28 Şubat 2012 Salı
Vücudumuzun barometresi: Saç
Vücudumuzun barometresi: Saç
Genel sağlığımız bozulduğunda ilk sinyali saç verir. Vücut için gerekli enerji, besin yoluyla sağlanamadığında, vücut önce saça göndereceği besini keser.
Saç vücudun barometresidir. Saç ile ilgili şikâyetler arttığında ilk araştırılması gereken, yeterli besin alıp almadığı olmalıdır. Bu tanıyı en kolay tanımlayacak yöntem kan testidir.
İnsan vücudu gerekli olan enerjiyi ancak sağlıklı bir beslenme şekliyle sağlayabilir. Saç hücreleri özellikle kandan gelen protein ve oksijen yardımıyla çoğalıp saçı oluşturur. Saç kanla beslenir. İnsan saçı yüzde 90 oranında protein içeren, kopmaya, aşınmaya dayanıklı güçlü bir lif yapısıdır ve vücudun bir parçasıdır. Vücut için gerekli tüm besinler saç için de gereklidir, saç için özel bir beslenme şekli yoktur. Gerekli enerji besin yoluyla yeterli oranda sağlanamadığında, vücut öncelikle hayati organları koruma altına alır ve önce saça göndereceği besini keser. Dolayısıyla saçta hacimsel azalma, dönemsel yoğun dökülme, cansızlık ve kırılma yaşanır.
Anne karnındaki beslenme bebeğin saçını da etkiler
Kötü ve eksik beslenmenin kişinin saç kalitesini daha anne karnındayken etkiler. Amerika’da Duke Üniversitesi’nde yapılan araştırmada hamile bir fareyi dört vitamin grubu -B-12, folik asit, betaine, choline- ile beslediklerinde bebek farenin tüy renginin değiştiği ve kahverengi tüylü yavrular doğduğu gözlemlenmiştir. Buna karşılık bu takviyelerin verilmediği hamile farenin sarı tüylü yavrular doğurduğu görülmüştür. Bu araştırma aslında ilk defa, annenin beslenme şeklinin anne karnındaki bebeğin saç gen yapısını etkilediğini ortaya koyuyor. Bu çalışma insanlar üzerinde yapılmamış olsa da bilim dünyasında beslenmenin insanın gen haritasını etkilediğine dair güçlü bir yargı oluşturuyor. Buradan hareketle kötü ve eksik beslenmenin kişinin saç kalitesini daha anne karnındayken etkilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Saçta besin eksikliğine bağlı kayıplar şu durumlarda sıklıkla görülür:
Proteinden eksik beslenme
Vejetaryen veya tek tip beslenme
Hızlı kilo verdiren şok diyetler
Demir eksikliğine bağlı kansızlık
Çinko, folik asit, B-12, biotin eksikliği
Yeme bozuklukları, anoreksia ve blumia
Saçınız yeterince besleniyor mu?
Kişinin saçı ile ilgili şikâyetleri arttığında ilk araştırılması gereken, saçın yeterli besin alıp almadığı olmalıdır. Bu nedenle kişinin öncelikle neden saç kaybettiği tanısının konulup araştırılması gerekmektedir. Bu tanıyı en kolay tanımlayacak şey, kişiden bir kan testi alınmasıdır. Bu durumda sıklıkla yapılan hata ezbere vitamin kullanımıdır. Ayrıca kişi neden saç kaybettiğini bilmeden çeşitli yöntemler denemekte, sonuç alamadığında hayal kırıklığı yaşamaktadır. Bu aşamada en doğru adım, saç sağlığı uzmanlarından danışmanlık almaktır.
Besin kaybına bağlı saç kayıplarında profesyonel yaklaşım saç dökülmesini (şampuan veya losyonlarla) durdurmak/ maskelemek olmamalıdır, aksine bu sonucu oluşturan temel sorunu tanımlamak gerekir. Saçta eksik olan temel sorun giderildiğinde saç sorunu çoğu zaman kendiliğinden iyileşecektir. Bu aşamada süreci hızlandırmak ve iyileşmeyi takviye etmek amaçlı ürünler önerilebilir.
Saç sağlığını desteklemek için faydası bilinen bazı besin kaynakları:
Protein yönünden zengin “kırmızı et” tüketimi saç için çok faydalıdır.
B vitamin grupları, özellikle “biotin” içeren tahıllı gıdalar, ciğer, yumurta, soya ve mayalı yiyecekler kırılgan saç yapısını desteklerler.
Balık tüketmek, içinde omega3 yağ asitleri, B12, demir barındırması sebebiyle saçtaki parlaklığı sağlar ve saç derisini canlandırır.
Baklagiller, iyi bir protein desteğidir. İçeriğinde demir, çinko ve biotin bulundurur.
Fındık yüksek oranda selenyum, çinko ve faydalı yağ asitleri içeriği sebebiyle saç cilt sağlığı için faydalıdır.
Kaynak: http://www.samanyoluhaber.com/saglik/Vucudumuzun-barometresi-Sac/735713/#ixzz1nVxO01uL
KPSS ile öğretmen alımına son
KPSS ile öğretmen alımına son
Açıklama, bir soru önergesi üzerine Bakan Ömer Dinçer’den geldi.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, öğretmenlerin KPSS ile değil alan sınavıyla
atanacağı yeni sistem üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Bakan Dinçer, MHP Bursa Milletvekili Büyükataman’ın soru önergesine verdiği
yanıtta, KPSS’nin öğretmen adaylarının alan bilgisini ölçmede yetersiz kaldığına
dikkat çekti.
Dinçer, öğretmenlik mesleğine nitelikli adayların kazandırılabilmesi için
öğretmen adaylarının alan bilgisi yönünden de ölçülmeleri gerektiğine işaret
etti.
Bakan Dinçer, “Konuyla ilgili olarak gerekli düzenleme yapılıncaya kadar
mevcut uygulama sürdürüleceğinden şu anda KPSS puanına göre atama bekleyen
adaylar etkilenmeyecek” dedi.
4+4+4′TE REVİZYON
Bu arada AK Parti’nin, kamuoyunun bir kesiminde tepki gören eğitimde 4+ 4+4
düzenlemesini yeniden masaya yatırmaya hazırlandığı kaydedildi.
Parti grubunda, özellikle ilk dört yıllık temel eğitimin ardından
açıköğretime geçilmesi yerine, “5. yılın sonunda açıköğretime yönlendirme”,
“8.yıl sonunda açıköğretime yönlendirme” alternatiflerinin tartışıldığı, karar
için Meclis Milli Eğitim Alt Komisyonu’nun çalışmalarını tamamlamasını
beklendiği kaydedildi.
haber.tr.msn.com
100 bin dul ve yetime intibak müjdesi
100 bin dul ve yetime intibak müjdesi
2000 yılı sonrasında ölen SSK emeklilerinin düşük aylıklı dul ve yetimlerinin de intibak zammından yararlanlandırılmaları benimsendi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen intibak tasarısıyla ilgili oluşturulan alt komisyonda, 2000 yılı sonrasında ölen SSK emeklilerinin düşük aylıklı dul ve yetimlerinin de intibak zammından yararlanlandırılmaları benimsendi. Sayıları 100 bini bulması beklenen dul ve yetimlerin aylıklarında yapılacak intibak düzenlemesiyle ilgili son karar, bu hafta toplanacak üst komisyonda Maliye’nin de görüşü alınarak netleştirilecek.
Komisyon kaynakları konuya ilişkin şu bilgiyi verdi: “2000 yılı öncesinde ölen emeklilerin dul ve yetimleri zaten intibak düzenlemesinden yararlanıyordu. Ancak, 2000 yılı sonrasında ölen emeklilerin dul ve yetimlerinden aylığı düşük olanların da düzenlemeden yararlandırılmaları ilke olarak benimsendi. Plan ve Bütçe Komisyonu olarak bu hafta Salı ya da Çarşamba günü toplanacağız, orada tabii hükümetin de, esas olarak da parayı onlar vereceği için, Maliye’nin görüşü alınarak konuya ilişkin nihai karar verilecek.”
Alt komisyonda, bankalara ait emeklilik sandıklarının sosyal güvenlik sistemine dahil edilmesine ilişkin geçiş süresinin de uzatılması öngörüldü. Sandıkların sosyal güvenlik sistemine dahil edilmesi konusunda 2013 yılına kadar öngörülen geçiş süresi iki yıl daha uzatılarak, 2015 yılına kadar uzatıldı. Komisyon kaynakları, “Bu sandıklara bağlı emeklilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması için bu entegrasyonun sağlanması konusunda hükümete tanınan sürenin 2015 yılına kadar uzatılması öngörüldü, bu süre içinde gerekli düzenlemeler gerçekleştirilecek” bilgisini verdiler. Borç taksitlendirmelerindeki eksik küsurat ödemelerinin borç yapılandırmasını bozmaması için de tasarıda değişikliğe gidiliyor. Yapılandırmayı bozmayacak eksik ödemeye ilişkin öngörülen 5 liralık oranın yükseltilmesi kararlaştırılırken, Komisyon kaynakları da, “Kişinin kendi hatasından ya da hatalı hesaplamalardan ötürü eksik ödenen küsuratlar nedeniyle borç yapılandırmasının bozulması söz konusu olabiliyordu. Bu konudaki 5 liralık oranın artırılması öngörüldü” dediler.
Hürriyet
Bankalarca kişilerden ayrıca nüfus cüzdanı örneği veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge istenemez !!!
bankalarca kişilerden ayrıca nüfus cüzdanı örneği veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge istenemez
30 Aralık 2011 CUMA Resmî GazeteSayı : 28158
YÖNETMELİK
Karar Sayısı : 2011/2504
Ekli “Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği ile Bazı Yönetmeliklerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in yürürlüğe konulması; Bakanlar Kurulu’nca 28/11/2011 tarihinde
kararlaştırılmıştır.
Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI
ADRESKAYIT SİSTEMİ YÖNETMELİĞİ İLE BAZI YÖNETMELİKLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1 – 23/11/2006 tarihli ve 2006/11320 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(1) KimlikPaylaşımı Sistemiçerçevesinde adres bilgisine erişebilenkurumlarca ve 5411 sayılıBankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunanbankalarca kişilerden ayrıca yerleşim yeri ve diğeradres belgesi veya yerleşim yeri veadres bilgilerine ilişkin başkaca belge istenemez.”
MADDE 2 – 16/11/2006 tarihli ve 2006/11249 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kimlik Paylaşımı Sistemi Yönetmeliğinin 11 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(3) KimlikPaylaşımı Sistemiçerçevesinde kimlik bilgisine erişebilen kamu kurum ve kuruluşlarınca ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalarca kişilerden ayrıca nüfus cüzdanı örneği veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge istenemez.”
MADDE 3 – 12/10/1987 tarihli ve 87/12197 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Çocuk Bakımevleri
Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“2) Çocuğun T.C. Kimlik Numarasının beyanı,”
MADDE 4 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5 – Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Sınavlarda başarılı olmanın yolları
Sınavlarda başarılı olmanın yolları
Sınavlara aylar olmasına rağmen hazırlık sürecindeki öğrencilerin zihinleri karışık
FARUK ARDIÇ – FEM DERSHANELERİ REHBERLİK KOORDİNATÖRÜ
‘Çalıştığım halde başarılı olamıyorum’, ‘Eksikliklerimi bilemiyorum’ diyen adaylar, deneme sınavları ile genel durumlarını görebilir. Deneme sınavlarına girerek bilgi ve zamanı kullanmanın yanı sıra sınav kaygısıyla da baş edebilirler.
Sınavlara hazırlık sürecinde öğrencilerin çalışmalarını olumsuz olarak etkileyen birçok iç konuşmaya şahit olmaktayız. Örneğin, ‘çalıştığım halde başarılı olamıyorum’, ‘eksikliklerimi bilemiyorum’, ‘sınavlarda bildiğimi yapamıyorum, çok heyecanlanıyorum’ türü konuşmalar hazırlık sürecindeki tüm öğrencilerin zihnini meşgul etmekte. Bu soruların etkisiyle sınava gerektiği gibi hazırlanamayan birçok öğrenciye rastlamak mümkün.
Neyi, ne kadar biliyorsunuz?
Sürekli ders çalışılıp, bilgilerin sınanmadığı durumlarda neyin ne kadar öğrenildiğini anlamak pek mümkün olmayacaktır. Hazırlık sürecinde asıl sorun neyi bildiğinizden çok neyi bilmediğinizdir. Öncelikle eksikliklerin bilinmesi, daha sonra bunların giderilmesi deneme sınavlarıyla kazanılacak bir durumdur.
Sınav stratejisi kazanmaya ne dersiniz?
Strateji genel bir bakış açısıdır. Deneme sınavlarıyla öğrenciler genel bir tablo görür. Sayısalcı öğrenci okul hayatında görmediği ama puan getirisi olan sosyal bilimler sorularıyla karşılaşacak, eşit ağırlık veya sözel öğrencisi yapabileceği sayısal nitelikteki soruların özelliklerini tanıyacaktır. Birçok öğrenci için hangi testten başlayacağı, kodlamaların nasıl yapılacağı türü soruların cevapları ancak deneme sınavlarıyla karşılığını bulur.
Öğrenmenin başka bir yolu da soru çözmektir.
Sınavlara hazırlık sürecinde farklı çalışma tarzları öne çıkmakta. Bunlar kimi zaman konu öğrenimi, kimi zaman genel tekrar ve özet çalışmaları, kimi zaman da test çözümüdür. Sınavlara belli bir süre kaldığında ise öne çıkan çalışma türü deneme sınavlarıdır. Salt öğrenilen bilgilerin kalıcılığını sağlamak için mutlaka uygulanarak kullanılması gerekir. İşte deneme sınavları bunun için bir fırsattır.
Sınav kaygısı ancak deneme sınavlarıyla aşılabilir.
Deneme sınavları bilgi, beceri ve zamanı kullanma becerilerinin yanında sınav kaygısıyla baş edebilmede önemli bir etkiye sahip. Sınav kaygısının en önemli nedeni belirsizliktir. Adaylar deneme sınavlarına girerek belirsizlikten kurtulup kaygı durumundan çıkabileceklerdir.
Zamanı yetirmede sorun yaşayanlar deneme çözsün.
Deneme sınavlarının sağladığı diğer bir fayda ise zamanı etkili kullanma becerisidir. Özellikle ilk kez sınava girecek adaylar, verilen sürenin verimli bir şekilde kullanılması yönünde sıkıntı yaşamaktadır. Sınavlarda zaman yetirememenin en önemli nedeni, pratiğin yapılamamasıdır. Bilginin test sistemine aktarılmasında deneme sınavları önemli rol üstlenir.
Deneme sınavı çözme aralığı ne olmalı?
Deneme sınavları konu ve genel kapsamlı olmak üzere farklı şekillerde olabilir. Konu kapsamlı sınavlarda öğrenilen konuya yönelik değerlendirmeler söz konusudur. Genel kapsamlı sınavlar ise tüm ders alanını kapsar niteliktedir. Derslere yönelik anlaşılmayan veya eksik hissedilen konular varsa adaylar, konu bilgilerinde çok büyük eksikler yaşamıyorsa deneme sınavları uygulayabilir. Konuların bitmeye başladığı ve gerçek sınava az bir zaman kaldığında genel kapsamlı deneme sınav uygulamaları daha gerçekçi olacaktır.
Denemelerin çözümüne ulaşılmalı, sonuçları iyi okunmalı.
Yapılan bir etkinliğin doğru veya yanlış olmasına ancak geri dönüşlerle ulaşılabilir. Deneme sınavları da bir tür zihinsel etkinliktir. Yapılanların doğruluk derecesi ancak çözümlerle anlaşılabilir. Eğer deneme sınavları okulda veya dershanede yapılıyorsa özellikle çözülemeyen sorular mutlaka çözdürülmeli, evde yapılıyorsa çözümlü deneme sınavları tercih edilmeli. Çözümlü denemeler adaylara, bir yandan eksikliklerini telafi etme fırsatı, diğer yandan farklı soruları farklı yollarla çözme fırsatı sunacaktır.
Özensiz seçilen denemeler zaman kaybına neden olur.
Her ne kadar gerçek sınav gibi olmasa da uygulanacak deneme sınavlarının seçimine özen gösterilmelidir. Denemelerin asıl sınavı yansıtacak düzeyde olmasına dikkat edilmeli. Bunun için de kaynak seçimine özen gösterilmelidir. Yoksa sınav sonrasında alınan puanlar yanıltıcı olacağı gibi öğrenciler için de zaman kaybına neden olacaktır. Evde veya okulda deneme sınavlarından verim alabilmek için mutlaka sınav yönergelerine uyulması gerekir.
*
ZAMAN
Kişisel Farklılıklar Nelerdir ve Kişilik Gelişimi Nedir ?
FARKLILIKLAR NEDİR ?
Kişilik Nedir ?
Tüm insanlarda; biyolojik ve psikolojik süreçler (gelişme, bilinç, algı, öğrenme, hatırlama, düşünme, güdüleme, ve heyecan) temelde aynıdır. Ancak, insanları birbirinden ayıran, her birinin kültür, eğitim düzeyi, yetenek ve becerileri, deneyimleri, organik bileşim ve çevre koşulları, inanç ve değerleri, tutum ve davranışları ile duygusal yaşamları ve kişisel özellikler sahip olmasıdır.
Kişilik, bireyin kendi açısından, fizyolojik, zihinsel ve ruhsal özellikleri hakkında bilgisidir. “Kişilik, insanın kendisinde olup bitenleri değerlemesi ve kendisine tatmin ve çıkar sağlayacak bir duruma geçmeyi istemesidir”. İnsanın başkaları açısından kişiliği, onun toplum içinde belirli özelliklere ve rollere (göreve) sahip olmasıdır.Kişilik, bireyin iç ve dış çevresi ile kurduğu, diğer insanlardan ayırt edici, tutarlı ve yapılaşmış bir ilişki biçimidir. Kişilik; insanın kendine özgü ve ayırıcı davranışlarının, bir insanı başkalarından ayıran bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinin bütünü olarak değerlendirilir. Bir başka deyişle, kişilik kavramından insanı nesnel/ objektif ve öznel/ sübjektif yanları ile diğerlerinden farklı kılan duygu, düşünce, tutum ve davranış özelliklerinin tümü anlaşılır.“Kişilik; karakteri de içine alan insanın kendine özgü, başkalarından ayıran fiziksel, zihinsel, ve ruhsal tüm nitelikleri (dış görünüm, ilgi, tutum, yetenek, konuşma biçimi, çevresi ile uyumu vb.)’dir”.
Kişiliği Belirleyen Faktörler Nelerdir ?
Kişiliği belirleyen faktörlerin neler olduğu veya nelerin kişilik denen olguyu ortaya çıkardığı sorusu sorulduğunda bu soruya tek bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü, kişiliği oluşturan birçok faktör vardır. “Genel olarak kişiliği belirleyen faktörler dört grup altında incelenebilir. Bunlar:”• Bir kimseyi diğerinden ayıran dış görünüm: Bu özelliği ile birey fiziksel olarak diğerlerinden ayrılır. Boy, vücut ağırlığı, vücut güzelliği veya kusurları.
• Bireyin faaliyet alanı ile ilgili olarak rolü veya görevi: Bu özellik ancak bireyin belirli bir yaşa gelip aktif olarak bir görevi yüklenmesi sonucunda ortaya çıkar.
• Rol veya görev alan bireyin zeka, enerji, arzu, ahlak vb. potansiyel yetenekleri
• Kişinin içinde yaşadığı toplumsal özellikler: Toplumun yaşam felsefesi, kültür seviyesi, ahlak anlayışı, din anlayışı, ve buna benzer hususlar kişilik üzerine ve dolayısıyla tutum ve davranışlarına etki ederler.“Kişilik, bu özellikler açısından incelendiğinde, bir etkiler sürecinin ortaya koyduğu “benlik bütünleşmesi” olarak karşımıza çıkar”. Kişinin özelliklerini ortaya koyan hususların tümünün oluşturduğu bir sistemdir. Birey sahip olduğu özelliklere dayanarak kendini başkalarından ayırt eden öğeleri ortaya koyar. Kişilik her insanın bir tek olduğunu belirtmektir.
Kişilik – Karakter İlişkileri Nedir ?
Karakter; kişiye özgü davranışların bütünü olup insanın bedensel, duygusal ve zihinsel etkinliğine çevrenin verdiği değer; insanın davranışlarını toplumda değer verilen ahlak kurallarına göre yönetmesi, sosyal değerler sistemini benimsemedir. Karakter özelliği, içerisinde yaşadığı dünyayı uymaya çalışan bir insanın geliştirmiş olduğu bazı belirli ifade biçimlerinin ortaya çıkmasıdır.Kişiliğin ortaya çıkması için insanın ergin yaşa gelmesi, kendini tanıması, değerlemesi gerekirken, karakter çocuğun dünyaya gelmesi ile kendini belli eder. Karakter, doğuştan belli olur, değişmez ve süreklidir.Doğuştan kazanılan bazı karakteristik özellikler, örneğin; mizaç bireyin organik yapısı, yani sinirlerin dokuların ve salgı bezlerinin oluşum tarzları, huy (doğuştan gelen psikolojik hazırlıklar, yani dikkat ve hafıza gücü, hayal gücü) ve zeka, bireyin yaşamı süresince mevcut olan kişisel niteliklerdir.
Karakter özelliği, kişilik bütününün kendini kabul ettirerek önem kazanmak için başvurduğu araç ve mekanizmalardır. Kişilik özelliği de her insanın kendi hayatını yaşamasını ve herhangi bir durumda kendi karakterini ortaya koymasını sağlayan bir çeşit yaşama kalıbı olarak görülür.
Kişiliğin Açıklanmasında Kuramsal Yaklaşımlar
Kişilik kavramıyla davranışsal açıdan ilgilenen kuramcıların kişiliğin oluşumu ve gelişmesi ile ilgili olarak geliştirdikleri bazı kuramlar şunlardır;
Hiyerarşik Kişilik Kuramı
“Kişiliği hiyerarşik bir yapı içinde ele almak bir çok düşünürce benimsenmektedir, ancak bu açıklama biçimi özellikle Eysenck tarafından geliştirilmiştir. Eysenck kişiliği dört düzeyde ele alır”.
Birinci düzey, kişiliğin en alt düzeyidir ve çok özel tepkileri içerir. Belirli uyarılara biyolojik olarak belirli tepkilerin gösterilmesi, kalıtımsal özelliklere göre bireyin belirli özellikler taşıması, bu düzeyle ilgilidir. İkinci düzey ise, bireyin bulunduğu ortamlardan elde ettiği alışkanlıklara dayalı özellikleri ile ilgilidir. Bazı bilgi ve deneyimleri elde eden bireyin benzer durumlar karşısında benzer davranışları gösterme hali, bu düzeydedir. Üçüncü düzey ise, eğilimler düzeyidir ve kişinin birçok alışılmış davranış arasından belirli eğilimleri kazanması evresidir. Eğilimler düzeyinde kişiliğin süreklilik, değişmezlik, bireysel dengesizlik, doğruluk ve değişkenlik-heyecanlılık özellikleri ortaya çıkar. Kişiliğin dördüncü evresi, tip safhasıdır. Bu evrede belirgin tipler ortaya çıkar. Tipin ortaya çıkmasında her bir evrenin baskın faktörünün etkisi vardır. Bir bireyin kişilik özelliğinin hangi diliminden fazla etkilendiği önemlidir.
Psikolojik Kişilik Kuramı
Kişilikle ilgili açıklamayı ve kişiliğin oluşumunu, görünümünü bazı psikolojik esaslara bağlayan yaklaşım, psikolojik teorisinin esasını oluşturur.
İnanç Sistemlerindeki Farklılık Olarak Kişilik
İnanç sistemi, tutumları yapısı ve algılama gücü bireyin davranışlarının oluşmasını ve şekillenmesini sağlar. Birey iç ve dış inanç sisteminin kendisine yaptığı etkiye göre belirli uyarıcılar karşısında belirli tepkiler gösterecek ve bu tepkiler de bireyden bireye değişik olacaktır. Birey dış ortamdan etkilendikçe dış inançları, zamanla da iç inançları değişecek, bu değişiklik ise zaman içinde kişiliğin gelişmesi olarak görülecektir
Güç Motivindeki Farklılıklar Olarak Kişilik
Bireylerin başarı arzusu, bazı yetenekler ve sorun çözümleme özelliğinin varlığına bağlıdır. Amaçlarını iyi belirleyen ve olanaklarının analizini daha iyi yapan kişilerin başarı arzularının gerçekleşme oranının daha yüksek olduğu söylenebilir. Güç gereksiniminin bireyden bireye sosyal veya sosyal olmayan bir görünüm kazandığı görülmektedir.
Biyolojik Açıdan Kişilik
Kişiliğin biyolojik açıdan incelenmesini yapanlar, gensel açıklamalarla bireysel özellikleri çözümlemek istemişler, bu amaçla da aile tarihçesi yöntemi, soya çekim yöntemi, ikizlerin özelliklerinin incelenmesi yöntemiyle kişilik-kalıtım ilişkisi çözümlenmek istenmiştir.
Duygusal Açıdan Kişilik
Duygusal açıdan kişiliğin en önemli tahlillini yapan kişi Freud olmuş, en tanınmış kuram olarak da Freud’un ortaya koyduğu psikoanalatik teori görülmüştür. Kişilik denilen olguyu bireysel duygunun yapısının oluşturduğu görüşünü ileri sürmüştür. Kişilik olgusu, üç önemli dilimden oluşmaktadır. Bunlar; İd, süper ego, ego’dur.
• İd : İd, içgüdüsel ve bilinçsiz denebilecek davranışların kaynağı durumundadır. İd’in zaman içinde şuursuz olarak gelişmesi mümkündür.
• Süper ego : İnsanın en asil düşüncelerini, büyüklerinden, öğretmenlerinden, kısacası yaşadığı ve ilişkide bulunduğu kültürel ortamdan kazandığı iyi özellikleri içerir.
• Ego : Ego, bireyin birçok taleplerini uygun bir biçimde cevaplamaya çalışır. Ego, bunda başarılı olmazsa bireyde zihinsel gerginlik, tereddüt ve çekişme doğar. Freud’e göre bireyin zihinsel sağlığı ve davranışının düzenliliği ego’nun iyi işlemesine bağlıdır.
Kişiliğin Başlıca Özellikleri
Kişiliğin başlıca özellikleri şunlardır:
• Kişilik doğuştan var olan ve sonradan edinilen eğilimlerin bütününden meydana gelmiştir
• Kişilik kazanılan bu eğilimlerin düzenlenmesidir. Böylece eğilimlerin oluşturduğu bir yapıdan söz edilir.
• Her insanın kişisel özelliğini diğerlerinden ayıran bir takım farklılıklar vardır. Yeryüzünde kişilik kavramı sayılamayacak tipi içermektedir.
• Kişilik bireylerin eğilimlerini çevreye uydurur. Yani aynı birey farklı çevresel koşullar altında farklı tutum ve davranışların ortaya çıkmasına neden olan bir sosyal uyum kavramı olarak ortaya çıkar.
• Her kişiliğin doğuştan kazanılmış bir tek karakteri vardır ve karakter kişiliğin vazgeçilmez bir unsurudur.
Kişisel Farklılıklar
Her birey, kişi olarak diğerlerinden farklı bazı özelliklere sahiptir ve bu onun diğer insanlardan farklılığını oluşturur. Her kişi, hayat görüşü bakımından, diğerlerinden ayrılabilir. Yine onları harekete geçiren güdüler çeşitlilik ve şiddet bakımından farklılık gösterebilir. Ayrıca, insanlar birbirinden farklı amaçlara sahip olabildikleri gibi, aynı amaçlara sahip olan kişiler de kendilerini amaçlara ulaştıracak yolların seçiminde farklı şekillerde hareket edebilirler. Bu nedenle, kişileri güdülemek için kullanılan özendirme araçlarına gösterilen tepki insandan insana farklılıklar gösterir. Çünkü, her insanda kişiliğin gereği olarak hırslar, arzular ve ihtiyaçların şiddetleri farklıdır.
Toplumsal Gelenekler ve Kişisel Farklılıklar
Bir toplum içinde büyümek, toplumsal çerçeve içinde sıkışıp kalmak uyuma yönelmek isteyen kişinin karakterini büyük ölçüde etkileyecektir. Her seferinde kişi kendi öz karakterinden fedakarlıkta bulunmamakla çok sıkıntı çekecektir, fakat insan sosyal yaşama alışmak zorunda olan bir varlıktır. Kişisel arzular, çok defa toplumsal geleneklerle çatışma halinde bulunur.
Her birey kişiliğinin yanı sıra bir de sağduyuya sahiptir. Kişilik ve sağduyu sürekli çatışma halindedir. Sağduyu birçok hırsların, arzuların, toplum tarafından olumsuz sayılan bir çok fiil ve duyguların frenleyicisidir. Sağduyu, kişide kişilik farklarının bir düzenleyicisi olarak toplumda çoğunluğun kabul etmiş olduğu geleneklere kişiyi yaklaştıran bir duygudur.
Kişisel Farklılıkları Doğuran Nedenler
Kişisel farklılıkları doğuran nedenler dört başlık altında sıralanır.
Olayların Gerçeğine Dayanma ( Nesnellik )
Nesnel nedenlere dayanmayan davranışlar çoğu hallerde bunalım veya tatminsizliklerden ileri gelir. İnsanlar, hiç hoş olmayan iki şıktan birini seçmek durumunda bırakıldıkları veyahut ta her iki şıkkın kendine özgü iyi veya kötü yönleri bulunduğu zaman farklı davranış biçimleri göstereceklerdir. Olaylarda gizlenen gerçekler ve onların cereyan ediş biçimleri, kişinin davranışlarını da farklılaştırmaktadır. Tatminsizliklerinin sonucu olarak objektif olmayan biçimde davrandıkları gibi, saldırgan veya aksine içine kapanık kimseler olurlar. “Nesnel olmayan davranışlar, kişilerin yararlı birçok yeteneklerinin ortadan kalkmasına ve normal kişiliklerinin farklılaşmasına neden olmaktadır”.
Girişim Ruhu
Girişim ruhu başkalarıyla olan ilişkilerde, teşebbüsü ele alma ve duruma hakim olma eğilimi anlamına gelir. Girişimde bulunmak kişisel farklılıkların ortaya koyduğu bir olay olduğu gibi, içinde yaşanılan olaylar da bir kimsenin daha aktif ve girişimci olmasına veya olmamasına neden olabilir.
Hırslı Olma
Hırslı bir kimsenin zihni, daima kişisel mevkii ve örgüt içinde ilerleyip yükselme tutkuları ile meşguldür. Böyle bir kişi, günlük davranışlarda girişimci olabildiği kadar olmayabilir de, fakat rütbesinde, ücretinde ve yahut da kişisel statüsünde yapılan herhangi bir değişikliğe karşı çok duyguludur.
Toplumculuk
Toplumculuk, kişinin ilişkili olduğu kimselerin tutum ve arzularına karşı olan duyarlığını ifade eder. Toplumculuğu yüksek bir kimse, kendisini gruptan ayrı olarak hissedemez. Toplumculuk özelliğine sahip bir kimse disiplinlidir, kişiliğini kolayca grup yasalarına ve düzenine uydurabilir. Bu özellikten yoksun olan kimse karakter ve kişiliğin kurbanı olur. Kendisi dışında güç ve otorite tanımaz. Örgüt kurallarını ve düzenini kendi kişisel özelliklerine uydurmaya çalışır. Hemen her konuda başarısızlığa uğrayacağı ve yalnız kalacağı için tatminsizlik hallerine kolayca düşebilecektir.
Kişisel Farklılık Alanları
Her insan, öğrenme, hatırlama, düşünme, fizyolojik özellikler yetenekler, bilgiler, çatışma, heyecan, duygu, dikkat, görme, işitme, idrak etme v.b. gibi benzeri faaliyet, duygu ve süreçler bakımından diğer insanlardan farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar, insanları birbirlerinden ayıran belli başlı özellikleri olduğu kadar bazı hususlar da ortak özellikleri ortaya koyma bakımından da önemlidir. Bütün bu benzerlikler ve ayrılıklar kişisel davranış ve güdülerde önemli bir yere sahiptir.
Her birey her meslekte başarılı olamamakta, ancak bir veya birkaçında üstün başarı gösterebilmektedir. Çünkü her bireyin yetenekleri belirli meslek ve iş kollarına uygunluk göstermektedir. Ayrıca, her birey başka insanlarla ve toplumla ilişkilerinde aynı biçimde hareket etmemektedir. Bu ise onun davranış ve hareket biçimine ilişkin olarak ortaya çıkan kişiliğine bağlı olmaktadır. Nihayet insanlar aldıkları eğitim türü ve bu eğitimin ve tecrübenin sağladığı davranış biçimleri bakımından da birbirinden ayrıcalıklar göstermektedir.
BİREYSEL GELİŞİM VE VERİMLİLİKTE TEMEL KAVRAMLAR
Bireysel Gelişimde Temel Kavramlar
İnsan ve Birey
İnsan ; Zihin, beden ve ruhtan oluşan, biyolojik, psikolojik ve sosyal yönü olan mükemmel bir varlıktır. İnsanın bilinçli hareket yeteneği ile düşünme yeteneği değerleri ve inançları ile ahlak temelli örüntüleri ve çevresel alanlarla örtüşen motifleri diğer canlılardan ayırmaktadır. Diğer canlıların içgüdüsel sürü biçiminde yaşamalarına karşın insan; konuşma yeteneği ile birbiriyle anlaşabilmekte, şahsiyetine bağlı olarak diğerleriyle kurulan iletişim ve etkileşimi sonucu sosyal bir varlıktır.
İnsan, sosyalleşme süreci içinde kazandığı tüm bilgi ve yetenekleriyle, bir türün kapsamı içine girmektedir. İnsan ve onun davranışları, istekleri, ihtiyaçları ve dolayısıyla kişiler arası ilişkiler hakkında az olan bilgi ve tecrübeler onları yönetecek olanlar için büyük çaba ve gayret gerektirecektir.
İnsan kaynağından gereği gibi yararlanabilmek için, onu yakından tanımak yani davranışlarını belirleyen bedensel, ruhsal ve kültürel niteliklerini öğrenmek ve bilmek gerekir.
Kendini tanıyan ve bilen insan; gizli kalmış, gelişmemiş güç ve yeteneklerini bulur, değerlendirir ve geliştirir, içindeki benliği tanıdıkça, bilinmeyen yönlerini öğrenmeye, dışarıya yansıtmadığı yanlarını azaltmaya çalışır. İnsan içindeki beni bilmek tanımak amacıyla kendisini değerlendirdiğinde, duygu, düşünce ve davranışlarının nedenlerini anlayıp, gerekirse bunların geliştirilmesi, değiştirilmesi, denetlenmesi için çözüm yollarını bulma çabasını gösterecektir. Böylece, insan; kendi varlığından kaynaklanan özellikleri kazanarak kişiliğini güçlendirir, öfke vb. istemediği, beğenmediği olumsuz duygu ve davranışlarını kolayca denetim altına alabilir.
Birey; İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek canlıdır. Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlıktır. Toplumsal gruplar, kümeler ve kurumlarla geliştirilen iletişim ve etkileşim sonucu somut bir varlık olarak “birey” olgusuna ulaşmaktadır.
Bireyi tanımanın çeşitli teknik ve yöntemleri bulunmaktadır. Bunların önde gelenlerinden birisi gözlem tekniğidir. Bu yolla insanın değişik zaman, çalışma ortamı ve koşullarında gösterdiği davranışları gözlenir ve bilgiler ışığında onun benzer koşullarda ne tür tepkilerde bulunabileceği önceden, az da olsa tahmin edilebilir.
Bireyin çalışma ortam ve koşullarında göstereceği davranış biçimi kendine özgüdür. Yani uyarıcı koşullar aynı ve eşit olsa da insanlar ondan kişilik yapılarına uygun bir biçimde etkilenip, kendilerine göre bir tepkide bulunurlar. Bu davranışları nedeniyle de insanları çalışma yaşamında anlamak ve yöneltmek çok zor olmaktadır.
Bireyin davranışları, onun kişiliğinin bir yansıması olup, değer inanç, norm, tutum, ilgi, yetenek, huy gibi kimlik özelliklerini simgeleyen tepkilerdir.
Eğitim-Yetiştirme- Geliştirme -Öğrenme
Eğitim: Eğitim kavramı, geniş ve dar anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanabilir. Eğitim kavramına geniş açıdan bakıldığında, bireyin doğumundan ölümüne kadar gerek ailesinden, gerek öğrenim hayatından, gerekse çalıştığı işyerinden edindiği tüm bilgiler yoluyla yada kendi kendine geliştirerek bilgi, beceri ve davranışlarında değişiklik meydana getirmesidir. Yani eğitim, kişinin genel bilgisini, kültürünü ve düşünme yeteneğini artırmaya yönelik çabaların tümüne denilmektedir. Dar anlamda eğitim kavramı ise, işletmeler tarafından kendi personeline yönelik olarak düzenlenen personel eğitimi ile ilgili bir kavramdır.
“Eğitim, işletmeye yeni alınan ya da halen çalışmakta olan elemanlara, işlerini yapmaları için gereksinim duydukları bilgi ve becerileri kazandırma faaliyetidir”.
Bireye bilgi, beceri, alışkanlık ve tavırlar kazandırma süreci olarak tanımlanabilir. Kapsamı en geniş olan kavramdır. İşletme içinde veya dışında, formal programlar yolu ile veya kendi kendine veya tecrübe kazanma yolu ile bir kişinin bilgi, yetenek ve becerilerinde değişiklik yapma faaliyetidir.
Kişi doğduğu andan itibaren sürekli olarak eğitim sürecinin içindedir. Bu sürecin niteliğine göre eğitim programlarının sonuçlarını değerlemek de kolay veya zor olacaktır. Bu konuda, bir yandan değerlemenin varlığının eğitimi engelleyen, her eğitim sürecinin mutlaka bir değişimle sonuçlandığını varsayan bir görüş, diğer yandan da özellikle yetiştirmeye dayanan bir eğitim faaliyetinin, işletmenin diğer alanlardaki faaliyetlerinden farklı olmadığı, her eğitim faaliyetinin işletmenin başka alanlarda kullanabileceği kaynakların kullanılması, bu nedenle bu tür faaliyetlerin bir getirisi olduğunu gösterilmesi gerektiğini savunan bir görüş bulunmaktadır.
Yetiştirme: Psikomotor, bilişsel ve duygusal becerilerin uzun bir zaman süreci içinde, resmi eğitim programlarından çok, yetiştirici aracılığıyla bireye kazandırılmasıdır.
Belirli düzeylerdeki belirli işleri yapabilmek amacıyla gereksinim duyulan bilgi, yetenek ve davranışların kazandırılması süreci olarak tanımlanır. Yetiştirmeyi, verimli çalışmak amacıyla, gerekli işleri doğru olarak yapmak şeklinde de tanımlanır. Kişinin bir işe girerken yada girdikten sonra meslek yaşamının herhangi bir aşamasında verilen özgül nitelikteki hazırlıklardır. Yetiştirmede her zaman mesleksel bir amaç vardır. Yetiştirme, kişinin işinde yapabildikleri ile yapılması gerekenler arasındaki boşluğu dolduran bir eylemdir.
Yetiştirme faaliyetinin temel özelliklerini şöyle sıralanabilir;
• Doğrudan doğruya performansla ilgili olması ve şu anda yapılmakta olan iş için bilgi ve beceri kazandırması,
• Genellikle birkaç beceri üzerinde yada bilgi ve yetenekler üzerinde yoğunlaşan çok spesifik amaçlara sahip olması,
• Mevcut işin daha iyi yapılmasını amaçlaması,
• Genelde uygulamaya dönük olması ve yönetici olmayan personele uygulanması,
• İşletme başarısı üzerinde kısa sürede etkide bulunması,
• Genelde kısa süreli amaç ve düşünceyi gerektirmesi,
•Eğitimde genelde geleneksel eğitim yöntemlerinin kullanılması ve iş başında, sınıfta ya da işletme dışında uygulanmasıdır.
Geliştirme: Geliştirme, yetiştirme kavramından daha geniş bir anlama sahiptir. Geliştirme, bireyin kendisini hayat boyu yenilemesi anlamında kullanılabilir. Bu yüzden geliştirme uzun vadeli ve geleceğe yönelik olarak yapılan tüm faaliyetleri kapsar. Geliştirme etkinliklerinin her zaman işletmeyle ilgisi olması gerekmez. Bireyler kişisel gelişimleri ve kariyerleri için gelişme programlarına katılmayı arzu edebilirler. İşletmeler ise geliştirme programlarını daha çok stratejik yönetim kademelerine yükseltmeyi düşündükleri adaylar için düşünebilirler.
Gelişme, bireyin her bakımdan kendisini iyileştirmesidir. Geliştirme ise çok yönlü eğitim programlarıyla bireyi, üst görev, pozisyon ve sorumluluklara hazırlamaktır. Bireyin çok bilgili, aynı zamanda mesleğinde uzman, kültürlü, insan ilişkilerinde mükemmel hale gelmesi onun iyi yetişmiş, olgun bir kişi olduğunu gösterir.
Genellikle bugünün ötesinde bir kavram olup, yapılan iş üzerinde odaklaşmayan, uzun süreli kişisel ve mesleki gelişmeyi ifade eden, personelin çevredeki yoğun rekabeti karşı koyabilmesi ve işletmenin uzun süreli sağlık ve canlılığını koruması amacıyla düzenlenen bir faaliyettir.
Uygulamada pek çok konuda yetiştirme ve geliştirme programları düzenlenmektedir. Bunlar:
• Teknik Beceri; Belirli bir alanla ilgili uzmanlık bilgisini ve analiz yeteneğini ve bu alana ilişkin analiz araç ve tekniklerini kullanabilme becerisidir. Organizasyonun alt kademelerinde önemli olan bu beceri, kademeler yükseldikçe nispi önemi azalmaktadır.
• İnsancıl Beceri; İnsanlarla çalışabilmeyi ifade etmektedir. Bu beceri, organizasyonun bütün kademelerinde önemlidir. Özellikle alt ve orta kademelerde gruplar arası insancıl beceri daha çok önemlidir.
• Kavramsal Yetenek; İşletmeyi bir bütün olarak görebilmeyi, organizasyonun çeşitli fonksiyonları arasındaki karşılıklı bağlılığı ve birisindeki bir değişmenin diğerlerini nasıl etkilediğini görebilmeyi ifade eder. Kavramsal yetenek, misyon belirleyebilme, stratejik düşünme ve strateji geliştirme, vizyon sahibi olma gibi işletme içindeki veya işletme dışındaki yeteneği ifade eder.
Öğrenme: Bireylerin gerek kendi yaşamlarıyla, gerek eğitim yoluyla edindiği bilgi ve becerilerin davranışlarında değişikliğe yol açmasıdır. Öğrenme kişisel bir olgudur. Kişi arzulu ve değişim için hali hazır olduğu zaman öğrenme gerçekleşebilir. Kişinin kendi yapabileceği bir iştir. Davranışlardaki değişme, kişinin algılaması ve buna göre hareket etmesiyle şekillenir.
“Genel kabul görmüş bir tanım olmamakla birlikte öğrenme, pekiştirilmiş talim ve tecrübelerden elde edilen bilgilerle, davranışlarda nispeten sürekli bir değişiklik demektir”. Bu tanımdan öğrenme sürecinin üç önemli özelliği olduğu anlaşılmaktadır;
• Öğrenme olumlu yada olumsuz bir davranış değişikliğidir,
• Bu değişiklikler tecrübe yada talimler sonucu gerçekleşir,
• Değişikliğin olabilmesi için süreklilik göstermesi gerekir.
Eğitim, yetiştirme, geliştirme ve öğrenme kavramlarında olay, sistematik, ölçülebilir, yönetilebilir bir kişisel veya örgütsel değişim olayıdır. Ancak bilgi toplumuna doğru geçildikçe, “iş” fiziksel olma özelliğini kaybetmekte, bilgi, fikir oluşturma gibi zihinsel olma özelliği artmaktadır. Eğitim ve geliştirme, çalışanları, değişimle baş edilebilir hale getirmeye yönelmiştir. Bunun içinde fikir üretebilme, bağımsız hareket edebilme, takım oyuncusu olabilme, alışkanlık ve davranışlarını değiştirebilme çevre koşularının gerektirdiği teknik bilgiyi öğrenme vardır. Eğitim ve geliştirme, daha önce geliştirilmiş statik durumdaki bilgilerin öğretilmesi olmaktan çıkmış, kişilerin bilgiyi bulma, yaratma, araştırma ve karşılaşılan sorunların çözümü için kullanma, arzu özgüven ve yeteneğinin geliştirilmesine dönüşmüştür.
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişimin Tanımı
Bireysel gelişim; İnsan toplum içinde yaşarken, özgür iradesi, bağımsızlığı ve özgür düşünebilme özelliklerini kaybetmeden, yaratıcı ve üretici özelliğini kullanarak olgun ve zengin duruma gelmesidir. Muhtaçlıktan kurtulup, her bakımdan kendine yeterli duruma gelmektir.
Her insanın da kendi iradesi, aklı ve kendi düşünüş tarzı vardır. Bireysel gelişim, bireyin hedeflerine ulaşmak için öğrenme kapasitesini artırarak vizyonunu, enerjisini sürekli olarak geliştirmesidir.
Bireysel gelişim; insanın yaşamına entegre edildiği takdirde, temelde yatan iki hareketi içinde barındırır. Birincisi; kişi için önemli olan sürekli olarak aydınlatılmasıdır. İkincisi; mevcut olan gerçekliği nasıl gittikçe daha açık olarak görülebileceğinin sürekli olarak öğrenilmesidir.
Bireysel gelişim yaşam boyu süren bir süreçtir. Bu süreçteki insanlar sürekli bir öğrenme halinde yaşarlar, hiçbir zaman durmazlar.
Bireysel Gelişim ve Zihin
Bireysel gelişim, insanlık tarihi boyunca yaşanan bir olgudur. İnsan kendisine bahşedilen güçlerini kontrol altına aldığı, onları daha güzel bir yaşam için kullandığı sürece ilerlemeler kaydeder.
Toplumun içindeki birey gelişiminden kendi sorumludur. Fakat hangi yönde nasıl gelişeceğine karar vermesi kolay değildir. İnsanlar dış dünya hakkında birçok bilgiye sahip oldukları halde, kendi iç dünyası hakkında en az bilgiye sahiptir. Bireysel gelişimin yolu ise, kendi iç dünyasını tanımaktan geçiyor. İnsanın kendi iç dünyasını tanımanın tek aracı zihindir. Zihnin doğal işleyiş sistemini bilmeyen kendini tam olarak tanımaz. Çünkü, insanın tüm fonksiyonları zihnin denetimi altında çalışmaktadır. İnsan sürekli olarak gelişme, değişme ve dönüşmenin kişisel yollarını keşfetme çabası içindedir.
Bireysel gelişim için insan zihnine olumlu komutlar vererek, başarıyı, olmadan önce hayal etmeyi öneren NLP yöntemini kullanabilir. NLP, kişilerin düşünce süreçlerini daha iyi anlayarak, alışkanlığa dayalı, çoğu zaman bilinçsiz olan davranışlarını kontrol altına almayı öğreterek, şimdiye kadar ulaşılması olanaksız gibi görünen hedeflere ulaşmayı kolaylaştırmaktadır. İnsanların daha ikna edici olabilmeleri, iletişim konusunda başarılı olmaları, olumsuz inançlar yerine kişileri güçlendirecek inançlar oluşturmaları, kişilerin doğal becerilerini istenildiği zamanlarda kullanabilmesi, bir başka kişide hayranlık uyandıran, kişinin kendisinde olmasını istediği davranış ve becerileri alıp kullanabilmeleri, iş ve meslek hayatlarında kariyerlerini gerçekleştirebilmeleri, kısaca kişisel mükemmelliğin modelini oluşturmaları için bireysel gelişimlerine önem vermek zorundadırlar. Gerek iş, gerekse kişisel yaşamdaki problemleri ve olayları yeniden çerçevelendirmede NLP yönteminden yararlanılır.
Tüm eğitimlerin, yöntemlerin hedefi insan zihnidir. Zihin mükemmel bir bilgisayar programı olmasına karşın, prospektüsünü bilen ve kullanma eğitimi alan yoktur. Bu nedenle; unutkanlık, dalgınlık, dikkat ve konsantrasyon sorunu, düşük öğrenme motivasyonu, isteksizlik, verim düşüklüğü, iletişim sorunları, moral bozukluğu, stres, güvensizlik, özel psikolojik durumlar gibi sayısız durumlar iş yaşamını ve bireysel yaşamı etkiler.
Zihin doğal işleyiş yasaları ve sistemini öğrenmek demek; düşünce, duygu ve davranışları çatışmasız ve uyumlu yönlendirmek, bilinçli-bilinçaltı ilişkisini denetlemek, özgüven, zihinsel enerjiyi verimli kullanmak, yaratıcı bireysel motivasyon, zihinsel kapasite kullanımında artış, iş doyumu, stres üretmeyen, mutlu ve huzurlu bir yaşam demektir.
Bireysel gelişimden söz edebilmek için, yeteri kadar bilgi birikmesi halinde köklü değişiklikler yapmak gerekir. Bireysel gelişim sayesinde, araştırıcı, düşündüren, düşünen, üretici, yaratıcı özellikleri atıl bir halde kalmasına izin vermeyen, katılımcı ve paylaşımcı nitelikleriyle toplumsal yaşamda her zaman söz sahibi olan bir insan modeli ortaya çıkar.
.Bireysel Gelişimde Vizyonun Belirlenmesi
Bireysel vizyon, bireyin gelecekte hangi konumda olmayı düşlediğini ve bu dünyada nasıl bir iz bırakacağını gösterir. Birey vizyonunu belirlemek için öncelikle gidilecek noktaları, sonrada bu noktalara ulaşmak için izleyeceği yolları seçmesi gerekmektedir. Öncelikle tüm bireyler için geçerli bireysel gelişim formüllerinin önerilemez. Çünkü bu bireylerin yaşam felsefeleri ve yaşamdan ne bekledikleri ile alakalıdır.
Bireysel vizyon, yarının bugüne izdüşümüdür, gelecekte olmak istenilenin bugünden tasarlanmasıdır. Bireysel vizyon, sadece ne olmak istenildiğini değil, bunun nasıl gerçekleştirileceğini de gösterir.
Bireysel gelişim, ancak bireysel vizyon belirlenmiş ise söz konusu olabilir. Eğer vizyon yok ise, ulaşılabilecek hedeflerde yok demektir. Oysa bireysel gelişim için öncelikle bireysel vizyonun ve buna bağlı olarak da yaşamla ilgili hedeflerin belirlenmiş olması gerekir. Çünkü bir gelişimin olabilmesi için bireyin içinde bulunduğu nokta ve varmak istediği noktaları bilmesi gerekir .
Bir birey toplumda bir çok rol (anne, baba, eş, evlat, arkadaş, girişimci, yönetici, eleman, danışman gibi) üstlenebilir. Bu roller zaman içinde değişebilir. İnsan sosyal bir varlıktır. Bunun sonucunda birey aynı anda bir çok sosyal grubun üyesi olabilir. Bireysel vizyonu belirlemek için başlangıç noktası, öncelikle bireyin oynadığı rolleri saptamaktır.
Bireylerin vizyonları birbirinden farlı olacağından, bireysel gelişimde herkes için altın kurallar yoktur. Bu yüzden bireyin belirlediği vizyona göre gelişim planını da kendisi yapmak durumundadır.
Bireysel Gelişim Planı
Bireysel Gelişim Planının Oluşturulması
Bireysel gelişim planı oluşturulurken izlenecek aşamalar ve dikkat edilecek noktalar şunlardır:
1. Gelişim hedefleri belirlemek; Gelişim planınızı oluşturmadan önce gelişimin hangi yönde olacağı belirlenir. Yani, iyileştirilecek gözlenebilir davranışlar nelerdir? Öncelikle bu sorunun yanıtı aranır.
2. Hedefleri netleştirmek; Gelişim planlama formunun başındaki açıklamalar dikkate alınarak, geliştirmek istenilen davranışların her birine spesifik bir hedef koyulur. Çok fazla bir hedef koymamaya ve ulaşılabilir olan gerçekçi hedefler koymaya özen gösterilmesi gerekir.
3. Faaliyetleri, kaynakları, zaman planını belirlemek; Belirlenen davranışları başkaları ile birlikte iyileştirmek için yararlanabilecek stratejileri belirmemek gerekir. Her bir hedef için spesifik adımların neler olduğu (faaliyetleri), ihtiyaç duyulan kaynaklar ve bitiş tarihi (her bir faaliyetin ne zaman tamamlanacağını) belirlenir. Bu davranışlardaki performansı iyileştirmek için yardımcı olabilecek muhtemel faaliyetler ( kitaplar, makaleler, iş başında öğrenme faaliyetleri, eğitimler ) belirlenir.
4. Gelişimi izlemek; Ayrılan yere gerçekleşen çıktıları, etkiyi ve bitiş tarihini yazıp her hedefin ilgili olduğu planlar takip edilir. Gelişim planı doğrultusunda gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sürekli olarak izlenir.
5. Geribildirimler doğrultusunda gelişim planında revizyonlar yapmak; Bireyler, strateji ve gelişim planlarını gözden geçirmezler ve aldıkları geribildirim doğrultusunda gelişim yaklaşımlarını yenileyemezler ise kendi öğrenme kapasitelerini kısıtlarlar. Bu nedenle planın etkili olup olmadığını değerlendirmek ve öğrenme etkinliğinizi artırmaya yönelik stratejiler geliştirmek üzere belirli zamanlar ayrılır.
Gelişim planını kişi kendi başına gözden geçirebileceği gibi, öğrenirken bir rehber veya yöneticide eşlik edebilir.
Bireysel Gelişim Planının Faydaları
Bireysel gelişimin nasıl gerçekleşmesi gerektiği konusunda yol gösteren gelişim planı oluştururken ve uygularken, kullanılacak olan formun ve izlenecek olan spesifik adımların sağladığı faydalar olarak şunlar sıralanabilir;
• Ulaşılabilir hedefler belirlenebilir,
• Pratik bir gelişim planı oluşturulabilir,
• Başarılı bir uygulama için gerekli destek ve kaynaklar belirlenebilir,
• Plan zaman içinde izlenebilir ve güncellenebilir,
• Gelişim izlenebilir ve ölçüle bilinir.
Bireysel Gelişim Planlama Formu
Gelişim planlama formu, geliştirilecek alanlar spesifik hedeflere, faaliyetlere ve zaman planına dönüştürmek ve izlemek için kullanılır. Spesifik hedeflerin şu özellikleri taşımasına dikkat edilir:
• Spesifik, davranışsal
• Ölçülebilir, anlamlı
• Zorlayıcı, zamanla sınırlı
• Geri bildirim almaya uygun
• Gerçekçi adımlar ve kaynak ihtiyaçları ile desteklenmiş
Bireysel gelişim planının yüksek etki ve kalıcı başarı elde edecek şekilde oluşturmak için farklı vadelerde (kısa, uzun, orta vadeli gibi) faaliyetlerin belirlenmesi gerekir. Her hedef için ayrı bir planlama formu kullanılması gerekir. Bu şekilde yapılırsa daha verimli sonuçlar alınır.
Verimlilikte Temel Kavramlar
Verimliliğin Tanımı
Verimlilik daha üstün, daha iyi, daha huzurlu bir hayat sağlamak için, varolduğu günden bu yana çaba gösteren insanoğlunu, bu amaçlara ulaştıracak sihirli bir araçtır. Verimlilik, üretim sürecinden beklenen sonuçları daha olumlu hale getirir. En genel tanımlamaya göre; elde edilen çıktıyı optimal noktaya çıkaracak bir miktar ilişkisi içerisinde olmalarına denir. Yani verimlilik; hizmet veya mal üreten bir sürecin ürettiği çıktı ile bu çıktıyı elde etmek için kullandığı girdi arasındaki ilişkiler bütünüdür.
Verimlilik, verim, karlılık, ekonomiklik, etkenlik ve etkililik kavramlarıyla yakından ilişki içerisindedir.
Verim: Çoğu kez üretim sonucunda elde edilen çıktının büyüklüğü olarak anlaşılmaktadır. Ton, metre vb. fiziksel birimlerin yanı sıra, parasal birimlerle de tanımlanır.
Ekonomiklik: Belirli bir dönem sonunda elde edilen satış hasılatının bu dönem boyunca yapıla harcamaların toplamına bölünmesiyle hesaplanabilen bir orandır.
Etkenlik: Üretim süreci sonunda elde edilen çıktının, elde edilmesi beklenen standart çıktıya oranıdır. “Yararlı çıktı sağlamak için kaynakların ne ölçüde etkili kullanıldığı” şeklinde tanımlanabilir.
Etkililik: Belirli bir dönem sonunda başlangıçta herhangi bir biçimde tanımlanmış amaçlara ulaşabilme derecesi olarak belirlenmektedir. “ Gerçekleşmesi mümkün olana kıyasla gerçekleşen” şeklinde de tanımlanabilir.
Karlılık: Belirli bir dönem sonunda elde edilebilen karın bu dönem boyunca kullanılan sermaye değeri toplamına bölünmesi ile hesaplanabilen bir orandır.
Verimlilik Faktörleri
Verimlilik faktörlerini sınıflandırırken, kontrol edilebilirlik (denetlenebilirlik) açısından iki temel gruba ayrılır.
1. İç ( denetlenebilen ) faktörler
2. Dış ( denetlenemeyen ) faktörler
İşletme Verimliliğini Etkileyen İç Faktörler
İşletme verimliliğini etkileyen iç faktörler katı ve esnek faktörler olmak üzere iki grupta toplanır.
Katı Faktörler
Katı faktörler arasında yer alan “ürün faktör verimliliği”, üretilen ürünün, üretim süreci sonucunda elde edilen çıktı için gerekli özelliklere uygunluk derecesidir. Ürünün katı bir verimlilik faktörü olması çok doğaldır, çünkü ürün özellikleri bir çok dış ve iç etken tarafından belirlenir. Bu sebepten dolayı bu etkenlerin her biri için uygunluk sağlanması gerekmektedir.
Fabrika ve teçhizat verimliliği, kullanım, yaş, modernizasyon, maliyet, yatırım, fabrikada üretilen teçhizat, kapasiteyi artırma, stok kontrolü, vb. gibi konulara özen göstererek arttırılabilir.
Verimlilik artışında çok önemli bir rolü olan bir diğer faktör, teknolojik yeniliktir. Gelişen teknoloji ile birlikte artan otomasyon ve yaygın bilgi teknolojisi, mal ve hizmet miktarlarındaki artış, kalite geliştirme, yeni pazarlama yöntemleri gibi değişen koşullara verimli bir şekilde uyumu sağlar.
Diğer bir katı verimlilik faktörü de malzeme ve enerjidir. Burada yapılmaması gereken hata verimlilik ile maliyet düşüşünün birbirine karıştırılmasıdır. Örneğin daha düşük kaliteli bir malzeme kullanımı ile ürün maliyetinin düşebileceği açıktır. Böylece verimlilikte de bir artış var gibi gözükebilir. Oysa gerçekte ürünün kalitesinde de bir düşüş söz konusudur ki bu verimliliği kötü etkilemektedir.
Esnek Faktörler
Esnek verimlilik faktörleri olarak insan (emek), organizasyon ve sistemler, iş metotları ve yönetim biçimleri sınıflandırılmaktadır.
İşletmeler belirledikleri hedeflere ulaşabilmek amacıyla çeşitli faktörlere ihtiyaç duymaktadır. İnsan, bu faktörlerden en vazgeçilmez olanıdır. İnsan emeği, diğer üretim faktörleriyle birleşerek işletmenin amaçlarına katkıda bulunur. Fakat üretim faktörleri içinde en önemli ve en zor kontrol edileni emek faktörüdür.
Bir işletmede organizasyon kavramı yapısal ve akışsal organizasyonu ifade eder. İşletmelerde görülen düşük verimliliğin sebebi, organizasyon yapısının katılığıdır. Ne kadar iyi tasarlanmış olursa olsun, hiçbir sistemin her durumda verimli çalışacağı söylenemez. Fakat verimliliği en üst düzeye çıkarmak için, sistem tasarımında dinamizm ve esneklik sağlanmalıdır.
Şekil 1.2. Çalışma Metodlarının Geliştirilmesi Süreci
Kaynak: R.Pearson, The Human Resource, Mc. Graw Hill Book Company, 1999, p.17.
İş metodu teknikleri, işin yapılma biçimini, insanın manipülasyonunu ve makinelerin kullanım tarzını geliştirerek, elde yapılan işlerin verimini arttırmayı amaçlar.
İşletme Verimliliğini Etkileyen Dış Faktörler
Dış faktörler, hükümet politikalarını ve kurumsal mekanizmaları; siyasi, ekonomik ve sosyal koşulları; iş ortamı, finansman, enerji, su, taşıma, iletişim ve hammadde sağlama olanaklarını kapsar. Bu faktörler işletmenin verimliliğini etkilemekte ancak işletme bunları denetleyememektedir.
Verimlilik Arttırma Yöntemleri
Bir işletmenin verimliliğini artırmak için çeşitli tekniklerden yararlanılabilir. Verimlilik artırmak için kullanılan yöntemler başlıca iki ana gruba ayrılır:
• Teknik yaklaşımlar yoluyla verimlilik artırma yöntemleri
• Davranışsal yöntemler yoluyla verimlilik artırma yöntemleri
Teknik Yaklaşımlar Yoluyla Verimlilik Artırma Yöntemleri
Teknik yaklaşımlar yoluyla verimlilik artırma yöntemlerinin en yaygın olarak kullanılanları iş etüdü, tam zamanında üretim yönetimi, pareto analizi ve maliyet – fayda analizidir.
İş Etüdü Nedir ?
İnsanların çalışma yöntemlerini inceleyerek, çalışma verimliliğine etki eden faktörleri bulgulamayı ve bunları geliştirmeyi hedefleyen bir dizi adımdan oluşan bir verimlilik artırma yöntemidir. İş etüdü başlıca iki grup tekniğin bileşimidir. Bunlar; Metot etüdü, zaman etüdü’dür.
Metot etüdü, genelde çok az bir sermaye yatırımı veya hiç sermaye yatırımı yapmaksızın, belirli miktardaki kaynaktan elde edilebilecek çıktı miktarını artırmaya yönelik çalışmalar için kullanılır. “Metot etüdü, daha kolay ve daha etkin yöntemlerin geliştirilip uygulanması, maliyetlerin düşürülmesi için var olan ve önerilen çalışma biçimlerinin sistemli olarak kaydedilmesi ve incelenmesidir”.
Zaman etüdü ise, nitelikli bir işçinin, tanımlanmış bir performans düzeyinde, belirli bir işi başarabilmesi için gerekli olan standart süreyi saptamak için kullanılan bir yöntemdir.
Tam Zamanında Üretim Yöntemi Nedir ?
Tam zamanında üretim yöntemi, gerekli birimlerin gerekli miktarda ve gerekli zamanda üretilmesi ve sevk edilmesidir. Bu yöntemin amacı ise, üretim sürecindeki maliyetlerin azaltılması yolu ile kuruluşun toplam verimliliğini artırmaktır. Tam zamanında üretim yöntemi, genelde işletmelerde bulunulan yüksek değerdeki stokların sağladığı güvenlik örtüsünü ortadan kaldırarak, işletme sorunlarını ortaya çıkarır.
Pareto Analizi Nedir ?
Pareto analizi, pazarlama, kalite kontrol, stok analizi satın alma, satış analizi, atık azaltma süreçleri gibi çeşitli üretim ve yönetim alanlarında kullanılmaktadır. Pareto analizinde olaylar sıklık, zaman ve önem sırasına göre grafik üzerinde sıralanır. Bu analiz sayesinde, hatalar sınıflandırılarak, maliyetteki payı yüksek olanlar üzerinde çalışmalara ağırlık verilir. Hataların sınıflandırılması, muayene işlemlerini kolaylaştırdığı gibi zaman ve para tasarrufu da sağlar.
Maliyet – Fayda Analizi Nedir ?
Maliyet – fayda analizi karar verme sürecine destek vererek ileriye dönük verimlilik artışı sağlayan finansal bir yöntemdir.
Mevcut projelerin faydaları ve maliyetleri birbirine oranlanarak, uygun seçimin yapılması hedeflenir. Parasal olmayan fayda ve maliyetler de analize dahil edilirler.
Davranışsal Yöntemler Yoluyla Verimlilik Artırma Yöntemleri Nedir ?
Davranışsal yöntemler işletme psikolojisini değiştirmeyi amaçlar. Bu yaklaşım doğrudan insan psikolojisini ele aldığından, bu tekniklerin standart kalıplara sokulması veya kesin sınırlarının çizilmesi çok güçtür.
Örgüt Geliştirme Nedir ?
“Örgüt geliştirme, planlı, yönlendirilmiş ve sistematik bir süreçtir. Bu sürecin amacı, etkinliğini artırmak amacıyla örgütün sistemlerini, kültürünü ve davranışını değiştirmektir”.
Örgüt geliştirme, örgütlerin insanların, insanların da örgütlerin davranışlarını karşılıklı olarak etkiledikleri ancak uygun bir tanı ve ustalıkla müdahalelerle her ikisinin de değiştirilebileceği varsayımına dayanmaktadır.
Örgüt geliştirme bir bütün olarak organizasyonun performansını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Organizasyon çalışanlarının inanç, tutum ve davranışlarını değiştirmek, birbirleri ile daha etkin haberleşmelerini sağlamak, sorunlarını tartışabilecekleri ortamı yaratmak, amaçlarını açık hale getirmek, birbirlerine yardımcı olmalarını sağlamak, düşünce ve önerilerini birbirleriyle paylaşmalarını sağlayacakları bir ortamı geliştirmek örgüt geliştirme programlarının temel amaçlarındandır.
Örgüt geliştirme programı şu safhaları içerir:
• Sorunların belirlenmesi,
• Önceliklerin belirlenmesi,
• Bu sorunlarla ilgili bilgi ve veri toplanması ve paylaşılması,
• Ortak planlama yapılması,
• Alternatiflerin uygulanması,
• Sonuçların izlenmesi.
Beyin Fırtınası Nedir ?
Zamansız değerlendirmeler, genellikle güzel fikirlerin oluşumunu kesintiye uğrattığından, beyin fırtınası bu türden zamansız her değerlendirmenin kaçınıldığı, planlanmış bir fikir üretme sürecidir. Bu süreç, yeni fikirlerin beslendiği ve yeni anlayışların geliştiği açık bir ortamda yürütülen sınırlandırılmamış bir tartışmadır. Bu tür bir tartışmada, bir sorun üzerinde tek başına düşünen bir kişini aklına gelemeyebilecek yararlı fikirler üretilebilir. Yalnızca daha çok ve daha iyi fikirler ortaya çıkmakla kalmayıp, aynı zamanda beyin fırtınası tekniğini etkili olarak uyguladıkça grubun kendisi de güç ve kendine güven kazanır.
Güç Alanı Analizi Nedir ?
Güç alanı analizi, değiştirilmesi gereken bir durumun analizi için kullanılan bir araçtır. Hangi düzenleyici basamağın uygulanması gerektiği konusunda kararsızlığın olduğu durumlarda, güç – alan analizi tekniği uygulanabilir.
Nominal Gruplama Tekniği Nedir ?
Nominal gruplama, delil toplama, sorunların ve güçlü olunan noktaların belirlenmesi, fikir üretme ve gelişmelerin değerlendirilmesi için katılımcı bir yaklaşımdır.
Nominal gruplama, fikir üretme açısından, beyin fırtınasına göre daha üstün bir tekniktir. Tüm üyelere eşit katılım olanağı verdiğinden ve herhangi bir üyenin tartışmayı etki altına almasını önlediğinden, daha büyük bir doyum ve bağlılık duygusu yaratır.
Verimlilik artırma yöntemlerinin teknik ve davranışsal yaklaşımlar olarak ikiye ayrılmasının sebebi bu tekniklerin birbirlerinin alternatifleri olmadığındandır. Aksine bu teknikler birbirlerinin tamamlayıcısıdır.
Şoför olmak isteyenlere yeni standartlar
Şoför olmak isteyenlere yeni standartlar
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) ile Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) arasında imzalanan ticari taşıt sürücülerinin eğitimlerine yönelik mesleki yeterlilik standardına İETT de dahil edildi.
TESK’ten yapılan açıklamaya göre, Genel Başkan Bendevi Palandöken’in ev sahipliğinde TESK’te gerçekleşen imza törenine, MYK Başkanı Bayram Akbaş, İETT Genel Müdürü Hayri Baraçlı katıldı.
TESK ve İETT arasında imzalanan protokolle, minibüs şoförleri, okul servis aracı şoförleri, kamu personeli servis aracı şoförleri ve otobüs şoförleri için mesleklerinde meslek standardı hazırlanması ve bu standartların Ulusal Meslek Standardı olarak Resmi Gazetede yayınlanması süreci hayata geçmiş oldu.
-”Önüne gelen şoför olamayacak”-
Protokol imza töreninde konuşan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, standart hazırlandığı zaman mesleği icra edenlerin neyi nasıl yapacaklarını önceden bileceklerini ifade ederek, ”Artık şoförlük mesleği işsizlerin mesleği olmayacak. Önüne gelen ticari araç sürücüsü olmayacak. Şoförlüğün de bir standardı olacak. Yani şoförlük mesleksizlerin mesleği olmayacak” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul’da toplu taşıma hizmetlerinin önemli bir kısmının İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Umum Müdürlüğü (İETT) otobüsleri ile gerçekleştirildiğini belirten İETT Genel Müdürü Baraçlı ise toplam 5 bin otobüsle 580 hatta hizmet verdiklerini kaydetti.
Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanı Bayram Akbaş da İETT’nin TESK-in tecrübelerinden yararlanarak standart hazırlama gayretinin önemine işaret etti.
AA
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
-
Bayilik Sözleşme Örneği BAYİLİK SÖZLEŞMESİ Madde 1- Taraflar; Bir yanda …… …….. (bundan sonra ŞİRKET olarak anılacaktır) il...
-
Erenköy Cemati Erenköy Cemati Kökleri Kelami Dergahı’na ve ŞEYH MAHMUD ESAD ERBİLİ(K.S)’a dayanıyor.ŞEYH MAHMUD ESAD ERBİLİ(K.S), tek...
-
Bugün, ülkemizde ve dünyada vuku bulan olaylar ile ekonomik-sosyal-kültürel-politik değişimleri anlayabilmemiz için; 1970’li yıllarda ort...






