Kurumun yıllık bütçesi ile malî tablolarını hazırlamak.



d) Hizmet birimlerinin uyumlu, verimli, disiplinli ve düzenli bir biçimde çalışmasını sağlamak.



e) Yıllık faaliyet raporlarını hazırlamak, amaç ve hedeflere, performans ölçütlerine göre faaliyetlerin değerlendirmesini yapmak, yaptırmak ve bunları Yönetim Kuruluna sunmak.



f) Kurumun faaliyet gösterdiği alanda strateji, politikalar ve ilgili mevzuat ile kurum ve çalışanların performans ölçütleri hakkında çalışma ve değerlendirme yapmak.



Sayfa 7





9954







g) Kurumun diğer kuruluşlarla ilişkilerini yürütmek.



ğ) Yönetim Kurulu tarafından atanması öngörülenler dışındaki kurum personelini atamak.



h) Başkan adına imzaya yetkili personelin görev ve yetki alanını belirlemek.



ı) İdarî konulardaki diğer görevleri yerine getirmek.



(2) Başkan, Yönetim Kuruluna ilişkin olmayan görev ve yetkilerinden bir bölümünü, sınırlarını açıkça belirlemek ve yazılı olmak kaydıyla, alt kademelere devredebilir.







ÜÇÜNCÜ BÖLÜM



Sektör Komiteleri, Standartlar, Eğitim, Sınav ve Belgelendirme



Sektör komiteleri



MADDE 20- (1) Kurum tarafından görevlendirilen kurum ve kuruluşlarca hazırlanan meslek standartlarının ulusal meslek standardı olarak kabul edilebilmesi için gerekli incelemeyi yaparak Yönetim Kurulunun onayına sunmak üzere sektör komiteleri kurulur.



(2) Sektör komiteleri Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, meslekle ilgili diğer bakanlıklar, işçi ve işveren kuruluşları, meslek kuruluşları ve Kurumun birer temsilcisinden oluşur. Ayrıca çalışmalara üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyeleri de danışman olarak davet edilebilir.



(3) Sektör komitelerinin kurulması ve çalışmaları ile ilgili usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.



Ulusal meslek standartlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması



MADDE 21- (1) Meslek standartları, Kurum tarafından görevlendirilen kurum ve kuruluşlara hazırlatılır. Meslek standartları, meslekî yeterlilik düzeyleri ile ilgili uluslararası belgelere uygun olmak zorundadır. Bu standartlar sektör komitelerinde incelenir ve uygun bulunanlar Yönetim Kuruluna sunulmak üzere Başkanlığa verilir.



(2) Yönetim Kurulu tarafından onaylanan meslek standartları Resmî Gazetede yayımından sonra ulusal meslek standardı niteliğini kazanır.



(3) Yürürlükte olan meslek standartları en geç beş yılda bir yeniden değerlendirilir. Gerekli görülen meslek standartları, standart hazırlama usûlüne göre yenilenir. Değişikliklerin kabulü ve yayımlanması ikinci fıkrada belirtilen usûle tâbidir.



Sınav



MADDE 22- (1) Meslekî yeterlilik düzeyi, Kurum tarafından yetkilendirilmiş personel belgelendirme kurum ve kuruluşları tarafından yapılacak sınavla belirlenir.



(2) Sınavlarla ilgili esas ve usûller ile teorik sınavdan muaf tutulacak meslekler ve kişiler Kurum tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.



Belgelendirme



MADDE 23- (1) Açılacak sınavlarda başarı gösterenlere Kurum tarafından onaylanmış meslekî yeterlilik düzeyini gösteren belge veya sertifika verilir. Buna ilişkin esas ve usûller yönetmelikle düzenlenir.



Sayfa 8





9955







DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Personelin Atanma Şartları, Statüsü ve Malî Hakları







Personelin atanma şartları ve statüsü



MADDE 24- (1) Kurum hizmetleri iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen uzman yardımcısı, uzman ve diğer personel eliyle yürütülür.



(2) Kurumda çalıştırılacak personelin pozisyon unvanları ile sayıları ekli cetvelde gösterilmiştir. Söz konusu unvanların birimlere dağılımını yapmaya Başkanın önerisi üzerine Yönetim Kurulu yetkilidir. Personelin unvan ve sayılarında mevcut pozisyon sayılarının yarısını aşmamak kaydıyla değişiklik yapılmasına, Yönetim Kurulunun kararı ve ilgili Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir.



(3) Yönetim Kurulunun onayı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik esaslarına göre yabancı uzmanlar istihdam edilebilir.



(4) Kurum personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartlar ile Kurum amaçlarının gerektirdiği nitelikleri taşımaları zorunludur.



(5) Yönetici pozisyonundaki personel yukarıda belirtilen şartlara ilave olarak; hukuk, siyasal bilgiler, iktisadî ve idarî bilimler, mimarlık ve mühendislik fakülteleri ile meslekî teknik eğitim fakültelerinden yurt içinde veya Yükseköğretim Kurulunca denkliği kabul edilmiş yurt dışındaki fakülte veya yüksek okullarda en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş, meslekî açıdan yeterli bilgi ve deneyime sahip bulunan ve mesleğinde en az beş yıl tecrübeye sahip kişiler arasından Başkanın teklifi ve Yönetim Kurulunun onayı ile atanır. Diğer personel Başkan tarafından atanır.



(6) Kurumda çalıştırılacak uzman ve uzman yardımcılarının beşinci fıkrada belirtilen öğrenim şartlarını taşımaları gerekir. Uzman ve uzman yardımcılarının yarışma ve yeterlik sınavları, nitelikleri ve çalışma usûl ve esasları ile ilgili diğer hususlar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.



(7) Kurum personeli, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tâbidir.



(8) Kamu görevlisi iken Yönetim Kurulu Başkanı seçilen kişinin önceki kurumu ile olan ilişkisi sona erer. Kamu görevine dönmesini engelleyecek şekilde olanlar hariç olmak üzere Kurumdaki görevi sona erdiğinde, önceki kurumunda durumuna uygun bir kadro veya pozisyona en geç bir ay içerisinde atanır. Bu fıkra uyarınca önceki kurumuna dönen Başkanın Kurumda geçen hizmetleri kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinde değerlendirilir. Akademik unvanların kazanılmasına ilişkin hükümler saklıdır.



(9) Kurumda çalışan personel, başka kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilemez.



Sayfa 9





9956







Malî haklar



MADDE 25- (1) Başkan, yönetici personel ve diğer personelin ücret, malî ve sosyal hakları; bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri aşmamak kaydıyla, Yönetim Kurulunun kararı ve Genel Kurulun onayı ile belirlenir.



(2) Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerine, ayda dörtten fazla olmamak üzere her bir toplantı için uhdesinde kamu görevi bulunanlara (2000) gösterge rakamının, uhdesinde kamu görevi bulunmayanlara ise (3000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.



BEŞİNCİ BÖLÜM



Gelirler, Giderler, Bütçe ve Denetim







Gelirler



MADDE 26- (1) Kurumun gelirleri şunlardır:



a) Kurumun Genel Kurula sunulan bütçesine göre Genel Kurul tarafından 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen Genel Kurul üyesi kurum ve kuruluşlar için eşit olarak belirlenen aidatlar.



b) Kurumun ulusal veya uluslararası düzeyde gerçek veya tüzel kişilere vereceği hizmetler karşılığında alınacak ücretler.



c) Kurumun, sınav ve belgelendirme çalışmaları karşılığında müracaatçılardan alınacak masraf karşılıkları.



ç) Meslek standardı, sınav ve belgelendirme alanında Kuruma hizmet sunmak isteyen akredite olmuş kuruluşlardan alınacak yıllık aidatlar. Yıllık aidatlar en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) otuz katını aşamaz ve Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.



d) Yayın, telif hakları, marka ve lisanslardan alınacak ücretler.



e) Kurum gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen gelirler.



Giderler



MADDE 27- (1) Kurumun giderleri şunlardır:



a) Personel giderleri.



b) Yönetim Kurulunca karara bağlanmış, bilgi bankası, yazılım, donanım ve iletişim gibi yatırım giderleri.



c) Meslek standardı, sınav ve belgelendirme alanında Kuruma hizmet sunan kuruluşlara ödenen ücretler.



ç) Taşınır ve taşınmaz alınması, kiralanması, ulaşım, elektrik, su, telefon ve yakıt gibi idarî giderler.



d) Satın alınacak danışmanlık giderleri.



e) Basım, yayım ve reklam giderleri.



f) Yurt içi ve yurt dışı toplantı, konferans, seminer, çalışma ziyaretleri giderleri.



g) Kurum adına Kurum faaliyetleri ile ilgili yurt içi ve yurt dışı üyelik aidatları.



Sayfa 10





9957-9959







ğ) Eğitim, öğretim ve burs giderleri.



h) Kurum faaliyetlerinin gerçekleştirilmesiyle ilgili diğer giderler.



Bütçe



MADDE 28- (1) Kurumun gelirlerinin giderlerini karşılaması esastır. Kurum gelirleri bir bankada açılacak hesapta tutulur. Bu gelirlerden hesap yılı sonuna kadar harcanmayan paralar Maliye Bakanlığına bildirildikten sonra Kurumun ertesi yıl gelir hesabına aktarılır ve takip eden Genel Kurul üyelik aidatları gelir fazlası dikkate alınarak belirlenir.



(2) Kurumun gelirleri, işlemleri ve taşınmazları her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.



Denetim



MADDE 29- (1) Kurum, denetim bakımından 832 sayılı Sayıştay Kanununa tâbidir.



Yönetmelikler



MADDE 30- (1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler altı ay içerisinde yürürlüğe konulur.







ALTINCI BÖLÜM



Değiştirilen, Geçici ve Son Hükümler







MADDE 31- (1) (10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ilgili olup yerine işlenmiştir.)



GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren onbeş günlük süre içerisinde Kurumun ilk Genel Kuruluna kadar yapılması gereken faaliyetleri yürütmek üzere Bakanlık tarafından bir çalışma grubu oluşturulur. Çalışma grubu en geç üç ay içerisinde Genel Kurul için gerekli hazırlıkları yaparak Bakanlığa sunar.



GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu gereğince edinilmiş belgeler, sahiplerinin üç yıl içinde müracaatları halinde bu Kanun kapsamında belirlenecek denk belge ve sertifikalar ile değiştirilir.



Yürürlük



MADDE 32- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.



Yürütme



MADDE 33- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.







Sayfa 11





9958-9970







İHDAS EDİLEN POZİSYONLAR CETVELİ







POZİSYON UNVANI SAYISI



- Kurum Başkanı 1



- Meslek Standartları Dairesi Başkanı 1



- Sınav ve Belgelendirme Dairesi Başkanı 1



- Hukuk Müşaviri 1



- İdarî ve Malî İşler Dairesi Başkanı 1



- Uzman 25



- Uzman Yardımcısı 20



- Uzman (Yabancı Uyruklu) 10



- İstatistikçi 5



- Bilgisayar Programcısı 4



- Çözümleyici 4



- Bilgisayar İşletmeni 2



- Sekreter 5



- Büro Görevlisi 10



TOPLAM 90











Sayfa 12













T.C.Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü
http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr/
e-posta : mevzuat@basbakanlik.gov.tr

Mevzuat Bilgi Sistemi ile İlgili Sorularınız İçin : Canan BAYSAL +90 312 294 54 32 ve Bekir KELEŞ +90 312 294 54 11,

Resmi Gazete ile İlgili Sorularınız İçin ise; Faruk SABAH +90 312 294 54 06 nolu telefonlardan bilgi alabilirsiniz.
Faks: +90 312 231 13 34

Tüm haklar 2008 Başbakanlık