25 Haziran 2011 Cumartesi

2011 yılı asgari ücret 2011 yılı asgari ücret net ele geçen 2011 yılı asgari ücretin işverene maliyeti

2011 yılı asgari ücret 2011 yılı asgari ücret net ele geçen 2011 yılı asgari ücretin işverene maliyeti
23 Nisan 2011
Aşağıda asgari ücret 2011 net brüt değerleri 2011 asgari ücret hesaplamaları asgari ücretin işverene maliyeti hesaplamaları asgari ücret net brüt ne kadar olduğu tablolar şeklinde açıklanmıştır.
2011 Brüt asgari ücretler aşağıdaki tablodadır


DÖNEM16 YAŞ ÜSTÜ BRÜT ASGARİ ÜCRET16 YAŞ ALTI BRÜT ASGARİ ÜCRET
GünlükAylıkGünlükAylık
01.07.2011-31.12.201127,90 TL837 TL23,85 TL715,50 TL
01.01.2011-30.06.201126,55 TL796,50 TL22,65TL679,50 TL
01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arası 2011 yılı birinci altı ay ocak ayı için asgari ücret net ele geçen miktarlar ve hesaplama tablosu aşağıdadır


2011 Ocak Brüt ASGARİ ÜCRET796,50
(-)İŞÇİYE AİT PRİM MİKTARI (%14)111,51
(-)İŞSİZLİK SİGORTASI İŞÇİYE AİT PRİM MİKTARI (%1)7,97
(-)İŞÇİNİN ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ ÖNCESİ ÖDEYECEĞİ GELİR VERGİSİ (%15 )101,55
(-)DAMGA VERGİSİ MİKTARI (%06,6)5,26
(+)ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ (BEKAR VE ÇOCUKSUZ)*59,74
2011 Ocak ayı asgari ücretten net ele geçen
629,95
*Asgari geçim indirimi miktarları değiştiğinde net ele geçen miktarlarda değişir.
2011 yılı asgari geçim indirimini buradan görebilirsiniz
01.07.2011-31.12.2011 tarihleri 2011 yılı ikinci altı ay Temmuz ayı için asgari ücret net ele geçen miktarlar ve hesaplama tablosu aşağıdadır


2011 Temmuz Brüt ASGARİ ÜCRET837,00
(-)İŞÇİYE AİT PRİM MİKTARI (%14)117,18
(-)İŞSİZLİK SİGORTASI İŞÇİYE AİT PRİM MİKTARI (%1)8,37
(-)İŞÇİNİN ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ ÖNCESİ ÖDEYECEĞİ GELİR VERGİSİ (%15 )106,72
(-)DAMGA VERGİSİ MİKTARI (%06,6)*5,52
(+)ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ (BEKAR VE ÇOCUKSUZ)**59,74
2011 Temmuz ayı asgari ücretten net ele geçen658,95
01.01.2011-30.06.2011 dönemi Ocak ayı ve devamı ilk altı ay asgari ücretin işverene maliyeti hesaplama tablosu aşağıdadır

(Tehlike sınıf ve derecesine göre Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Oranı %1 alınmıştır)*
ASGARİ ÜCRET796,5
(+)SSK PRİMİ % 19.5 (İşv.Payı)155,32
(+)İŞSİZLİK SİGORTASI İŞVEREN PAYI % 215,93
ASGARİ ÜCRETİN İŞVERENE TOPLAM MALİYETİ*967,75
01.07.2011-31.12.2011 Temmuz ayı ve devamı ikinci altı ay asgari ücretin işverene maliyeti hesaplama tablosu aşağıdadır
(Tehlike sınıf ve derecesine göre Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Oranı %1 alınmıştır)*
ASGARİ ÜCRET837
(+)SSK PRİMİ % 19.5 (İşv.Payı)163,22
(+)İŞSİZLİK SİGORTASI İŞVEREN PAYI % 216,74
ASGARİ ÜCRETİN İŞVERENE TOPLAM MALİYETİ*1016,96
* tehlike sınıf ve derecelerini buradan görebilirsiniz
Not : 5083 Sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca; Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında yarım Kuruşun üzerindeki değerler bir Kuruşa tamamlanması yarım Kuruş ve altındaki değerler dikkate alınmaması gerekir
Asgari ücret hakkında bilmek istediğiniz soru ve cevaplar için tıklayınız
yanlış aramalar: askeri ücret 2011 , askari ücret 2011 , asgeri ücret 2011 , askeri ücret 2011

12 Haziran 2011 Pazar

Rüçhan hakkı nedir?

Rüçhan hakkı nedir?

Eğer buluşun birden fazla ülkede korunması istenirse, ilk patent başvurusunun herhangi bir ülkede yapılması tarihinden itibaren 12 aylık bir süre içinde aynı buluş için başka bir ülkede başvuru yapma konusunda bir haktan yararlanılabilir, buna rüçhan hakkı denir. Rüçhan hakkı öncelik hakkı anlamına gelir. İlk defa başvuru yapacaklar için rüçhan hakkı söz konusu değildir. Daha önce yapılmış başvurular için rüçhan(öncelik) hakkı söz konusudur.Bir başvuru sahibinin herhangi bir ülkede yaptığı başvurunun tarihi ile bu başvurusuna dayanarak daha sonra yaptığı başvurunun tarihi arasında üçüncü kişilerce buluş konusuna benzer bir konu için patent başvurusu yapılırsa, o başvuru karşıt doküman olarak gösterilemez.
Başvuru sahibi, yararlanmak istediği rüçhan hakkını başvuru ile birlikte veya başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde talep eder. Bununla ilgili rüçhan hakkı belgesini, patent başvurusu tarihinden itibaren üç ay içerisinde vermediği takdirde rüçhan hakkından yararlanma talebi yapılmamış sayılır.
Yabancı ülkelerde patent verilmesi için yapılan bir başvurunun farklı ülkelerde yapılmış olmasına bakılmaksızın birden çok rüçhan hakkı talebinde bulunulabilir.

10 Mart 2011 Perşembe

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN



MADDE 2 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

MADDE 3 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 23 üncü maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.”

MADDE 4 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 inci maddesinin kenar başlığı “I. Ailenin korunması ve çocuk hakları” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

MADDE 5 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 51 inci maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 6 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 53 üncü maddesinin kenar başlığı “A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” olarak değiştirilmiş, üçüncü ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.
Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.
Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”

MADDE 7 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 54 üncü maddesinin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 8 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74 üncü maddesinin kenar başlığı “VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” şeklinde değiştirilmiş, maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.
Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.
Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

MADDE 9 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 84 üncü maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 10 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 94 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.”

MADDE 11 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125 inci maddesinin ikinci fıkrasına “Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.” şeklindeki cümle eklenmiş ve dördüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz.”

MADDE 12 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”

MADDE 13 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.”

MADDE 14 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 144 üncü maddesi kenar başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“G. Adalet hizmetlerinin denetimi
MADDE 144 – Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

MADDE 15 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 145 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 145 – Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.
Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz.
Askerî mahkemelerin savaş halinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

MADDE 16 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 146 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 146 – Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden kurulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.
Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.
Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar.”

MADDE 17 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 147 nci maddesinin kenar başlığı “2. Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi” şeklinde, birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.”

MADDE 18 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin sonuna “ve bireysel başvuruları karara bağlar” ibaresi, üçüncü fıkrasındaki “Cumhurbaşkanını,” sözcüğünden sonra gelmek üzere “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını,” ibaresi eklenmiş, beşinci fıkrası “Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.” şeklinde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar ve üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.” şeklinde yeni bir fıkra eklenmiştir.
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.
Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

MADDE 19 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 149 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 149 – Anayasa Mahkemesi, iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az oniki üye ile toplanır. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir.
Siyasî partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılır, bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanır.
Anayasa değişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır.
Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, Genel Kurul ve bölümlerin yargılama usulleri, Başkan, başkanvekilleri ve üyelerin disiplin işleri kanunla; Mahkemenin çalışma esasları, bölüm ve komisyonların oluşumu ve işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle düzenlenir.
Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapılmasına karar verilebilir. Mahkeme ayrıca, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir ve siyasî partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.”

MADDE 20 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 156 ncı maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

MADDE 21 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 157 nci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

MADDE 22 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 159 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 159 – Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmiiki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca, üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından, yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.
Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde yapılır. Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden altmış gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.

Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üyenin, birinci sınıf adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için her hâkim ve savcının; ancak bir aday için oy kullanacağı seçimlerde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilir. Bu seçimler her dönem için bir defada ve gizli oyla yapılır.
Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.
Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.
Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.
Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.

Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.
Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.”

MADDE 23 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 166 ncı maddesinin kenar başlığı “I. Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir.”

MADDE 24 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının geçici 15 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 25 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 18 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun ve bir üyeyi de baro başkanlarının gösterecekleri üçer aday içinden seçer.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapacağı üye seçimi için aday göstermek amacıyla;

a) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Sayıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Sayıştay Genel Kurulunca seçim yapılır. Her Sayıştay üyesinin ancak bir aday için oy kullanabileceği bu seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

b) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının ilanında gösterilen yer ve zamanda baro başkanları tarafından seçim yapılır. Her bir baro başkanının ancak bir aday için oy kullanabileceği bu seçimde, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

c) (a) ve (b) bentleri uyarınca yapılan seçimlerin sonucunda aday gösterilmiş sayılanların isimleri seçimin yapıldığı günü takip eden gün Sayıştay ve Türkiye Barolar Birliği başkanlıklarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirilir.

ç) (c) bendi uyarınca yapılan bildirimden itibaren on gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde seçim yapılır. Her boş üyelik için yapılacak seçimde, ilk oylamada üye tamsayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır; ikinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı, birer üyeyi Yargıtay ve Danıştay kontenjanlarından olan ilk üyeliklerin boşalmasından sonra Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden seçer.
Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösteren kurumların halen mevcut üyeleri ile kendi kontenjanlarından seçilmiş yedek üyeler, tamamlama seçiminde göz önünde bulundurulur.
Anayasa Mahkemesinde halen belli görevlere seçilmiş olanların bu sıfatları seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üye olanlar yaş haddine kadar görevlerine devam ederler.

Bireysel başvuruya ilişkin gerekli düzenlemeler iki yıl içinde tamamlanır. Uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvurular kabul edilir.

GEÇİCİ MADDE 19 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde aşağıda belirtilen esas ve usuller dahilinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri seçilir:

a) Cumhurbaşkanı, hâkimlik mesleğine alınmasına engel bir hali olmayan; yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında en az onbeş yıldan beri görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile meslekte fiilen onbeş yılını doldurmuş avukatlar arasından dört üye seçer. Cumhurbaşkanı, üst kademe yöneticileri arasından seçeceği Kurul üyesini, bakanlık, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, valilik, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, kamu kurum ve kuruluşlarında genel müdürlük veya teftiş kurulu başkanlığı görevlerini yapanlar arasından seçer.

b) Yargıtay Genel Kurulu, Yargıtay üyeleri arasından üç asıl ve üç yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Yargıtay Birinci Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Birinci Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Yargıtay Genel Kurulu seçim yapar. Her Yargıtay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

c) Danıştay Genel Kurulu, Danıştay üyeleri arasından iki asıl ve iki yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Danıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay Genel Kurulu seçim yapar. Her Danıştay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

ç) Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu, kendi üyeleri arasından, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bir asıl ve bir yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu seçim yapar. Her üyenin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

d) Yedi asıl ve dört yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş olan adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adaylık başvurularını ilân eder. İlân tarihinden itibaren üç gün içinde adaylar Yüksek Seçim Kuruluna başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adayların başvurularını inceler ve aday listesini belirleyerek ilân eder. Takip eden iki gün içinde bu listeye karşı itiraz edilebilir. İtiraz süresinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde itirazlar incelenir, sonuçlandırılır ve kesin aday listesi ilân edilir. Yüksek Seçim Kurulunun kesin aday listesini ilân ettiği tarihten sonraki ikinci Pazar günü her ilde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimlerde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hâkim ve savcılar oy kullanır. İl seçim kurulları o ilde oy kullanacak hâkim ve savcıların sayısına göre sandık kurulları oluşturur. Sandık kurullarının işlem, tedbir ve kararlarına karşı yapılan şikâyet ve itirazlar il seçim kurulunca karara bağlanır. Adaylar propaganda yapamazlar; sadece, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde özgeçmişlerini bu iş için tahsis edilmiş bir internet sitesinde yayımlayabilirler. Bu seçimlerde her seçmen sadece bir aday için oy kullanabilir. Seçimlerde en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur. Kullanılacak oy pusulalarıyla ilgili diğer hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulalarını kendisi bastırabileceği gibi gerektiğinde uygun göreceği il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Yapılacak seçimlerde, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu bende aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

e) Üç asıl ve iki yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bölge idare mahkemelerinin bulunduğu illerde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak bu seçimlerde, o bölge idare mahkemesinde ve yargı çevresi içerisinde kalan yerlerde görev yapan idarî yargı hâkim ve savcıları oy kullanır. Bu seçimler hakkında da (d) bendi hükümleri uygulanır.
Birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun asıl üyeleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki otuzuncu günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Yargıtay ve Danıştaydan gelen asıl ve yedek üyelerinin görevleri, seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bunlardan, Yargıtaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (b) bendi uyarınca seçilenler; Danıştaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (c) bendi uyarınca seçilenler, sırayla göreve başlarlar.

Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri uyarınca seçilen üyelerden, üçüncü fıkra uyarınca göreve başlayanların görev süresi, birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen diğer Kurul üyelerinin görev süresinin bittiği tarihte sona erer.

İlgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçilen asıl üyeler, Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm malî ve sosyal haklar ile emeklilik hakkından aynen yararlanırlar. Ayrıca, Kurulun Başkanı dışındaki asıl üyelerine, (30000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.

İlgili kanunlarda düzenleme yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu;
a) Anayasa hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, yürürlükteki kanun hükümlerine göre Kurul şeklinde çalışır.

b) İkinci fıkra uyarınca asıl üyelerinin göreve başladığı tarihten itibaren bir hafta içinde Adalet Bakanının başkanlığında toplanır ve bir geçici Başkanvekili seçer.

c) En az onbeş üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.

ç) Sekreterya hizmetleri Adalet Bakanlığı tarafından yürütülür.
Kurul müfettişleri ile adalet müfettişleri atanıncaya kadar, mevcut adalet müfettişleri, Kurul müfettişi ve adalet müfettişi sıfatıyla görev yaparlar.
Bu madde hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar uygulanır.”

MADDE 26 –Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır.

3 Mart 2011 Perşembe

Vergi ve Sigorta Prim Affında Son Durum

Vergi ve Sigorta Prim Affında Son Durum
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının TBMM Genel kurulunda görüşmeleri devam etmektedir.
21.11.2010 tarihli ve 2010/76 sayılı Vergi Bültenimizle ilk detaylarını paylaştığımız, daha sonra altı ayrı Vergi Bültenlerimizle de ayrıntılı olarak incelediğimiz Yeni Af Paketi ile ilgili Kanun Tasarısının TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri devam etmektedir.
Tasarının, kamu alacaklarının yapılandırılmasını düzenleyen ilk 21 maddesi Genel Kurulda görüşülerek, küçük değişikliklerle kabul edilmiştir.
Tasarının vergi ve sigorta primi borçlarının yapılandırılmasını düzenleyen ilk 21 maddesinde TBMM Genel Kurulunda yapılan değişiklikler özetle şunlardır:
  • Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan kasa mevcudu ile ortaklardan alacaklarla ilgili olarak yapılan düzeltmelerde, düzeltilen tutar üzerinden ödenmesi gereken vergi % 5’den % 3’e düşürülmüştür.
  • Çiftçilere ve esnaf muaflığından yararlanan gerçek kişilere yapılan ödemeler üzerinden yapılan matrah/vergi artırımında ödenecek verginin hesabına ilişkin hüküm değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, bu uygulamada ilgili yıllarda geçerli olan stopaj oranının % 25’i oranında ek vergi ödenecektir.
  • Tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan TEDAŞ alacaklarının ödeme koşulları yeniden düzenlenmiştir. Tasarının önceki halinde bu konuda alacaklı şirket yönetim kurulu yetkili iken, düzenlemeyle ödeme koşullarının Kanun’la belirlenmesi öngörülmüştür. Tasarının değişik düzenlemesine göre bu borçlar beş eşit taksitte ödenecek olup, taksit ödeme zamanını alacakların bulunduğu bölgeler, iller, ürünlerin hasat dönemleri dikkate alınarak değiştirmeye şirket yönetim kurulları yetkili olacaktır.
  • Tasarının 17. maddesinin altıncı fıkrasında genel sağlık sigortalarına ilişkin genel sağlık sigortası primleri ile İşsizlik Fonundan karşılanması gerekip de Türkiye İş Kurumu tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmemiş sigorta primleriyle ilgili olarak yapılan bir düzeltmeyle, prim borç asıllarından vazgeçilmediğine, dolayısıyla prim borç asıllarının ödeneceğine, bu düzenleme ile sadece söz konusu primlerin Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadarki gecikme cezası ve gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçildiğine açıklık getirilmiştir.
Tasarı görüşmelerine devam edilmekte olup, önümüzdeki hafta tamamlanabileceği ve Şubat ayı ortalarında yayımlanarak yürürlüğe gireceği tahmin edilmektedir.

Saygılarımızla

Recep Bıyık
Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı, YMM

Mali Genel Af (Torba Yasa)

Mali Genel Af (Torba Yasa)
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN HAKKINDA BİLGİLER
Yasal Açıklamalar:
İlgili Bültenlerimiz:İlgili Köşe Yazılarımız :İlgili Videolarımız:
  • Vergi Affı
  •  (Ersun Bayraktaroğlu, Murat Çolakoğlu)
İlgili Haberler:Mini Anket:
E- Kitaplar
Hesaplama

33 SORUDA VARLIK BARIŞI

S.1. Varlık Barışının Yasal Dayanağı Nedir?
C.1. 22.11.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” ilk defa yasalaşmış olup kısaca “Varlık Barışı” olarak adlandırılmaktadır.
Daha sonra 10.07.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5917 sayılı “Bütçe Kanunlarında Yer
Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” ‘un 44,45 ve 46.maddeleri ile 5811 sayılı kanuna süre uzatımı ve kapsam genişletilmesi yönünde bazı eklemeler yapılmıştır.
 
S.2.”Varlık Barışı” Kanunu’nun kapsamını genel olarak açıklar mısınız?
C.2. Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin 01.06.2009 tarihi itibariyle kayıtdışı bulunan yurtiçindeki varlıkları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yurtdışında sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil gibi sermaye piyasası enstrümanları ve benzeri menkul kıymetlerin 30.09.2009 tarihine kadar (dolayısıyla son gün 29 Eylül 2009 Salı) banka ve aracı kurumlara veyahut vergi dairelerine dilekçe ekinde beyan edilmesi esasına dayandırılmıştır.
 
S.3. Beyan edilecek varlıklara ilişkin dilekçe ve beyanname elden verilmek zorunda mıdır?
C3. Gelir veya Kurumlar Vergisi yönünden mükellefiyeti devam etmekte olan kişi ve kurumlardan, yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olanlar, “Varlık Barışı” kapsamında sunacakları beyanlarını internet üzerinden yapmak durumundadırlar.
Ayrıca, yurt içinde bulunan varlıklarını beyan edecek olan mükellefler sadece vergi dairelerine başvuruda bulunabileceklerdir.
 
S.4. “Varlık Barışı” kapsamına giren varlıkları sayar mısınız?
C.4. Para, Döviz, Altın, Menkul Kıymet, Sermaye Piyasası araçları (tahvil, hisse senedi vb.), varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar (arazi, arsa, tapu kütüğüne kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyet kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler), şirketin ortaklarına olan borçları.
 
S.5. Varlık barışı üzerinden ödenecek Vergi Oranları Nedir?
C.5. Yukarıda sayılan kurumlara yapılacak beyan neticesinde yurtiçinden ekonomiye kazandırılan varlık matrahı üzerinden % 5 oranında, yurtdışından ekonomiye kazandırılan varlık matrahı üzerinden ise % 2 oranında Varlık barışı vergisi alınacaktır.
 
S.6. “Varlık Barışı” uygulamasına başvuran mükellefler ödedikleri vergi karşılığında ne tür kazanımlar elde edeceklerdir?
C.6. Yurt içi ve yurtdışında yerleşik mükelleflerin kayıt dışında bulunan varlıklarını ilgili kanun kapsamında beyan etmesi ve tahakkuk eden vergiyi vadesinde ödemesi durumunda, 01.01.2008 tarihinden önceki vergileme dönemleri için yapılacak vergi incelemeleri neticesinde ortaya çıkacak olan cezalı tarhiyatlardan (vergi aslı, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi) beyan ettiği varlık değeri kadarı mahsup edilecektir.
 
S.7. “Varlık Barışı” neticesinde tahakkuk eden vergi borcunun vadesi nedir?
C.7. Tahakkukun yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi gerekiyor.
 
S.8. Beyan sonucunda ortaya çıkacak olan verginin ödenmemesinin sonuçları ?
C.8. Tahakkuk eden vergi miktarı vadesinde ödenmediği takdirde, halihazırda vergi incelemesine girmemiş tüm mükellefler açısından vergi incelemelerine karşı sigorta yerine geçecek bu uygulamadan yararlanılması mümkün olmayacaktır.
Bununla beraber, vadesinde ödenmeyen varlık barışı vergisi, mükelleflere herhangi bir hak sağlamayacağı gibi sözkonusu verginin takip ve  tahsili genel esaslar çerçevesinde sürdürülecektir.
S.9. 5811 Sayılı Yasa kapsamında varlık beyanında bulunduğu halde ödeme yapamayanlar için yeni düzenleme ile bir geri dönüş imkanı sağlanmış mıdır?
C.9. 5811 Sayılı Yasa kapsamında 22.11.2008 tarihinden ilgili yasanın son günü olan 02.03.2009 tarihine kadar varlık beyanında bulunduğu halde ödeme yapamamış mükelleflerin, 30.09.2009 tarihine kadar, vergi aslı ve gecikme faizini ödemeleri durumunda kazanılmış hakları devam edecektir.
 
S.10. Hiçbir şekilde mükellefiyeti olmadığı halde varlık beyanında bulunmak isteyenler ne yapmalıdır?
C.10. Varlık beyanında bulunduğu tarihte mükellefiyet tesis ettirmemiş kişi ve kurumlar, beyan edeceği varlıklar bulunması halinde öncelikle mükellefiyet tesis ettirmelidir. Aksi halde uygulamadan faydalanamayacaklardır.
 
S.11. ”Varlık Barışı” na başvurduğu halde vergi incelemesi neticesinde doğacak matrah farkından hangi mükellefler faydalanamayacaktır?
C.11. 22.11.2008 tarihinden önce haklarında vergi incelemesine başlanmış olan mükellefler ilgili kanun hükümlerinden faydalanamayacaklardır.
 
S.12. ”Varlık Barışı” nı “vergi incelemesine başlama tarihi açısından” değerlendirir misiniz?
C.12. “Varlık Barışı” kapsamında beyanda bulunan mükellefler için, 2003 ve 2007 takvim yılları için 19.06.2009 tarihinden önce vergi incelemesine başlanılmamış olması durumunda Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve KDV yönünden ileride doğabilecek cezalı tarhiyatlardan, varlık barışı kapsamında beyan ettikleri kıymetlerin matrahını indirebileceklerdir.
 
S.13. Vergi incelemesine başlama tarihi yönünden diğer özellikli durumlara yer verir misiniz?
C.13. Daha önce yayımlanan 5811 sayılı “Varlık Barışı” kapsamında beyanda bulunan mükellefler, 2007 ve öncesi takvim yılları için 22.11.2008 tarihinden 02.03.2009 tarihine kadar incelemeye başlanılmamış olması durumunda sadece karşılaştıkları matrah farkı tarhiyatlarını varlık barışı beyanlarındaki matrahtan indirebileceklerdir.
 
Ayrıca sözkonusu mükellefler 5917 sayılı düzenleme kapsamında yeni bir varlık beyanında bulunmaları durumunda, ayrıca vergi farkı tarhiyatları içinde yukarıda açıklanan mahsup imkanından faydalanabileceklerdir.
 
5917 sayılı yasa kapsamında 10.07.2009 tarihi ile 30.09.2009 tarihleri arasında “Varlık Barışı” kapsamında beyanda bulunan mükellefler, 01.01.2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak, 19.06.2009 tarihinden sonra vergi incelemesine muhatap oldukları takdirde, GV, KV ve KDV yönünden tarh edilecek matrah farkı ve vergi farkı tarhiyatlarına karşı beyan ettikleri kıymetlerin matrahı üzerinden mahsup edilebilecektir.
 
S.14. Bu durumda 19.06.2009 tarihinden önce haklarında vergi incelemesine başlanmış olanların durumu ne olacaktır?
C.14. 19 Haziran 2009 tarihinden önce haklarında vergi incelemesine başlanmış olan mükellefler, varlık barışı kapsamında bildirim veya beyanda bulunsalar dahi vergi incelemeleri normal seyrinde devam edecektir.
 
S.15. Haklarındaki vergi incelemesi tamamlanmış ve adlarına vergi ve cezalar tebliğ edilen mükellefler için bu yasada bir kolaylık var mı?
C.15. Maalesef, vergi incelemesi tamamlanmış olan mükellefler için yargı yolu dışında yeni bir çıkış bulunmamaktadır.
 
Daha önceden belirttiğimiz gibi bu gün itibariyle vergi incelemesine girmemiş hatta 19 Haziran’dan sonra incelemeye alınmış kişi ve kurumlar, varlık barışından yararlanabileceklerdir.
 
S.16.”Varlık Barışı” Kanunu hangi amaçla çıkarılmıştır?
C.16. Yurt içi ve yurt dışında kayıt dışı bırakılmış nakit, altın, menkul kıymet, gayrimenkul gibi servetlerin milli ekonomiye kazandırılarak küresel krizin etkilerinin azaltılması başta olmak üzere yurtiçinde bulunan ancak işletmelerin envanterinde yer almayan varlıkların işletme özkaynakları içerisine alınarak şirketlerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.
 
S.17. Yeni Varlık Barışı Kanunu ile indirimi reddedilen KDV’ler de kanun kapsamına alınmıştır. 02 Mart 2009 tarihinden önce yapılan varlık barışı başvuruları, indirimi reddedilen KDV’den mahsup hakkını kapsamakta mıdır? Yoksa tekrar başvuru yapılması gerekir mi?
C.17. 5811 Sayılı yasa kapsamında varlık barışına dahil olmuş gerçek ve tüzel kişilerin varlık barışı kanunu kapsamında gerçekleştirdikleri beyanlar, reddedilen KDV tutarının, beyan ettikleri varlık matrahından indirilmesini kapsamayacaktır. Dolayısıyla yeni düzenlemeyle getirilen bu haktan faydalanmak isteyen mükelleflerin 5917 sayılı yasa kapsamında 30.09.2009 tarihine kadar yeni bir başvuru yapmayı ihmal etmemeleri gerekmektedir.
 
S.18. “Reddedilen KDV kapsamında varlık beyanından düşülecek miktar nasıl hesaplanacaktır?
C.18. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, % 18 KDV oranı dikkate alınarak hesaplanacaktır.
 
S.19. “Varlık Barışı”’na başvurulduğu halde, mahsup edilemeyecek vergi ve cezalar var mıdır?
C.19. Emlak Vergisi, Damga Vergisi, Gümrük ve Kambiyo mevzuatı, Ö.T.V, Ö.İ.Vergileri kapsamında yapılacak vergi incelemelerinde ortaya çıkacak olan vergi ve matrah farkları bu uygulamadan yararlanamayacaktır.
Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezaları da mahsup uygulaması kapsamında değerlendirilmeyecektir.
 
S.20. Olumsuz mükellefler (Kod Listesi) yer alan mükellefler “Varlık Barışı” uygulamasından yararlanabilirler mi?
C.20. Mükelleflerin mal ve hizmet alımında bulunduğu tedarikçi firmalarının, maliyenin olumsuz mükellefler listesinde yer alması ve bu alımlarından dolayı tahakkuk ettirilen vergi farkları için de mahsup imkanı bulunmaktadır.
 
Bu soruyu bir örnek ile açıklamak gerekirse, 19 Haziran tarihinden sonra başlamış bir vergi incelemesi neticesinde 2003-2007 takvim yıllarından herhangi bir dönemde muhasebe kayıtlarında 100.000.-TL. tutarında naylon fatura tespit edilen bir mükellef, 30.09.2009 tarihine kadar 100.000.- TL. değerinde varlık beyanında bulunur ve vadesinde tahakkuk edecek olan 5.000.-TL. vergisini öderse, ileride doğacak olan (takribi 5 katı) 500.000 .-TL. civarındaki vergi ve buna bağlı cezaları ödemekten kurtulmuş olacaktır.
 
S.21. Konuyu hürriyeti bağlayıcı cezalar ve varlık barışı hükümleri ışığında irdeler misiniz?
C.21. Olumsuz mükellefler listesinde yer alan bir firmadan mal veya hizmet alındığının 19.06.2009 tarihinden sonra tespit edilmesi durumunda varlık barışından faydalanmış bir mükellef, kanunen korunma kalkanı içerisinde yer almış durumdadır. Fakat yalnızca vergi cezası ve faizleri açısından korunabilecektir. Halbuki bu fiiller karşısında VUK’nun 359.maddesi 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını da öngörmektedir.
Gerek 5811 sayılı yasada gerekse 5917 sayılı yasada sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen veya kullananlara ilişkin uygulanacak hapis cezalarını engelleyici bir hüküm mevcut değildir.
 
S.22. İşi terk etmiş mükelleflerin uygulama karşısındaki durumları nedir?
C.22. Şu anda işini terk etmiş veya tasfiyeye girmiş olan mükellefler, tekrar mükellefiyet tesis ettirdikleri takdirde, 01.01.2008 tarihi öncesi dönemlerdeki mükelleflere sağlanan kolaylıklardan faydalanabilecektir.
 
S.23.Yurt içindeki varlıklarının beyanında bulunan şirketler, ilgili beyan ettikleri değeri bilançosunda ne şekilde kayıt altına alacaktır?
C.23. Bilançonun pasifinde, özsermaye grubu içerisinde yer alacak şekilde özel bir hesapta takip edilmesi gerekmektedir. Varlık barışı kapsamında beyan edilmiş yurt içi varlıkların matrahı, beyan tarihinden itibaren 6 (altı) ay içerisinde sermayeye eklenmesi gerekmektedir.
 
S.24.Yurt dışındaki varlıklarının beyanında bulunan şirketler, ilgili beyan ettikleri değeri bilançosunda ne şekilde kayıt altına alacaktır?
C.24. Gerçek veya tüzel kişilerce, 01.10.2008 tarihi itibariyle sahip olunan ve yurt dışında bulunan varlıklar, Türk Lirası cinsinden beyan edilir. Bu kıymetler, 213 sayılı kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihi itibariyle kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu kanun hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz. işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez.
Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, sözkonusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.
 
S.25. Kanun’daki yurt dışı tabiri tüm ülkeleri kapsamak tamıdır?
C.25. Hayır. Mesela vergi cenneti olarak bilinen Anguilla, Andora, Antıqua, Aruba, Bahamalar, İngiliz Virjin Adaları, Isle of Man, Seyşeller, Turks and Caicos, Amerikan Virjin Adaları ve ayrıca aramızda vergi anlaşması bulunmayan Cayman adaları, Bermuda Adaları, Amerikan Virjin Adaları, Kıbrıs Rum Kesimi, Malta ve İsviçre gibi ülkelerde varlığı bulunan ve bu varlıklarını getirmek isteyen kişi ve kurumlar 5917 sayılı yasa hükümlerinden faydalanamayacaklardır. Konu hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler, E.Hesap Uzmanı Ercan Akbay’ın Yaklaşım Dergisi’nin Ocak 2009 sayısının 123-127.sayfalarında yer alan makalesinden faydalanabilirler.
 
S.26. Bu şirketlerin ödediği vergilerin muhasebe kaydı nasıl olacaktır.?
C.26. “Varlık Barışı” kapsamında ödenen vergiler Kanunen kabul Edilmeyen Giderler Hesabına intikal ettirilecektir. Vergi matrahını azaltıcı unsur olmasına izin verilmediği gibi başka bir vergiden de mahsup edilemeyecektir.
 
S.27. Süresinde kıymet bildiriminde bulunan ve vadesinde ödemesini yapan mükelleflere sağlanan hakların ifade edildiği, 3.maddenin 5.fıkrasının tam metnine önemine binaen yer verir misiniz?
C.27. Mad.3/5- Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılır.  
 
S.28. Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin beyan ettiği gayrimenkuller üzerinden yüzde kaç amortisman ayrılabilecektir?
C.28. Bilanço usulünde defter tutan Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin beyan ettiği gayrimenkuller üzerinden amortisman ayırma imkanı bulunmamaktadır.
 
S.29. “Varlık Barışı” kapsamında bulunulan bildirim veya beyanlardan hareketle vergi incelemesi veya tarhiyat sözkonusu mudur?
C.29. Yurt içi ve yurt dışından beyan edilen kıymetlerden hareketle herhangi bir inceleme söz konusu değildir. Ancak, Bakanlık 4811 ve 5917 sayılı kanun kapsamı dışında başka herhangi bir nedenle vergi inceleme yetkisini 2003-2007 dönemleri için saklı tutmaktadır. İlgili yıllar için yapılacak vergi incelemeleri neticesinde tespit edilecek matrah farkından, bu yasa kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilebileceği tabiidir.
Yine tekraren belirtmek gerekir ki, 16.09.2009 tarihinden önce haklarında vergi incelemesine başlanmış mükellefler, bahse konu yasal düzenlemeden yararlanamazlar.
 
S.30. Yurt dışında elde edilmiş (kayıtlı) kazançların Türkiye’ye getirilmesi halinde sağlanan vergi avantajları nelerdir?
C.30. Tam mükellefiyet tabi gerçek kişi ve kurumların 01.05.2009 ile 31.12.2009 tarihleri arasında;
i) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar, 
ii) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde edilen iştirak kazançları,
iii) Yurtdışında bulunan işyeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançlar,
28.02.2010 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi durumunda gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.
 
S.31. Yurt içi veya yurt dışındaki paralarını beyan edenler, daha sonra bu paraların kaynağının sorulması durumunda ne yapacaklardır?
C.31. Uygulamadaki yasal mevzuat bu paraların kaynağının sorgulanmasına müsaade etmemektedir. Ancak İdare, kaynağını sorgulayamadığı bu paralardan elde edilen gelirlerin beyan edilip edilmediğini sorgulama hakkına sahiptir.
Dolayısıyla faiz ve kira benzeri gelirleri olduğu halde bu gelirlerini beyan etmemiş kişi ve kurumların para veya kıymet tutarının toplamını değil, sadece beyan dışı bıraktığı gelir tutarını “Varlık Barışı” kapsamında beyan etmesi, vergi sigortası bağlamında yeterli olacaktır.
 
S.32. 5917 sayılı kanundan da süresinde faydalanamayan mükellefler için süre uzatımı olabilir mi?
C.32. İlgili kanun hükmü, bildirim ve beyan sürelerini, izleyen üçüncü ayın sonuna kadar uzatmaya bakanlar kuruluna yetki vermiştir.
 
S.33. Siz bu düzenlemelerin hedeflenen sonuçlara ulaşacağına inanıyor musunuz?
C.33. Sözkonusu düzenleme, mükelleflerin hiç düşünmeden bildirim veya beyanda bulunmasını sağlamaktan uzaktadır.
Zira bu düzenleme neticesinde, emlak vergisi, ÖTV, ÖİV, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları, kambiyo ve gümrük mevzuatı hakkında herhangi bir hukuki koruma bulunmaması ayrıca yukarıdaki soru ve cevaplarda göreceğiniz üzere bilhassa 19.06.2009 tarihinden önce nezdinde vergi incelemesine başlanılan mükelleflerin yasal düzenlemenin kapsamı dışında yer alması, kanunun hedeflediği barışa katkıda bulunmasına engel olacak düzeydedir.
 
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)